<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Komünist Birlik</title>
	<atom:link href="https://komunistbirlik.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://komunistbirlik.org/</link>
	<description>Yeniden Atılım İçin</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 18:51:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://komunistbirlik.org/wp-content/uploads/2025/10/cropped-Komunist-Birlik-Logo-32x32.png</url>
	<title>Komünist Birlik</title>
	<link>https://komunistbirlik.org/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 1 Eylül– 8 Eylül 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-1-eylul-8-eylul-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[komunistbirlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:50:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4446</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Emperyalizmi ve Siyonist İsrail Rejimine Karşı Mücadeleyi Yükseltelim! ABD’nin İran’a yönelik enerji altyapısını, lojistik merkezleri ve sivillerin yaşam alanlarını hedef alan saldırılarına bir yenisi eklendi. NATO Zirvesi’nin ardından emperyalizmin İran’a yönelik saldırgan söylemleri ve hamleleri artmış, İran’ın kuşatılması ve ekonomik olarak sıkıştırılması açısından emperyalizm yeni adımlarını devreye sokmuştu. Mekke Anlaşması, Deniz Savunma Koalisyonu, Suudi Arabistan ve ABD arasında imzalanması noktasında tartışılan nükleer anlaşma, İran’ın bölgedeki etkisinin kırılmasını hedefleyen hamleler olarak değerlendirilmelidir. Trump’ın “Hürmüz Boğazı...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-1-eylul-8-eylul-2026/">Komünist Birlik Haftalık 1 Eylül– 8 Eylül 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD Emperyalizmi ve Siyonist İsrail Rejimine Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!</strong></p>
<p>ABD’nin İran’a yönelik enerji altyapısını, lojistik merkezleri ve sivillerin yaşam alanlarını hedef alan saldırılarına bir yenisi eklendi. NATO Zirvesi’nin ardından emperyalizmin İran’a yönelik saldırgan söylemleri ve hamleleri artmış, İran’ın kuşatılması ve ekonomik olarak sıkıştırılması açısından emperyalizm yeni adımlarını devreye sokmuştu. Mekke Anlaşması, Deniz Savunma Koalisyonu, Suudi Arabistan ve ABD arasında imzalanması noktasında tartışılan nükleer anlaşma, İran’ın bölgedeki etkisinin kırılmasını hedefleyen hamleler olarak değerlendirilmelidir. Trump’ın “Hürmüz Boğazı ABD toprağıdır” söylemi ve her fırsatta İran’ı<br />
hedef tahtasına oturtan yaklaşımı emperyalizmin İran’a yönelik bir dizi müdahale seçeneğini gündemde tuttuğunu göstermektedir.</p>
<p>Emperyalizm bir yanıyla Körfez ülkeleri üzerinden baskı kurmaya çalışmakta diğer yandan da İran’ın altyapısını hedef alan saldırılar düzenleyerek İran’ı kötürüm bırakmayı hedeflemektedir. Bu adımlarla birlikte İsrail İran’a yönelik saldırılardan faydalanmaya çalışarak Lübnan’ın güneyinde yaratmaya çalıştığı “gri hat” olarak adlandırılan tampon bölgeyle Lübnan üzerindeki yayılmacı adımlarını güçlendirmeye çalışmaktadır. Haydut ABD ve Siyonist İsrail rejimi, savaş suçu ve insanlık suçu işlemektedir. Milyonlarca insanın hayatını etkileyecek şekilde enerji ve lojistik merkezlerin hedef alınması emperyalizmin dönem dönem diline doladığı “insan hakları”nı kendi çıkarına göre yorumladığını göstermektedir.</p>
<p>Emperyalizm ve siyonist İsrail rejiminden barış, demokrasi ve özgürlük beklemek büyük bir yanılgıdır. Suriye’nin geldiği durum ve emperyalizm tarafından cihatçı HTŞ’ye teslim edilmesi büyük bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. Ortadoğu halklarının savaş, yoksulluk, göç ve ölüm sarmalından kurtulması emperyalizme karşı mücadeleden geçmektedir. Haydut ABD emperyalizmine ve siyonist İsrail rejimine karşı mücadele her alanda yükseltilmelidir.</p>
<p>AKP’nin ülkemizi, İran’ı etkisizleştirmeyi amaçlayan projelere ortak kılması kabul edilemez.</p>
<p>Türkiye, Mekke anlaşması dahil olmak üzere emperyalizmin bölgedeki hakimiyetini güçlendirecek her türlü anlaşmadan çekilmelidir!</p>
<p><strong>Köprü ve Otoyollar Sermayeye Peşkeş Çekilemez!</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 2 köprü ve birçok otoyolun 30 yıllığına özelleştirilmesine yönelik karar resmi gazetede yayınlandı. 2031 yılında başlayacak olan ve 30 yıl sürecek olan özelleştirmeler AKP iktidarının emekçilerin altınteri ile yapılmış köprü ve otoyolları patronlara rant kapısı hâline getirmek istediğini göstermektedir.</p>
<p>AKP, iktidarı boyunca telekomünikasyondan enerjiye, şeker fabrikalarından madenlere ve limanlara kadar; kamunun mülkiyetini, zenginliklerimizi, patronların hizmetine sunmuş ve özelleştirme adı altında sermayeye peşkeş çekmiştir. Özelleştirmelerle birlikte emekçilerin sırtındaki yük daha fazla artmış ve sermaye sınıfı emekçiler üzerinden cebini doldurmaya devam etmiştir.</p>
<p>AKP, ekonomik krizin faturasını emekçilere keserken patronlara yeni yağma ve rant kapıları açmaktadır. Türkiye&#8217;de emekçiler her geçen gün yoksullaşırken patronlar vergi muafiyetleri, teşvikler ve özelleştirmelerle zenginleşmeye devam etmektedir.</p>
<p>Köprü ve otoyolların özelleştirilmesiyle birlikte fiyatlandırmadan denetimlere kadar büyük bir keyfiyetin yaşanacağı ise şimdiden görülmektedir.</p>
<p>Enerji ve enerji dağıtımı, madenler, limanlar, köprü ve otoyollar başta olmak üzere eğitim ve sağlık gibi tüm stratejik ve kamusal hizmetlerin sermaye egemenliğinden kurtarılması emekçilerin örgütlü mücadelesi ve kamucu bir programın hayata geçirilmesiyle<br />
gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Girne Feribot Faciası Kaza Değil Sermaye Cinayetidir!</strong></p>
<p>Girne açıklarında 9 yurttaşın can verdiği ve 19 yurttaşın ise karanlık sularda hâlâ kayıp olduğu &#8220;Filo Jet&#8221; faciası, sistemin kanlı yüzünü bir kez daha ortaya sermiştir. 239 kişinin kıl payı kurtarıldığı bu olay; sermayenin doymak bilmez kâr hırsının yol açtığı apaçık bir cinayettir.</p>
<p>Filo Denizcilik tarafından işletilen 2001 yapımı geminin hikayesi, bu çarpık düzenin bir özeti niteliğindedir. Finansal sorunlar ve icra davaları yüzünden iki yıl boyunca rıhtımda çürümeye terk edilen gemi, bu şirket tarafından satın alınarak makyajlanmış ve insan taşımacılığına sokulmuştur. Çelik konstrüksiyonu dahi bulunmayan ve 3 metreden yüksek dalgalara girmemesi söylenen bu deniz otobüsü, patronların sefer iptaliyle yaşayacağı gelir kaybını önlemek uğruna 4-4,5 metrelik dev dalgalara bile bile sokulmuş ve gövdesinde ölümcül çatlaklar oluşmuştur.</p>
<p>Katliam, daha limanda açık açık gelmiş… İkinci kaptanın &#8220;Gemi su alıyor, sefere çıkmayalım&#8221; şeklindeki uyarısına rağmen, geminin halat çözmesi, bir kişinin işgüzarlığı değil; sermayeye sınırsız hareket alanı tanıyan denetimsizliğin doğrudan sonucudur.</p>
<p>Asıl sorulması gereken, Honduras&#8217;tan 3500 dolar ile satın alınmış şaibeli bir kaptan ehliyetiyle yolcu taşımacılığı yapılmasına hangi kurumların izin verdiğidir. Çatlak gövdeli, bakımsız bir geminin denize açılmasına onay veren devletin, denetim mekanizması baştan aşağı çürümüştür. Şirketler maliyeti düşürmek için ucuz ve liyakatsiz işgücüne yönelirken, devlet yetkilileri patronların kârı sekteye uğramasın diye denetim görevini kasten terk etmiştir.</p>
<p>Bugün denizin 550 metre dibinde yatan enkaz, kokuşmuş piyasa iktidarının ta kendisidir. Yaşananlar sadece personel hatasına indirgenemez. Bu facia; kâr marjını yüksek tutmak için limanları denetimsiz bırakan, şirketlerin çıkarlarını halkın can güvenliğinin önüne koyan bilinçli bir politikanın eseridir. İnsanları bile bile sulara gömen patronlar ve onlara bu denetimsiz sömürü alanını yaratan yetkililer, suçu dalgalara ya da birkaç çalışana atarak aklanamazlar!</p>
<p><strong>Ücret Eriyor, Geçim Derdi Büyüyor!</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos 2026 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini paylaştı. Ağustos ayında fiyatlar bir önceki aya göre %1,84 artarken, yıllık enflasyon %31,51 olarak gerçekleşti. 12 aylık ortalamalara göre artış ise %31,79 seviyesinde seyretti.</p>
<p>Gıda, barınma, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaç maddelerinde enflasyon bu oranların üzerinde. TÜİK metodolojisi dinamik veriler ile oluşmadığından, çıkan rakamların gerçeği yansıtmadığını, enflasyon için hesaplaması için oluşturulan madde sepetinin ve madde<br />
ağırlık katsayılarının sorunlu olduğunu bilmek gerekir.</p>
<p>Tüm bu gerçek enflasyonun altında gösterilen oranlar, toplu iş sözleşmeleri, asgari ücret artışlarında belirleyici olduğundan, gerçek ücretlerin erimesine, servetin emekçi halktan patronlara aktarılmasına neden oluyor. Emeğin milli gelirden aldığı pay düşerken,<br />
sermayenin kârı katlanıyor.</p>
<p>Ve tüm bunlara rağmen Orta Vadeli Planda enflasyon hedefi tekrar yenilenerek, yüzde 16 olarak öngörülen 2026 yıl sonu enflasyon tahmini, 12,4 puanlık artışla yüzde 28,4&#8217;e yükseltiliyor. Orta Vadeli Planın tüm ekonomik politik olumsuz sonuçları emekçilerin sırtına yükleniyor.</p>
<p>Gelir yetmemekte, fiyatlar özellikle temel ihtiyaçlarda hızla ve sürekli artmakta, kredi, kredi kartları ile borçla yaşam sürdürülmeye çalışılmaktadır. TÜİK verileri şeffaflaşmalı ve denetime açılmalıdır. Ücretler yıllık değil aylık artışlar ile belirlenmeli ve bu erimenin önüne geçilmelidir. Temel ihtiyaçlarda kâr hedefi kaldırılarak fiyatlar dondurulmalıdır. Sermayeye servet transferine neden olan, emekçileri yoksulluğa ve açlığa mahkum eden bu düzen son bulmalıdır.</p>
<p><strong>Deniz Göktaş&#8217;n Yeri Cezaevi Değil, Sahnelerdir!</strong></p>
<p>24 Haziran tarihinde YouTube’da yayınlanan “Ölü Deniz” gösterisiyle milyonların takdirini kazanan Deniz Göktaş, 3 Temmuz’da “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamalarıyla tutuklandı. Sanatın ve özellikle mizahın toplum üzerinde ne kadar güçlü bir araç olabileceğini bir kez daha gördük: Kısa sürede milyonlarca kişi tarafından izlenen gösteri, iktidarı ve yandaşlarını o kadar rahatsız etmiş olmalı ki önce gösteriye erişim engellendi, ardından Deniz Göktaş cezaevine kapatıldı.</p>
<p>Ancak Göktaş, ilk andan itibaren ne tehditlere ne de yargılamalara boyun eğdi. Tatil için yurtdışında bulunan Göktaş, tutuklanacağını bilmesine rağmen Türkiye’ye döndü ve yüksek güvenlikli cezaevine yani “kuyu tipi” hapishaneye gönderildi.</p>
<p>Kamuoyuna ulaştırdığı mektuplarda mizah yapmaya ve içinde bulunduğumuz karanlık tabloyu eleştirmeye devam etti. Böylece gerçek bir sanatçının tavrının nasıl olması gerektiğini tüm Türkiye’ye gösterdi. 28 Ağustos’ta ise başına, mizaha konu olacak bir olay geldi: Deniz Göktaş aynı gün içinde hem tahliye edildi hem de yeniden tutuklandı. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tahliye kararı verirken; İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, bu kez “suçu ve suçluyu övme” gerekçesiyle Deniz Göktaş’ın yeniden tutuklanmasına karar verdi.</p>
<p>Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır!</p>
<p>Bir sanatçının yeri cezaevi değildir. Deniz Göktaş’ın yeri, “kral çıplak” demeye devam edeceği sahnelerdir.</p>
<p><strong>BKP: Barış İçinde Yaşam Sosyalizmde</strong></p>
<p>1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası Polonya’yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı’nı başlatmıştı. Milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan bu kanlı savaş, Doğu Cephesi’nde Kızıl Ordu’nun zaferiyle ve Sovyetler Birliği’nin faşizmi yenmesiyle tarihe geçmişti. Savaşın ardından Sovyetler Birliği’ni ve sosyalizmi geriletmek için 1949’da kurulan NATO, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından da ortadan kalkmadı. Tek kutuplu dünyada sömürü ve yoksulluğun, bölgesel savaşların ve işgallerin adımlarını hızlandırmıştır. Libya’dan Irak’a, Suriye’den Filistin’e kadar; bölgemizde ve dünyada, barışın ve halkların düşmanı NATO, ABD ve<br />
emperyalizmdir. Ortadoğu’ya barış getireceğiz diyerek başlanan projeler, bölgemize kan ve daha fazla sömürüyü beraberinde getirmiştir.</p>
<p>1 Eylül Dünya Barış Günü’nü, geçmişte olduğu gibi bu yıl da savaşlarla karşılıyoruz. Emperyalist saldırganlığın hız kesmeden arttığı, özellikle bölgemizde yüzlerce ölüme sebep olduğu 2026 yılında işgaller ve savaşlar durmamıştır. Venezuela’ya müdahale, Küba’ya ambargo ve tehdit, Ortadoğu’da savaş… Bölgemizde İsrail eliyle yaratılan çatışma iklimi önce Gazze’de işgal ve katliama; sonrasında ise Lübnan ve İran’a dönük saldırılara dönüşmüştür. ABD ve emperyalizmin planları doğrultusunda İran’ın, 12 günlük savaşla güçten düşürülmesi hedeflenmiş; İran’daki muhalif kesimlerin tepkileri, emperyalist emellere âlet edilmeye çalışılmış; bütün bunlar planlandığı gibi gitmeyince ise müzakere oyalaması ve ardından tekrar çatışmalar devreye girmiştir. Ülkemiz, tüm bu emperyalist kanlı çatışmaların içinde NATO Zirvesi’ne Temmuz ayında ev sahipliği yapmıştır. NATO Zirvesi’nde kararlaştırılan; barış, kardeşlik ve huzur iklimi değil; daha fazla savaştır.</p>
<p>Ülkemizde AKP-MHP iktidarı ve Kürt Siyasi Hareketi tarafları üzerinden süren çözüm süreci, bölgemizdeki savaştan ve emperyalizmin tasarılarından bağımsız düşünülemez. Çatışmanın durması, ülkemizde Türk ve Kürt emekçilerinin kardeşçe yaşaması, işçi sınıfının eşit ve özgür bir ülkeye kavuşması komünistlerin özlemi ve mücadelesidir. Ancak iktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ tanımıyla yola çıktığı süreç, ne yazık ki barış ve kardeşliği tesis etmekten uzakken; bölgemizde terör yaratan İsrail’in güçlenmesi planına da uyumlu yürütülüyor. AKP-MHP eliyle, emperyalizmin kararları ve adımları doğrultusunda şekillenecek bir sürecin Türk ve Kürt emekçilerinin ve işçi sınıfının çıkarına olmadığı ise açıktır. ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın ifade ettiği ‘büyük Osmanlı’, siyasi iktidarın da hasret duyduğu karanlık tablonun ta kendisidir. Çözüm süreci bağlamında da dillendirilen bu hasret, ülkemize açıkça düşmanlıktır. Dincilik, gericilik, ümmetçilik ve daha fazla sömürü; ülkemiz emekçilerinin önüne ‘çözüm’ olarak sunulamaz!</p>
<p>İşçi sınıfının sermayeye karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesi yükselmeden, emperyalizmin kanlı elleri bölgemizden ve ülkemizden çekilmeyecektir. İşçi sınıfının ağırlığını koymadığı bir barış, ancak yeni kanlı savaşları beraberinde getirecektir. Bölgemizdeki başta Türk, Kürt, Arap emekçileri olmak üzere, tüm halkların huzur, güven, barış içinde kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kurmak bizlerin görevidir! Dünya Barış Günü’nde eşitlik, kardeşlik mücadelesini yükselteceğimizi; aydınlık bir ülkeyi, mutlaka sosyalizmi kuracağımızı yineliyoruz!</p>
<p>Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi<br />
01.09.2026</p>
<p><strong>SDT: Yağmaya Geçit Yok! ODTÜ Ormanı Bizimdir!</strong></p>
<p>ODTÜ ormanına yönelik rant saldırısı tüm hızıyla sürüyor. Yıllardır hukuksuzca ilerletilmeye çalışılan, doğa ve kent düşmanı rant yoluna, asfalt dökümüne başlandı. Ankara’nın son nefes alanlarından biri olan ODTÜ ormanı, bir kez daha betonun ve sermayenin doymak bilmez kâr hırsının hedefinde&#8230;</p>
<p>Projenin mimarı Melih Gökçek’ten, projeyi gizlice sürdüren Mansur Yavaş’a kadar; kişiler, partiler değişse de patronlara hizmet ortaklığı hiç değişmiyor. Sözde ulaşım projesi maskesi altında başkentin en önemli değerlerinden birine saldıranların asıl niyeti çok açık: Ahlatlıbel- İncek koridorundaki on binlerce lüks konut projesine ve el değmemiş arazilere yol açarak yüz milyarlarca liralık devasa bir özel imar rantı yaratmak.</p>
<p>Üniversiteyi kâr odaklı bir şirket gibi yöneten kayyumların da ortak olduğu bu talan ve yağmayı reddediyoruz. Ormanımızın parçalanarak patronlar ve inşaat sermayesi için bir şantiye alanına dönüştürülmesini, yaşam alanlarımızın kurban edilmesini kabul etmiyoruz.</p>
<p>ODTÜ ormanına yapılan bu saldırı, ülkemizin kaynaklarını yağmalayan sömürü düzeninin bir ürünüdür. Sermayenin çıkarları uğruna başlatılan bu açgözlü yağmanın karşısında durmaya devam edecek; üniversitemize, ormanımıza ve ülkemize sonuna kadar sahip çıkacağız!</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-1-eylul-8-eylul-2026/">Komünist Birlik Haftalık 1 Eylül– 8 Eylül 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 18 Ağustos – 26 Ağustos 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-18-agustos-26-agustos-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 17:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4433</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Emekçilerin AKP Hamasetine Karnı Tok! İsrail’in Gazze&#8217;de uyguladığı katliamla birlikte emperyalizmin ve siyonizmin Orta Doğu&#8217;da izlediği politikalar Suriye&#8217;de cihatçı HTŞ&#8217;nin iktidara getirilmesi, Lübnan ve Hizbullah&#8217;a yönelik saldırılar, İran’ın kuşatılması adımlarıyla devam etmişti. AKP iktidarı da attığı adımlarla bu süreci beslemiş, Trump&#8217;ı Gazze valisi yapan Filistin Barış Kurulu&#8217;na katılmış, Suriye&#8217;nin çözülmesine ve HTŞ&#8217;nin iktidara getirilmesine doğrudan katkı koymuş, İran&#8217;ın kuşatılması noktasında işlev görecek Mekke Anlaşmasına imza atmıştır. Emperyalizmin Orta Doğu&#8217;da izlediği politikalardan biri olan İsrail’in...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-18-agustos-26-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 18 Ağustos – 26 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Emekçilerin AKP Hamasetine Karnı Tok!</strong></p>
<p>İsrail’in Gazze&#8217;de uyguladığı katliamla birlikte emperyalizmin ve siyonizmin Orta Doğu&#8217;da izlediği politikalar Suriye&#8217;de cihatçı HTŞ&#8217;nin iktidara getirilmesi, Lübnan ve Hizbullah&#8217;a yönelik saldırılar, İran’ın kuşatılması adımlarıyla devam etmişti.</p>
<p>AKP iktidarı da attığı adımlarla bu süreci beslemiş, Trump&#8217;ı Gazze valisi yapan Filistin Barış Kurulu&#8217;na katılmış, Suriye&#8217;nin çözülmesine ve HTŞ&#8217;nin iktidara getirilmesine doğrudan katkı koymuş, İran&#8217;ın kuşatılması noktasında işlev görecek Mekke Anlaşmasına imza atmıştır.</p>
<p>Emperyalizmin Orta Doğu&#8217;da izlediği politikalardan biri olan İsrail’in güçlendirilmesi, ekonomik, siyasi ve askeri açıdan bölgede emperyalizmin koçbaşı rolünü üstlenmesi adımlarına AKP iktidarı da onay vermiş ve bugün katil İsrail rejimi yayılmacı ve saldırgan adımlarını güçlendirmiştir.</p>
<p>Filistin başlığında sahte gözyaşları döken ve İsrail&#8217;in karşısında olduğunu söyleyen AKP, ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürmüş, ülkemizde katil İsrail rejimini protesto etmeyi ve Filistin halkıyla dayanışmayı gözaltılarla bastırmaya çalışmıştır. İkiyüzlülüğü açığa çıkan AKP bugün de benzer bir hamasete sarılmakta ve İsrail&#8217;in Suriye&#8217;de bulunan Ebu Zuhur üssüne yönelik saldırıyı iç siyasette İsrail tehdidi olarak işlemektedir. Bugün İsrail&#8217;in bölgeye yönelik yağma planları olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bir diğer gerçek ise sermaye devleti ve AKP&#8217;nin de emperyalizmin çıkarları doğrultusunda benzer bir görevi üslendiğidir.</p>
<p>AKP iktidarının siyonist İsrail rejimine karşıtlığı olası çıkar çatışmalarından ibarettir. AKP ve Yeni Osmanlıcılık ülkemizi büyük bir belirsizliğin içerisine sürüklemiştir. AKP&#8217;nin hamasi söylemlerine emekçiler kanmamalı, ülkemizin güvenliğinin emperyalizmle, NATO&#8217;yla, yeni Osmanlıcı politikalarla sağlanamayacağı görülmelidir.</p>
<hr />
<p><strong><br />
ABD’den İran’a Karşı Ekonomik Savaş Tehdidi</strong></p>
<p>İran’ı savaş alanında yenemeyen ve Hürmüz Boğazı’nda sıkışıp kalan ABD, İran’ı dize getirmek için savaşın ekonomik cephesini genişletiyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “bir düşmana karşı bugüne kadar düzenlenmiş en büyük mali saldırı” olarak nitelendirdiği ve “Ekonomik Tecrit Operasyonu” adını verdiği kapsamlı ekonomik saldırı planını açıkladı.</p>
<p>Bessent, ekonomik saldırının amacını şu sözlerle ifade ediyor: “Amacımız, Tahran yalnız kalana kadar bu acımasız rejimi ayakta tutan her türlü ekonomik can damarını koparmak.”</p>
<p>İran zaten uzun yıllardır ABD yaptırımlarının hedefinde. Ancak bu kez yaptırımların kapsamı genişletiliyor ve özellikle dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik olmak üzere beş temel alanda daha sert önlemler devreye sokuluyor.</p>
<p>ABD’nin Küba’ya yönelik hâlen sürdürdüğü ekonomik abluka, geçmişte Beşar Esad yönetimindeki Suriye’ye uyguladığı yaptırımlar ve şimdi İran’a karşı başlattığı “ekonomik tecrit” politikası, savaşın yalnızca askeri araçlarla yürütülmediğini bir kez daha gösteriyor. ABD emperyalizmi, en önemli kozlarından biri olan devasa ekonomik gücünü ve doların uluslararası ticarette sağladığı egemenliği, karşısındaki ülkelere karşı sonuna kadar kullanıyor.</p>
<p>İran petrolünün yaklaşık yüzde 90’ını ithal eden Çin, bu yaptırımlara karşı tepkisini şimdiden dile getirdi. Pekin, ikincil yaptırımların Çin’i hedef alması hâlinde karşı yaptırımlar uygulayacağını açıkladı. Kritik mineraller konusunda önemli bir koz sahibi olan Çin’in, İran’a yönelik yaptırımların etkisini ne ölçüde azaltabileceğini önümüzdeki aylarda göreceğiz.</p>
<p>ABD emperyalizmi, askeri, siyasi, ekonomik ve ideolojik olmak üzere tüm araçları kullanarak kendisine karşı çıkan güçleri etkisiz hâle getirmeye çalışıyor. Bu nedenle ABD emperyalizminin yürüttüğü savaşlara ve uyguladığı her türlü baskı politikasına karşı antiemperyalist mücadeleyi güçlendirmek zorundayız.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Emperyalizm Terörün Kaynağıdır! </strong></p>
<p>ABD, HTŞ yönetimindeki Suriye’yi 1979 yılından bu yana bulunduğu “terörizmi destekleyen ülkeler” listesinden çıkardı. ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da Kongre’ye sunduğu niyet beyanının ardından başlayan 45 günlük inceleme süresinin dolmasıyla, ABD Hazine Bakanlığı bu kararı resmen yürürlüğe koydu. Geçtiğimiz yıl Ahmed Şara&#8217;nın (Ebu Muhammed el-Colani) liderliğini yaptığı Heyet Tahrir eş-Şam&#8217;ın (HTŞ) &#8220;Yabancı Terör Örgütü&#8221; statüsünü kaldıran ve Şara&#8217;yı terör listesinden çıkaran ABD, bu son hamleyle Suriye&#8217;nin küresel sisteme dönüşünün önündeki en büyük engeli de kaldırmış oldu. Bu kararın ardından ABD&#8217;nin terör destekçisi devletler listesinde yalnızca Küba, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve İran kaldı.</p>
<p>ABD, kuklası HTŞ&#8217;yi “terörle” mücadelede bir “ortak” olarak nitelendiriyor fakat HTŞ güçleri ve bunlarla bağlantılı milisler sahadaki Şii ve Alevi azınlıklara yönelik saldırı, öldürme ve zorla yerinden etme eylemlerini aralıksız sürdürüyor. Özellikle Mart 2026’da yaşanan bir dizi katliamda, HTŞ güçlerinin binlerce Alevi sivili öldürdüğü kayıtlara geçti. Şara&#8217;nın, geçmişte El Kaide yöneticiliği yaptığı ve öldürülen IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin yardımcısı olarak görev aldığı, ayrıca Suriye, Lübnan ve Irak’ta sivilleri ve kutsal mekânları hedef alan kanlı intihar saldırılarından doğrudan sorumlu olduğu biliniyor.</p>
<p>Bugün Suriye&#8217;nin &#8220;teröre destek veren ülkeler&#8221; listesinden çıkarılması kararı, ülkenin terörden arındığı veya barışa kavuştuğu anlamına gelmiyor. Aksine bu durum, terörün bizzat devletleştiği, IŞİD&#8217;in kravat takarak meşrulaştırıldığı ve ABD-İsrail ekseninin bölgedeki yeni bekçiliğini üstlendiği çok daha tehlikeli ve karanlık bir dönemin resmi olarak tescil edilmesinden ibarettir.</p>
<p>Emperyalizmin terör söylemi halkların güvenliğini merkeze almamakta, emperyalist sistemin çıkarları doğrultusunda şekillenmektedir. Bugün dünyayı yıkıma sürükleyen en büyük terör örgütü NATO ve emperyalizmdir.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Irkçı Saldırılar Münferit Değildir! </strong></p>
<p>Şırnak ve Mardin&#8217;den Karadeniz&#8217;e fındık hasadına giden Kürt mevsimlik tarım işçileri, Zonguldak ve Düzce&#8217;de peş peşe ırkçı saldırılara uğradı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Zonguldak&#8217;ta iki gün süren saldırıları &#8220;münferit bir hadise&#8221; olarak nitelendirse de bu yaşananlar maalesef ilk değil.</p>
<p>Bu saldırılar, mevsimlik tarım işçilerinin her hasat döneminde maruz bırakıldığı çok boyutlu sömürünün bir parçasıdır ve &#8220;münferit&#8221; adli vakalar olmanın çok ötesindedir. İşçiler gittikleri bölgelerde sadece ırkçı tehditlerle değil; insanlık dışı barınma koşulları, ağır sömürü ve güvencesizlikle de yaşam mücadelesi veriyor.</p>
<p>İşçilerin hapsolduğu bu ağır tablo, ırkçı kışkırtmalarla perdelenmek isteniyor. Düzenin ideolojik kuşatması tam da burada devreye giriyor. Ekonomik krize ve yoksulluğa karşı biriken toplumsal öfkenin patronlara ve sömürü düzenine yönelmesi engellenmek isteniyor. Emekçiler dil, din, ırk ayrımları üzerinden bölünmeye çalışılıyor.</p>
<p>Karadeniz&#8217;de fındık bahçesi olan veya o bölgede yevmiyeyle çalışan yoksul bir köylü ile Şırnak&#8217;tan gelen mevsimlik işçi arasına ekilen düşmanlık tohumları, düzenin cankurtaran simididir. Emeğinden başka satacak hiçbir şeyi olmayanlar birbirine düşman edilir. Irkçılık ve gericilik her zaman işçi sınıfının yan yana gelmesini engellemek için kullanılır.</p>
<p>Irkçı saldırılara ve ağır sömürüye verilecek cevap, işçi sınıfının birlik ve dayanışmasıyla olacaktır.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Maden İşçisinin Hakları Verilmelidir</strong></p>
<p data-path-to-node="6">Sermaye düzeninin karanlığına, patronların doymaz kâr hırsına ve patronların kalkanı haline gelen bakanlığa karşı maden işçileri Ankara sokaklarında sınıfın onurunu savunuyor. Doruk Madencilik ve Eti Gümüş emekçileri; yerin metrelerce altından çıkardıkları alın terinin, çalınan kıdem tazminatlarının ve çocuklarının geleceğinin hesabını soruyor.</p>
<p data-path-to-node="7">Yıldızlar SSS Holding patronları kasalarındaki serveti &#8220;şirket itibarı&#8221; maskesiyle aklamaya çalışırken, madenci aileleri ve çocukları bu düzenin çürümüşlüğünü onların yüzüne çarpıyor: Sizin itibarınız, işçinin gasp ettiğiniz emeğidir!</p>
<p data-path-to-node="8">Müzakere masalarında teknik oyunlarla süreci uzatanlar, Bağımsız Maden-İş yöneticilerini ve üyelerini gözaltılarla yıldırabileceğini sananlar açıkça yanılıyor. İşçi sınıfının örgütlü iradesi ne gözaltılarla ne de baskılarla teslim alınabilir.</p>
<p data-path-to-node="9">Maden işçisi yalnız değildir. Onların direnişi; fabrikada, şantiyede, atölyede iliği sömürülen tüm Türkiye işçi sınıfının ortak kavgasıdır. Bu kavga yalnızca gasp edilen ücretlerin değil, madenleri ve memleketi asalak patron takımının elinden alma kavgasıdır.</p>
<p data-path-to-node="10">Hak, patronların vicdanına değil, sınıfın örgütlü iradesine bağlıdır. Gasp edilen tüm kazanımlar kayıtsız şartsız iade edilene ve gözaltındaki maden işçileri aramıza dönene kadar direniş kararlılıkla sürecektir.</p>
<p data-path-to-node="11">İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Metin Kurt&#8217;u Saygıyla Anıyoruz. </strong></p>
<p>Yeşil sahaların komünisti Metin Kurt’u kaybedeli 14 yıl oldu.</p>
<p>Zor şartlardan dolayı ailesine destek olmak için lisede eğitimi sürerken amatör takımlarda futbol oynamaya başlayan Metin Kurt, Altay ve PTT takımlarında süren ve parlayan oyunculuğundan sonra Galatasaray’a transfer oldu ve üç yıl arka arkaya şampiyonluk yaşadı. Bu süreçte takımın yıldızı olmasına ve kazandığı başarılara rağmen futbol düzenindeki sömürüye karşı mücadeleye adım attı. Arkadaşları ile paylaştığı “Futbolcular Sendikası” düşüncesi destek görünce, bu düşüncesini hayata geçirmeye çalıştı. Basına gereksinim vardı duyulması için, ama basının bu konuya yeterince yer vermemesi nedeniyle bir milli maç öncesi bildiri hazırladı ve takım arkadaşlarına imzalattı Metin Kurt. Futbol düzeni bundan sonra baskılarla Metin Kurt’u yalnızlaştırmaya çalıştı ve bir ölçüde başarılı oldu.</p>
<p>Aktif futbol hayatı sona erince spor yazarlığı yapıp kitap çıkardı, panellere katıldı ve örgütlü olarak mücadeleye devam etti. Spor-Sen sendikasının kuruluşuna öncülük etti.</p>
<p>Aktif futbol yaşamında ve sonrasında futbolun sömürü düzenini açığa çıkartmaya çalıştı Metin Kurt. Yalnızca futbolcuların değil, masör, malzemeci kim varsa onların “köle” olmadığını anlattı ve sömürü düzenine karşı örgütlü bir mücadele için çok çabaladı. Sporu sermayenin egemenliğinden çıkarmak için de “Spor halk içindir” dedi.</p>
<p>“Halka yakın olmak için tribünlere yakın oynuyorum” diyen bu yüzden de Çizgi Metin olarak anılan Metin Kurt’un bize teslim ettiği mücadeleyi sürdürmek zorundayız. Yaşamı boyunca işçi sınıfı mücadelesinin yanında yer alan Metin Kurt’u bir kere daha saygı ve sevgi ile anıyoruz ve emekçinin kalesi önünde duvar olacağız sözünü veriyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-18-agustos-26-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 18 Ağustos – 26 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 12 Ağustos – 17 Ağustos 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-12-agustos-17-agustos-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 15:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4429</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; AKP&#8217;nin 25 Yılı: Karanlık, Zorbalık ve İşbirlikçilik Emperyalizmin, sermaye düzeninin ve gericiliğin ittifakıyla iktidara gelen AKP&#8217;nin 25. yıl etkinliğinde konuşan Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Terörsüz Türkiye&#8217;den terörsüz bölgeye geçiş yapıyoruz&#8221; diyerek AKP&#8217;nin Kürt sorununu çözdüğünü, Orta Doğu&#8217;da barışın tesis edilmesi noktasında AKP&#8217;nin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Türkiye AKP iktidarıyla birlikte emperyalizmin ve siyonizmin çıkarlarına hizmet eden, emek sömürüsünün derinleştiği, patronlar zenginleşirken emekçilerin her geçen gün yoksullaştığı, gençliğin işsizlik ve geleceksizlik kıskacında yaşamaya çalıştığı,...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-12-agustos-17-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 12 Ağustos – 17 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AKP&#8217;nin 25 Yılı: Karanlık, Zorbalık ve İşbirlikçilik</strong></p>
<p>Emperyalizmin, sermaye düzeninin ve gericiliğin ittifakıyla iktidara gelen AKP&#8217;nin 25. yıl etkinliğinde konuşan Recep Tayyip Erdoğan, &#8220;Terörsüz Türkiye&#8217;den terörsüz bölgeye geçiş yapıyoruz&#8221; diyerek AKP&#8217;nin Kürt sorununu çözdüğünü, Orta Doğu&#8217;da barışın tesis edilmesi noktasında AKP&#8217;nin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>
<p>Türkiye AKP iktidarıyla birlikte emperyalizmin ve siyonizmin çıkarlarına hizmet eden, emek sömürüsünün derinleştiği, patronlar zenginleşirken emekçilerin her geçen gün yoksullaştığı, gençliğin işsizlik ve geleceksizlik kıskacında yaşamaya çalıştığı, gericiliğin ve şiddetin kadınları yaşamdan kopardığı bir ülke konumuna geldi.<br />
Bugün, emperyalizmin planları doğrultusunda Orta Doğu&#8217;da atılan adımların ve onun Türkiye&#8217;deki yansıması olan &#8220;Çözüm Sürecinin&#8221; Türk ve Kürt emekçilere barış, kardeşlik ve özgürlük getireceği söylemi büyük bir yalandan ibarettir.</p>
<p>Terör, savaş, yoksullaşma, eşitsizlikler emperyalizmden, sermaye düzeninden ve gericilikten beslenmektedir. Bugün AKP iktidarı uluslararası terör örgütü NATO, emperyalizm ve siyonizmin çıkarlarını uygulamakta ve bunu emekçilere bir zafer olarak yutturmaya çalışmaktadır.</p>
<p>AKP&#8217;nin 25 yılı göstermektedir ki Türkiye karanlığa, zorbalığa, yeni Osmanlıcılığa teslim olmayacaktır.</p>
<p>Barış, kardeşlik, eşitlik ve özgürlük için ülkemizin AKP&#8217;den ve onun temsil ettiği sermaye düzeninden kurtulması gerekmektedir!</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gerici Tarikatları Besleyen AKP&#8217;nin Kendisidir!</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir operasyonla yöneticileri tutuklanan Süleymancılar tarikatı, hafızalarımıza 29 Kasım 2016 tarihinde Adana&#8217;nın Aladağ ilçesinde 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği yurt yangınıyla kazınmıştı. Facianın ardından bir tarikat yöneticisinin yaşanan durumu &#8220;Allah&#8217;ın takdiri&#8221; olarak nitelendirmesi ve ortadaki ağır ihmal iddialarına rağmen yargılamanın aylarca başlamaması kamuoyunda büyük tepki çekmişti.</p>
<p>Fethullahçı yapılanmaya benzer bir strateji izleyen Süleymancılar; eğitim kurumları, Kuran kursları ve açtıkları binlerce öğrenci yurdu üzerinden çocukları ve gençleri kendi etrafında toplayarak etki alanını giderek genişletti. Sadece Türkiye&#8217;de değil, Avrupa&#8217;da da güçlü bir ağa sahip olan tarikatın nüfuzu sivil alanla da sınırlı kalmadı. Yapının, zaman içinde emniyet ve yargı gibi devletin kritik kurumlarında da dikkate değer bir güce ulaştığı bilinmekteydi. İşin ekonomik boyutunda ise birçok cemaatte görülen holdingleşme süreci Süleymancılarda da karşılık bulmuş; tarikat çeşitli ticari sektörlere girerek ciddi bir sermaye gücü elde etmiştir.</p>
<p>Öte yandan, tarikatın mevcut liderine atıfla kayıtlara &#8220;Alihan Kuriş Suç Örgütü&#8221; olarak geçen bu son operasyon, iktidar ile cemaatler arasındaki ilişki dinamiğini de gösteriyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi&#8217;nin, &#8220;AK Parti iktidarı döneminde hiçbir dindar insanımıza, hiçbir cemaate, hiçbir muhafazakâr kesime kesinlikle operasyon yapılmamıştır” şeklindeki açıklaması, AKP&#8217;nin cemaat ve tarikatlarla ancak kendisiyle uyumlu oldukları sürece bir kavga yaşamadığı; bu uyumun bozulduğu noktalarda ise bu yapıların suç örgütüne, terör örgütüne dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<p>Bugün operasyonun hedefi Süleymancılar, dün Fethullahçılardı, yarın belki Menzilciler olacak; biz ise şunu söylüyoruz: Adları ne olursa olsun tüm tarikatlar kapatılmalıdır.</p>
<p>AKP&#8217;nin ise bu tarikatlarla temelde bir fikir ayrılığı bulunmamaktadır. Geçmişte &#8220;okyanus ötesine&#8221; selam yollayan da, &#8220;bu hasret bitsin&#8221; çağrıları yapan da AKP&#8217;nin ta kendisidir. AKP, gerici tarikatlar eliyle devlet kademelerini dönüştürmüş, toplumsal hayatı gericilikle baskı altına almaya çalışmıştır. Bugün ise çıkar çatışması sonucu açığa çıkan operasyonlar AKP&#8217;nin bu tarikatların önünün açılması ve güçlenmesindeki rolünü gizleyemez!</p>
<p>Bugüne kadar gerici tarikatlar ve cemaatlerin laikliği ayaklar altına alan adımları ve siyasal alana yönelik müdahalelerine karşı yükselen seslerin AKP eliyle bastırıldığı unutulmamalıdır!</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Trump’ın Yalanları, İran’ın Direnişi</strong></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran konusunda yalanlar söylemeye ve tehditler savurmaya devam ediyor. Katıldığı bir etkinlikte Trump, Hürmüz Boğazı’nda tam bir abluka uyguladıklarını ve istemedikleri hiçbir geminin boğazdan geçemediğini iddia etti. Bu altı boş iddialardan sonra İran’ı tehdit etmeyi de unutmayarak, “İran&#8217;ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı&#8217;nı ABD toprağı ilan edeceğim” dedi.</p>
<p>Trump’ın yalanlarına ve tehditlerine İran’dan sert cevaplar geldi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, “Hürmüz Boğazı, ne tweetle ele geçirilebilir ne uçak gemisiyle ne emir çıkararak ne de seçim konuşmasıyla&#8230; İran ne tehditten korkar ne de güç gösterisiyle sindirilebilir!” diye açıkladı.</p>
<p>Donald Trump’ın yalanlarını, abartılı iddialarını ve tehditlerini duymaya alıştık. Ancak ABD emperyalizmine alışmayacağız. Emperyalizmle mücadelede geri adım atmayacağız. Amerikan emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı İran ve bölge halklarının yanındayız.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sömürü Düzeni Ölüm Saçıyor</strong></p>
<p>Daha fazla kâr için daha uzun çalışma saatleri, güvencesiz çalıştırma, iş güvenliğinin uygulanmaması iş cinayetlerine neden oluyor. İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) Temmuz 2026 verilerine göre 214 işçi, çalışırken yaşamını kaybetti. 2026’nın ilk 7 ayında yaşamını kaybeden işçi sayısı ise 1279 oldu. Hayatını kaybedenler arasında 14 yaş altında çalıştırılan çocuklar da var, 65 yaş üstünde çalışmak zorunda olanlar da.</p>
<p>İş Sağlığı Yasasının kapsamı geniş olmasına rağmen uygulamaların denetlenmemesi, denetleme sonucu verilen cezaların caydırıcı olmaması yasanın eksik yanlarından sadece biri.</p>
<p>Devlet denetleme görevini yapmamak ile birlikte işçilerin sağlık ve güvenliğini patronların insafına bırakmakta. Çalışma alanlarında güvenlik için gerekli ekipmanlar genel olarak eksik ve standartlara uygun değil. Güvencesiz, kayıtsız çalışan işçiler için İş Sağlığı Yasası görünürde bile uygulanmamakta. Uzun çalışma saatleri, işçilere iş ve güvenlik ile ilgili eğitimin verilmemesi iş cinayetlerinin diğer önemli bir nedeni.</p>
<p>Yaşamlarımızı, patronların kâr hırsı ve ihmali sonucu kaybediyoruz. AKP iktidarı da denetlemeyerek, çözüm yollarını kapayarak bu ihmale ortak olmaktadır. Denetimler artırılmalı, cezalar artırılmalı ve ötelenmemeli, işçiler yasanın uygulanmasında söz sahibi olmalıdır. Bugün iş cinayetlerinin engellenmesi de, işçi sınıfının sermaye düzeni tarafından göz dikilen haklarını tekrardan kazanması da örgütlü bir sınıf hareketiyle mümkündür. Türkiye işçi sınıfı birliğini ve dayanışmasını büyütmeli; yoksulluğa, iş cinayetlerine, hak gasplarına ve sömürüye karşı ayağa kalkmalıdır!</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Okumuş İnsan Emekçi Halka Karşı Sorumludur… Harun Karadeniz’i Saygıyla Anıyoruz!</strong></p>
<p>15 Ağustos 1975’te, henüz 33 yaşındayken aramızdan ayrılan Harun Karadeniz’i ölümünün yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.</p>
<p>Harun Karadeniz, 68 gençliğinin yalnızca öncü isimlerinden biri değil; gençliğin mücadelesinin işçi sınıfının mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini savunan, anti-emperyalist ve sosyalist bir devrimciydi.</p>
<p>“Okumuş insan emekçi halka karşı sorumludur” diyerek gençliğin kavgasını halkın ve emekçilerin mücadelesine taşımaya çalıştı. 6. Filo’ya karşı eylemlerden üniversite işgallerine, Derby Fabrikası işgalinden Kartal İşçi Birliği’nin örgütlenmesine kadar mücadelenin her alanında yer aldı.</p>
<p>Harun Karadeniz, baskılara, tutuklamalara ve ağırlaşan hastalığına rağmen mücadelesinden vazgeçmedi. 33 yıllık ömrüne sığdırdığı mücadele bugün de bizlere önemli bir sorumluluk bırakıyor: Gençliğin öfkesini ve arayışını örgütlü işçi sınıfının mücadelesiyle buluşturmak; eşit, bağımsız, özgür ve sömürüsüz bir ülke için mücadeleyi büyütmek.</p>
<p>Harun Karadeniz’i unutmadık, unutmayacağız!</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Maden İşçisi Yalnız Değildir!</strong></p>
<p>Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Eskişehir Mihalıççık&#8217;taki Doruk Madencilik ve Elazığ&#8217;daki Eti Gümüş madenlerinde çalışan işçiler aylardır hakları için mücadele ediyor.</p>
<p>25 Temmuz’da holding yönetimi ve sendika masaya oturmuş, bir mutabakata varılmıştı. Verilen sözlere göre birikmiş ücretler 6 Ağustos&#8217;ta, tazminatlar ise 17 Ağustos&#8217;ta taksitler halinde ödenecekti. Ancak sözler tutulmadı.</p>
<p>Ankara&#8217;nın Ulus meydanında başlayan, ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne taşınan eylemlerde haklarını arayan işçiler muhatap bulmak yerine defalarca polis müdahalesi ile karşılaştı ve gözaltına alındı.</p>
<p>Maden işçileri, alın terlerinin karşılığını alana kadar geri adım atmamaya ve direnişlerini devam ettirmeye kararlı.<br />
Maden işçilerinin hak arama eylemlerine karşı yapılan baskı ve gözaltılara son verilmelidir.</p>
<p>Geçmiş tüm alacaklar verilmeli, tazminatlar ödenmelidir. Direnen maden işçileri kazanacak!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-12-agustos-17-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 12 Ağustos – 17 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 6 Ağustos – 11 Ağustos 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-6-agustos-11-agustos-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4426</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Emperyalizm ve İstibdat Rejiminin Çıkarları Halkların Karşısındadır!  Eşit Yurttaşlık, Barış ve Kardeşlik; Emperyalizme, Gericiliğe ve Sermaye Düzenine Karşı Mücadeleyle Sağlanabilir! Emperyalizmin Suriye&#8217;ye yönelik hamleleriyle birlikte gelişen ve Türkiye&#8217;de sermaye düzeninin oluşan bu yeni tabloya entegrasyonunun yansıması olan &#8220;Çözüm Süreci&#8221;; Kürt sorununun çözümüne, barış, demokrasi ve kardeşlik zemininin yaratılmasına değil; emperyalizmin, gericiliğin ve yeni Osmanlıcı politikaların derinleşmesine, kök salmasına ve AKP iktidarının bu zamana kadar attığı tüm işbirlikçi, emek düşmanı adımların üzerini örtmesine hizmet etmektedir....</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-6-agustos-11-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 6 Ağustos – 11 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><b>Emperyalizm ve İstibdat Rejiminin Çıkarları Halkların Karşısındadır! </b></p>
<p><b>Eşit Yurttaşlık, Barış ve Kardeşlik; Emperyalizme, Gericiliğe ve Sermaye Düzenine Karşı Mücadeleyle Sağlanabilir!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emperyalizmin Suriye&#8217;ye yönelik hamleleriyle birlikte gelişen ve Türkiye&#8217;de sermaye düzeninin oluşan bu yeni tabloya entegrasyonunun yansıması olan &#8220;Çözüm Süreci&#8221;; Kürt sorununun çözümüne, barış, demokrasi ve kardeşlik zemininin yaratılmasına değil; emperyalizmin, gericiliğin ve yeni Osmanlıcı politikaların derinleşmesine, kök salmasına ve AKP iktidarının bu zamana kadar attığı tüm işbirlikçi, emek düşmanı adımların üzerini örtmesine hizmet etmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP iktidarının, düzeni ve toplumsal alanı yeniden yapılandırdığı bir kesitten geçiyoruz. Bir yanıyla emperyalist saldırganlığın Ortadoğu&#8217;daki adımlarını güçlendiren AKP, diğer yanıyla da kurduğu gerici ve işbirlikçi iktidarını sürdürmenin arayışı içerisinde. Sermaye düzeni, Suriye ve Ortadoğu&#8217;daki dönüşümden pay kapmaya çalışırken; AKP iktidarı &#8220;demokrasi ve barış&#8221; kılıfıyla, yeni Osmanlıcılığın belgesi niteliği taşıyacak yeni anayasayı toplumun karşısına çıkarmaya hazırlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP&#8217;nin Kürt sorununu yalnızca silah bırakma, terör ve terör örgütü üyeleri kapsamında ele alması ve Suriye başta olmak üzere Türkiye&#8217;deki ajandasının bir parçası olarak değerlendirmesi; Çerçeve Yasa&#8217;nın içeriği ve &#8220;Terörsüz Türkiye&#8221; yaklaşımındaki ısrarıyla bir kez daha tescillenmiş durumdadır. AKP&#8217;den barışı, kardeşliği ve demokrasiyi geliştirecek adımlar beklemek büyük bir yanılgıdan ibarettir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komünistler, halklar arasında düşmanlığı körükleyen adımların karşısında olduğu gibi; halkların ve emekçilerin özlemini duyduğu barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık kavramlarının sermaye düzeni ve emperyalizm tarafından içinin boşaltılmasına da karşıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye&#8217;nin HTŞ kontrolüne geçmesi, geçmiş çözüm süreci deneyimleri ve AKP iktidarının işbirlikçi ve emek düşmanı adımları ele alındığında; emperyalizmi ve sermaye düzenini görmezden gelen tutumların çıkışsızlığı ve halkların çıkarına hizmet etmeyeceği ortadadır. AKP iktidarının en temel yurttaşlık haklarına dahi göz diktiği, yargıyı siyasi operasyonlarında bir silah olarak kullandığı ve ülkeyi baskı ve zorbalıkla yönetmeye çalıştığı bir kesitte; AKP&#8217;nin meşrulaştırılması ve adımlarına hareket alanı yaratılması kabul edilemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemiz yeni Osmanlıcılığa, AKP zorbalığına, emperyalist projelere ve sahte umutlara mahkûm değildir. Kürt sorununun çözümü; emperyalizme, sermaye düzenine ve gericiliğe karşı emekçilerin yükselteceği ortak mücadeleden geçmektedir.</span></p>
<p><b>Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi</b></p>
<p><b>11.08.2026</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p><b>Suudi Arabistan’a Yardım Eli: Mekke Anlaşması</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye 7 Ağustos tarihinde ortak bir savunma anlaşması imzaladı: Mekke Ortak Savunma Anlaşması. Bu anlaşma, NATO’nun 5. Maddesine benzer bir şekilde, “Bir üyeye yapılan saldırı tümüne yapılmış sayılır” kuralına dayanan bir kolektif güvenlik anlayışına sahip.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten NATO üyesi olan Türkiye’nin böyle bir savunma anlaşmasına dâhil olmasının amacı, açıkça Suudi Arabistan’a destek olmaktır. Yandaş basın tarafından İsrail’e karşı “dev anlaşma” olarak köpürtülse de ABD ve İsrail’in sarsılmaz dostu Suudi Arabistan’ın böyle bir niyeti olmadığı aşikâr. Tam aksine, Suudi Arabistan’ın İran ve Yemen’e karşı savunulmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ise savunma şirketlerinin Suudi Arabistan’a satış yapmasını istediği bilinen bir durum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlaşmanın imzalanmasından sadece iki gün sonra Yemen’deki Ensarullah (Husiler) hareketi, Suudi Arabistan’ın bir petrol tesisine ve limanına saldırılar düzenledi. O zaman akla şu soru geliyor: Yemen, Türkiye’ye de mi saldırmış sayılacak? İsrail, beklendiği üzere bu anlaşmayla ilgili bir tepki göstermezken, İran anlaşmayı yalnızca kâğıt üzerinde kalacak ve Suudi Arabistan’a güvenlik sağlamayacak bir anlaşma olarak nitelendirerek eleştirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, emperyalizmin hedefleri doğrultusunda Orta Doğu bataklığına çekiliyor; emperyalizmin ve Siyonizmin kukla yönetimlerinin savunmasına koşturulmak isteniyor. Komşu ülkemiz İran’la savaşmak, hem Türkiye hem de İran için felaket olacaktır. ABD ve İsrail’in bölgedeki hegemonyasını korumak için savaşa girmek deliliktir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emperyalizmin ve Siyonizmin Orta Doğu’dan sökülüp atılması tek kurtuluş yoludur!</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Emperyalizm Savaş, Yıkım ve Yoksullaşma Demektir! </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Washington Post’un ulaştığı belgeye göre, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg, ülkenin önde gelen savunma sanayii şirketlerine acil kodlu bir mektup ileterek kritik mühimmat üretiminin derhal 3 katına çıkarılmasını ve teslimatların 21 gün gibi olağanüstü kısa bir sürede gerçekleştirilmesini talep etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaşın yalnızca ilk ayında ABD güçlerinin 850’den fazla Tomahawk seyir füzesi, 1.000’den fazla Patriot ve THAAD hava savunma mühimmatı ile 1.300’den fazla taktik balistik füze kullandığı belirtiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üretimi aylar süren ve maliyetleri milyonlarca doları bulan silah sistemlerinin böylesine hızla tüketildiği görülüyor. Savaş öncesinde küresel çapta yaklaşık 2 bin 200 seviyesinde bulunan Patriot füzesi stokunun 827’nin altına, 452 adet olan kritik THAAD füzesi stokunun ise 278’in altına gerilediği tahmin ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Trump, siyasi imajını korumak ve içerideki tepkileri dindirmek amacıyla mühimmat stoklarının eridiği iddialarını şiddetle reddetse de, savunma devlerine çekilen &#8220;üretimi üçe katlayın&#8221; ültimatomu sahadaki gerçeklerin çok farklı olduğunu anlatıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD, İran ile girdiği bu geniş çaplı savaşın içinden çıkamamaktadır. Füze stoklarını eşi benzeri görülmemiş bir hızla artırma telaşı, çatışmaların durma veya müzakere noktasına yaklaşmadığını gösteriyor. Küresel hegemonyasını ve çıkarlarını koruma uğruna Orta Doğu’yu bir kez daha kan gölüne çevirmekte kararlı görünen ABD emperyalizmi dünyayı ve insanlığı tehdit etmektedir.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Suçu Yaratan Düzen Karşıya Alınmadan Çocuklar Korunamaz!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni düzenleme çocuk adalet sistemini yeniden gündeme taşıyor. Çocuk Koruma Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören teklif, çocukların işlediği suçlara ilişkin cezaları ağırlaştırırken, çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin nasıl önleneceği sorusunu da yeniden gündeme getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Adalet Komisyonu&#8217;nda kabul edilen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, çocukların ceza sorumluluğu ve infaz sistemine ilişkin önemli değişiklikler öngörüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklifte özellikle 15-18 yaş grubundaki çocuklar açısından bazı hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılması, ağır suçlarda çocuklara uygulanacak indirimlerin sınırlandırılması, çocukların cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması ve bazı durumlarda daha uzun süre cezaevinde kalmalarının önünü açabilecek düzenlemeler bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklif aynı zamanda “suça sürüklenen çocuk” kavramının yerine “adli süreçteki çocuk” ifadesinin kullanılmasını ve çocukların bireysel özellikleri, aile yapısı, eğitim durumu ve psikososyal koşulları dikkate alınarak müdahale planları hazırlanmasını öngörüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk suçluluğu yalnızca adli bir mesele değil; aile, okul, akran çevresi, mahalle, dijital dünya ve kamu politikalarıyla ilişkili çok yönlü toplumsal bir mesele. Bu nedenle çocukların karıştığı suçlara yalnızca daha ağır cezalar üzerinden yaklaşmak, sorunun nedenlerini ortadan kaldırmaya yetmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk adalet politikası ile eğitim politikasını birbirinden ayırmak mümkün değildir. Eğitim sisteminin ÇEDES’le dini eğitim veren, MESEM’le çocuk işçiliğini hatta çocuk ölümlerini meşrulaştıran bir sisteme dönüşmüş olması çocukları geleceksizliğe itiyor. Bir tarafta çocukların daha uzun süre cezaevinde kalması tartışılırken, diğer tarafta çocukların eğitim çağında iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmesi sıradanlaşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimden kopuş, sosyal dışlanma, çocuk işçiliği, madde kullanımı, akran baskısı, çeteleşme ve geleceksizlik duygusu birbirini besleyen bir zincirin halkaları. Bu durumlar ortaya çıkmadan önce ele alınmadığında, adli müdahale sorunun son aşamasında devreye giriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğu korumak, suçu görmezden gelmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, toplumun güvenliğini kalıcı biçimde sağlamak için çocuğu suça sürükleyen nedenlerle mücadele etmek gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumun güvenlik ihtiyacı ile çocuğun korunma hakkı birbirinin karşıtı değil. Ağır şiddet suçları karşısında etkili bir adli mekanizmanın bulunması elbette gerekli. Ancak çocuk adalet sisteminin temel amacı yalnızca cezalandırmak değil; çocuğun yeniden topluma kazandırılmasını, eğitimine devam etmesini ve yeniden suçla karşılaşma riskinin azaltılmasını da güvence altına almak olmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk adalet sistemini yeniden düzenlerken yalnızca cezaların ne kadar artırılacağını değil, çocukları o cezalara götüren yolda; bilimsel, eşit ve parasız bir eğitim sisteminin, çocuk işçiliğini önleyen politikaların, yoksullukla mücadelenin, şiddetin önlenmesinin ve çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri sosyal ve kültürel alanların ne kadar sağlanabildiğinin de konuşulması gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların işlediği suçları önlemedeki başarı, kaç çocuğun cezalandırıldığıyla değil, kaç çocuğun suça sürüklenmeden korunabildiğiyle ölçülmeli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukları koruyan, mağduriyetleri önleyen, şiddetin nedenleriyle mücadele eden ve gerektiğinde etkili adli yaptırımlar uygulayan bir sistem, yalnızca çocukların değil, toplumun da güvenliği açısından daha güçlü bir gelecek anlamına geliyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Maden İşçilerinin Hakkını Verin! </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin dört bir yanında maden işletmeleri iktidarın politikaları sonucu özelleştirilmiş, hak gasplarını, usulsüzlüklerini kanunun gözetiminde gerçekleştiren ve ceza almayan şirketlere, patronlara sunulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaş ve tazminatları için iki haftadır Ankara&#8217;da direniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP iktidarının bu eylemlere yanıtı ise Bağımsız Maden İş üyesi 100 işçiyi gözaltına almak oldu. “Haziran ayının sonuna kadar tüm işçi alacakları ödenmezse el atacağız” sözünü hatırlatan Bağımsız Maden-İş ise “Yıldızlar SSS Holding, yurdun dört bir yanındaki Nesko, Doruk, Yunus Emre Termik, Eti Gümüş, Yıldız Bakır, KMK Madencilik, Söğüt Seramik, OEDAŞ, Kay Süt işletmeleri işçileri, halkı, esnafı ve belediyeleri soymuş ve Enerji Bakanlığı başta olmak üzere tüm Bakanlıklar izin vermiştir. Eti Gümüş işçisine ödemeler 6 Ağustos&#8217;ta yapılacak denmesine rağmen herhangi bir adım atılmadığı için eyleme çıkan maden işçileri yine gözaltı ve saldırılarla karşı karşıya bırakıldı.” açıklamasında bulundu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maden işçilerinin hak arama eylemlerine yapılan baskı ve gözaltılara son verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmiş tüm alacaklar verilmeli, tazminatlar ödenmeli ve bundan sonra ödemeler gününde yapılmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ücretsiz izin uygulamasına son verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En doğal hakkı olan örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalı, baskılara son verilmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madenler özel işletmelerden alınarak kamulaştırılmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ödenmeyen maaş ve tazminatlar için mücadele eden tüm maden işçilerinin yanındayız.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>SDT: Ege Üniversitesi’nde Alınan Eylem Yasağı Kararı Hükümsüzdür!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ege Üniversitesi’nin gerici rektörü Musa Alcı, kampüste yapılacak olan eylem, yürüyüş ve basın açıklamaları için rektörlükten “izin alınmasına” karar verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rektörlüğe getirildiğinden beri faşist çetelerin, ÖGB ve polis saldırılarıyla, soruşturmalarla üniversitede baskı ortamını artırmaya çalışan İlim Yayma Cemiyeti Şube Başkanı Musa Alcı, bu kararla birlikte üniversiteleri tamamen iktidarın arka bahçesine çevirmeye çalışmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Musa Alcı cüretini AKP iktidarının baskı ve zorbalık rejiminden almaktadır. Seçme seçilme hakkı dahil olmak üzere, düşünce özgürlüğü, eylem ve gösteri hakkı gibi en temel yurttaşlık haklarına dahi göz diken AKP, yandaş rektörleri eliyle üniversiteli gençliğe gözdağı vermeyi amaçlamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geleceksizliği derinleştiren, barınmayı, beslenmeyi birer krize dönüştüren, bilimsel eğitimi tasfiye eden AKP, attığı her adımda gençliğin örgütlü gücüyle karşı karşıya kalacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ege Üniversitesi’nde alınan “eylem yasağı” kararı hükümsüzdür. Gençlik, sokaklarda, meydanlarda kampüslerde, iş yerlerinde, hayatın her alanında sözünü söyleyecek; AKP’nin gerici ve baskıcı kuşatmasına izin vermeyecektir!</span></p>
<p><b>Ege Üniversitesi Sosyalist Düşünce Toplulukları</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-6-agustos-11-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 6 Ağustos – 11 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 30 Temmuz – 5 Ağustos 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-30-temmuz-5-agustos-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4423</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; ABD’den Küba’nın Ticari Konteynerlerine Engel Emperyalist ABD, haydutluğa devam ediyor: Küba&#8217;nın yasal ve uluslararası ticaret mevzuatına uygun şekilde satın aldığı gıda, ilaç ve enerji malzemeleri içeren yedi bin konteynerin ülkeye ulaştırılması, ABD&#8217;nin giderek sertleşen yaptırımları gerekçe gösterilerek uluslararası limanlarda engelleniyor veya geciktiriliyor. Söz konusu konteynerler, yasadışı bir şekilde Karayip limanlarında bekletiliyor. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Küba&#8217;ya uygulanan ablukayı &#8220;bir savaş eylemi&#8221; olarak nitelendirirken, Küba Başbakan Yardımcısı Eduardo Martínez Pérez-Oliva ise ABD&#8217;nin yılbaşından bu...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-30-temmuz-5-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 30 Temmuz – 5 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><b>ABD’den Küba’nın Ticari Konteynerlerine Engel</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emperyalist ABD, haydutluğa devam ediyor: Küba&#8217;nın yasal ve uluslararası ticaret mevzuatına uygun şekilde satın aldığı gıda, ilaç ve enerji malzemeleri içeren yedi bin konteynerin ülkeye ulaştırılması, ABD&#8217;nin giderek sertleşen yaptırımları gerekçe gösterilerek uluslararası limanlarda engelleniyor veya geciktiriliyor. Söz konusu konteynerler, yasadışı bir şekilde Karayip limanlarında bekletiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, Küba&#8217;ya uygulanan ablukayı &#8220;bir savaş eylemi&#8221; olarak nitelendirirken, Küba Başbakan Yardımcısı Eduardo Martínez Pérez-Oliva ise ABD&#8217;nin yılbaşından bu yana ekonomik ablukayı sistematik olarak tırmandırdığını belirtti. Küba uzun süredir ciddi bir enerji krizi yaşıyor; Çin’den satın alınan güneş panelleriyle ve Rusya’nın gönderdiği petrol tankerleriyle bu krizi hafifletmeye çalışıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’nin haydutluğu Küba ekonomisini boğmaya çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump, yeni tür bir Monroe Doktrini uygulamaya koyarak Batı Yarımküre’deki hegemonyasını artırmayı amaçlıyor. Venezuela’yı Nicolas Maduro’yu kaçırarak boyun eğdiren ABD, benzer şekilde ekonomiyi kullanarak Küba’ya diz çöktürmek istiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD emperyalizmine karşı Küba halkının yanındayız! Küba boyun eğmeyecek!</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Orta Doğu&#8217;da Barışın Önündeki En Büyük Engel Emperyalist Projelerdir!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırılarının ardından İran&#8217;ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerini hedef alması ve Hürmüz Boğazı&#8217;nı kapatmasıyla birlikte emperyalizm, İran&#8217;a yönelik saldırganlığı artırdı ve yeni kuşatma hamlelerini devreye soktu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suudi Arabistan&#8217;ın uranyum zenginleştirmesine imkan sağlayacak bir nükleer mutabakat gündemdeyken, Suudi Arabistan&#8217;ın liderliğinde Türkiye, Pakistan, Mısır, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Yemen, Sudan, Cibuti, Somali, Bangladeş ve Komor Adaları&#8217;nın da içinde olduğu bir &#8220;deniz savunma koalisyonu&#8221;nun kurulması İran&#8217;ın etkisinin kırılması adımlarına örnek olarak değerlendirilmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hürmüz Boğazı, Babülmendep ve Aden Körfezi&#8217;nde deniz taşımacılığı güvenliğini sağlamak amacıyla kurulduğu söylenen koalisyonun asıl işlevi ise bölgedeki gerilimi daha da derinleştirmek, bölgede emperyalizmin adımlarını meşrulaştırmak, İran üzerindeki baskıyı ve tehditleri artırmak olacaktır. Bugün açığa çıkan enerji transferi noktasında yaşanan krizin kaynağı ABD ve İsrail&#8217;in İran başta olmak üzere Orta Doğu&#8217;ya yönelik saldırıları ve işgal girişimidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu adımlara ek olarak Ukrayna&#8217;nın Hazar Denizi&#8217;nde İran&#8217;a ait yük gemilerine saldırı düzenlemesi gibi olaylar değerlendirildiğinde emperyalizmin İran&#8217;a yönelik müdahalesinin çıplak bir savaştan öte bir dizi kuşatma, sınırlama ve ambargo hamleleriyle ilerleyeceği görülmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP iktidarı sözde ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırganlığına karşı çıkmakta, özünde ise emperyalist projelere ortak olmakta, emperyalizmin ve siyonizmin çıkarına hizmet etmektedir. Deniz Savunma Koalisyonu&#8217;nda Türkiye&#8217;nin yer alması, ABD ve İsrail&#8217;e bekçilik yapmaktan başka bir anlama gelmemektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emperyalizmin ve siyonist İsrail rejiminin Orta Doğu&#8217;da gerilimi artıracak adımlarının karşısında durulmalı, ülkemizi emperyalist projelere ortak kılan AKP iktidarına karşı mücadele her alanda yükseltilmelidir.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>NATO Zirvesi’nin Ardından Ukrayna Palazlanmaktadır</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi’nin ardından, emperyalizmin bölgemize dönük kışkırtmaları yeni ve son derece tehlikeli bir safhaya taşınmıştır. Zirveden aldığı siyasi ve askeri icazetle palazlanan Kiev’deki neo-Nazi unsurlarla beslenen rejim, emperyalist odakların taşeronluğunu üstlenerek savaşı cephe hatlarının dışına, sivil alanlara ve uluslararası sulara yaymaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kuşkusuz bu savaşın doğrudan sivil yerleşim alanlarına taşınması, masum insanların hayatını kaybetmesi, kent altyapılarının ve sivil alanların hedef alınması kabul edilemez. Savaş siyasetinin bedelini masum siviller ve emekçiler ödemektedir. Tüm dünyada haydutluğu, savaşları, yağmayı ve rantı körükleyen emperyalizmdir. Kiev yönetiminin tırmandırdığı bu saldırganlığın arka planını doğru okumak gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ukrayna’nın Hazar Denizi’nde İran’a ait sivil bir yük gemisini vurması, olayın ardından “yanlışlık oldu” açıklaması yapsa da basit bir hatanın çok ötesindedir. Bu saldırı; Ukrayna’nın, emperyalizmin Orta Doğu, Kafkasya ve Karadeniz’i kapsayan geniş ölçekli kuşatma stratejisinde önemli bir işlev göreceğinin kanıtıdır. Kiev rejimi, NATO’dan aldığı istihbarat ve silahlarla yalnızca emperyalizmin Rusya’yı sınırlandırma hamlesine hizmet etmemekte; NATO’nun çevreleme politikasının koçbaşı olarak, emperyalist bloka entegre olmayan ülkeleri şantaj, provokasyon ve askeri kışkırtmalarla kıskaca almaya çalışmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi ordusunu ve halkını emperyalizmin ve NATO’nun çıkarlarına kurban eden bu anlayış, Hazar’dan Karadeniz’e kadar gerilimin tırmanmasında rol üstlenecektir. NATO Zirvesi’nde Ukrayna’nın ekonomik ve askeri olarak desteklenmesi kararının doğrudan çıktısı olan bu durum NATO’nun savaş örgütü olduğunu ispatlar niteliktedir.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>AKP&#8217;den Demokrasi, Emperyalizmden Barış Beklenemez!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye&#8217;nin çözülmesiyle birlikte başlayan entegrasyon ve Türkiye&#8217;de &#8220;çözüm süreci&#8221; birbiriyle bağlantılı bir biçimde ilerlemeye devam etmektedir. Suriye&#8217;de HTŞ-SDG mutabakatının imzalanmasıyla birlikte Türkiye&#8217;de de Öcalan&#8217;a komisyon önerisi ve Çerçeve Yasa tartışmaları gündeme gelmiş ve uzun bir süre adım atılmazsa da başta Suriye ve Ortadoğu&#8217;daki gelişmeler olmak üzere, iç siyasette düzen muhalefetinin pozisyonu gibi gündemler AKP&#8217;nin bu adımları da hızlandırmasına neden olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">PKK&#8217;nin feshi ve silah yakmasının ardından gündeme gelen Çerçeve Yasa&#8217;yı AKP &#8220;terörsüz Türkiye&#8221; yaklaşımıyla ele almakta ve baskıcı, gerici, işbirlikçi, emek düşmanı adımlarını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Çerçeve Yasa tartışmaları öne sürülerek Türkiye&#8217;de demokratik ortamın gelişeceğini, Türkiye ekonomisinin iyileşeceğini propaganda etmek ise AKP&#8217;nin algı operasyonlarından farklı değildir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün Suriye&#8217;de oluşan emperyalist entegrasyon Suriye başta olmak üzere bölge halklarının hayatlarını iyileştirmemiştir. IŞİD kalıntısı HTŞ&#8217;nin gerici ve işbirlikçi ideolojisi etrafında Suriye&#8217;nin özgürleşebileceğini düşünmek büyük bir yanılgı ve tarihsel gerçekleri çarpıtmaktır. Aynı durum bugün Türkiye&#8217;de de yaşanmaktadır. AKP, düzen muhalefetini &#8220;masa ve zor&#8221; yoluyla şekillendirmekte, toplumu ise korku iklimiyle sindirmeye çalışmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP&#8217;nin hedefinde Yeni Osmanlıcılığın belgesi olarak işlev görecek yeni anayasa ve seçimler vardır. Gericiliği, işbirlikçiliği ve emek düşmanlığını kalıcılaştıracak ve güçlendirecek olan bu adımların karşısında laikliğin, bağımsızlığın, kamuculuğun sesi yükseltilmek zorundadır.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Belediyelere Yönelik Operasyonlar Hukuksuzluğun ve Zorbalığın Göstergesidir</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukun iktidarın elinde baskı aracı olarak kullanılması, yargı kararları ile siyasetin düzenlenmesi burjuva ideolojisinin sıkıştığı anlarda ortaya çıkardığı etkili bir araçtır. AKP iktidarı seçme ve seçilme hakkından, düşünce ve ifade özgürlüğüne, toplantı ve eylemlere kadar en temel yurttaşlık haklarına dahi saldırmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2024 yılında Esenyurt Belediyesi ile başlayan süreç, yolsuzluk suçlamalarını içeren, hukuki olarak zayıf gerekçelere rağmen sürmektedir. Bu operasyonlarla düzen kendi içindeki kavgada rakibini siyaseten itibarsızlaştırmakta, ayrıca atadığı kayyumlar ile kendisinde olmayan kaynaklara erişim sağlamaktadır.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İtibarsızlaştırmaya,  yapılan operasyonların görüntülerinin kanuna aykırı şekilde iktidarın kendine yakın medyaya servis etmesi, gözaltı ve ifade süreçlerinin bilinçli şekilde uzatılması, tutuklananların bir gün içerisinde birden fazla cezaevi dolaşması ile zorbalık içeren yöntemler de eşlik etmekte, bu şekilde dirençler kırılmaya, korku yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargının siyasete müdahale edecek bir baskı aracına dönüşmesine, bu baskıya zorbalığın eşlik etmesine karşı durulmalıdır. AKP iktidarının siyasete bu müdahalesi sürdürülebilir olmasa da kendiliğinden sonlanmayacaktır. Baskının ve zorbalığın karşısında örgütlü bir halk durabilir.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Düzen Siyaseti Halkı Kandırmaktır! </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel seçimlerden beri Cumhuriyet Halk Partisi’nden, milletvekilleri ve sayıları 19&#8217;u bulan belediye başkanı Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçti. Önümüzdeki günler İzmir Belediye Başkanı ve bazı ilçe belediye başkanlarının ve milletvekillerinin de benzer şekilde AKP’ye geçeceği dilendiriliyor. Yaşanan bu durum baskı ve tutuklama korkusu olduğu dile getirilerek meşrulaştırılmaya çalışılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rant ve para ilişkileri üzerinden dönen belediyelerin, ilkesiz siyasetçilerin saf değiştirmeleri, şaşırtıcı değildir. Milletvekillerinin ve onlarca belediye başkanının adeta bir &#8220;transfer listesi&#8221; malzemesine dönüştürüldüğü bu sistemin faturası, her defasında sandığa bir umutla giden yurttaşa kesilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut siyaset yapma tarzının kökten eleştirilmemesi ve problemin yalnızca karakteri zayıf birkaç kişiden kaynaklandığının zannedilmesidir. Bu ilkesizlik ve rant düzeninin ta kendisidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halkın iradesini pazarlık masalarında meze eden bu çürümüşlük, halka umut olamaz. Bir kez daha umutsuzluğa düşmemek için düzen siyasetinin bu ikiyüzlü tiyatrosuna karşı ilkeli, bağımsız ve sosyalist bir mücadele hattı örülmelidir.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>NATO Tutukluları Serbest Bırakılmalıdır!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz ay ülkemizde gerçekleşen 36. NATO Zirvesi’ne karşı düzenlenen protestolarda, savaş örgütü NATO’ya karşı ses çıkaran 668 kişi gözaltına alınmış ve bunlardan 179’u tutuklanmıştır. Zirvenin tamamlanmasının üzerinden zaman geçmesine karşın, tutuklananların büyük bölümü halen parmaklıklar ardındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meydanları ve sokakları halka kapatıp gözaltı ve tutuklama terörüyle yükselen sesleri boğmak isteyen AKP iktidarı, bu tutumuyla emperyalist odaklara olan bağımlılığını bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir. Ülkenin askeri imkânlarını ve stratejik kaynaklarını NATO&#8217;nun bölgesel emellerine peşkeş çekenler; bu barbarlığa karşı çıkan yurtseverleri, gençleri ve sosyalistleri baskıyla susturmayı amaçlamaktadır. Emperyalist işgal ve sömürü düzenine direnmek, bu toprakların en onurlu geleneğidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizi savaş çetelerine ve yabancı postallara teslim etmeye yeltenenlerin karşısında; eşit, bağımsız, özgür bir ülke isteyenler olacaktır. Esas suçlular, memleketi emperyalizme peşkeş çekenler ve emperyalizmin çıkarlarını savunanlardır. NATO’dan çıkılmalı ve üsler kapatılmalıdır! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">NATO&#8217;ya karşı çıkmak suç değildir, tüm NATO tutukluları serbest bırakılmalıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-30-temmuz-5-agustos-2026/">Komünist Birlik Haftalık 30 Temmuz – 5 Ağustos 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 23 Temmuz – 29 Temmuz 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-23-temmuz-29-temmuz-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 18:31:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4417</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Emperyalizm İki Yüzlüdür! Suudi Arabistan&#8217;la Nükleer Anlaşma Hazırlığı Bölgedeki Gerilimi Artıracaktır! ABD&#8217;nin İsrail&#8217;in etki alanını genişletme ve İran&#8217;ın bölgedeki etkisini azaltma noktasında Körfez ülkeleriyle yürüttüğü adımlar hız kazanmış durumda. ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırılarının ardından İran&#8217;ın Körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerini hedef alması ve Hürmüz&#8217;ü kapatması emperyalizmin ve İsrail&#8217;in adımlarını istediği düzeyde hayata geçirememesine sebep olmuştu. NATO Zirvesi’nde Trump&#8217;ın İran&#8217;a yönelik tehditlerinin ardından bölgede emperyalist saldırganlık da hız kazanmış ve İran&#8217;ın lojistik merkezleri...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-23-temmuz-29-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 23 Temmuz – 29 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Emperyalizm İki Yüzlüdür! Suudi Arabistan&#8217;la Nükleer Anlaşma Hazırlığı Bölgedeki Gerilimi Artıracaktır!</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD&#8217;nin İsrail&#8217;in etki alanını genişletme ve İran&#8217;ın bölgedeki etkisini azaltma noktasında Körfez ülkeleriyle yürüttüğü adımlar hız kazanmış durumda. ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırılarının ardından İran&#8217;ın Körfez ülkelerinde bulunan ABD üslerini hedef alması ve Hürmüz&#8217;ü kapatması emperyalizmin ve İsrail&#8217;in adımlarını istediği düzeyde hayata geçirememesine sebep olmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">NATO Zirvesi’nde Trump&#8217;ın İran&#8217;a yönelik tehditlerinin ardından bölgede emperyalist saldırganlık da hız kazanmış ve İran&#8217;ın lojistik merkezleri ve enerji tesislerine yönelik saldırılar gerçekleşmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD, İran&#8217;a yönelik müdahalesinin bir noktasını &#8220;dünyayı nükleer saldırıdan korumak&#8221; olarak açıklıyor ve her fırsatta İran&#8217;ın dünyayı tehdit ettiğini, dünyayı nükleer savaşa sürükleyeceğini vurguluyor. Emperyalizmin algı operasyonlarını geçmişte Irak&#8217;ta, Libya&#8217;da, Suriye&#8217;de, Venezuela ve Küba gibi örneklerden hatırlamak güç değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İran&#8217;ı nükleer tehdit olarak gören iki yüzlü ABD, Suudi Arabistan&#8217;la uranyum zenginleştirmeye imkan sağlayacak bir nükleer anlaşma yapma arayışında. Sivil nükleer anlaşma diyerek silah kullanımı noktasında adım atılmayacağı vurgulansa da ABD&#8217;nin bölgede İran, Rusya ve Çin üzerindeki etkisini artırmak için yeni gerilimleri tetikleyeceği ise şimdiden görülmektedir. Körfez ülkeleri üzerinden bölgedeki etkisini artırmaya çalışan ABD emperyalizmi aynı zamanda İsrail’in tanınması noktasındaki kırmızı çizgisini de yinelemeye devam ediyor. ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki saldırganlığına karşı emperyalizme ve siyonist İsrail rejimine karşı mücadele yükseltilmelidir!</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>26 Temmuz Hareketi&#8217;nin 73. Yılında Direnen Küba&#8217;ya Selam Olsun!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küba’da Batista diktatörlüğünü devirmek için 26 Temmuz 1953&#8217;te Moncada Kışlası&#8217;na yapılan saldırı, Küba Devrimi’nin ilk kıvılcımıydı. Fidel Castro’nun önderliğinde gerçekleştirilen bu saldırı başarısız olsa da Kübalı devrimciler umutsuzluğa kapılmadı. Hapse atılan Fidel Castro ve Raúl Castro, 1955&#8217;te çıkarılan afla serbest bırakıldıktan sonra Meksika’ya giderek yeniden örgütlenmeye başladı. Devrimci kahraman Ernesto Che Guevara’nın da katıldığı bu örgütlenme, 26 Temmuz Hareketi adıyla 1956’da tekrar Küba’ya geçti. Granma isimli tekneyle Küba’ya çıkan 82 devrimci, Batista güçlerinin saldırısına uğradı ve yalnızca 12’si Sierra Maestra Dağları’na sığınabildi. Tüm olumsuzluklara rağmen yılmayan devrimciler örgütlenmeye ve gerilla savaşı yürütmeye devam etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">26 Temmuz Hareketi’nin ve diğer Kübalı devrimci örgütlerin yıllar süren mücadelesi, 1 Ocak 1959’da Batista’nın ülkeden kaçması ve devrimcilerin başkenti ele geçirmesiyle zafere ulaştı. Ancak Küba Devrimi’ni benzerlerinden ayıran asıl süreç bundan sonra başladı. Küba’daki yabancı şirketleri kamulaştıran ve toprak reformunu hayata geçiren Fidel Castro, gerçek bağımsızlığın yalnızca yabancıları ülkeden kovmakla sağlanamayacağını fark edecek kadar ileri görüşlüydü. Gerçek bağımsızlık için kapitalizmden de kurtulmak gerekiyordu. 26 Temmuz Hareketi, Marksist-Leninist bir temelde yeniden örgütlenerek diğer devrimcilerle de birleşip Küba Komünist Partisi adını aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD, burnunun ucunda gerçekleşen sosyalist devrimi en kısa sürede yok etmek için darbe, işgal, suikast girişimleri ve terör saldırıları dâhil birçok yönteme başvurdu. Sosyalist Küba’yı boyun eğdiremeyen ABD, 1960’ta başlayan ve günümüzde hâlâ devam eden ekonomik ablukayla Küba’yı boğmaya çalışıyor. Gittikçe sertleşen bu abluka nedeniyle Küba’nın zor zamanlar geçirdiği aşikâr. Ancak Küba Komünist Partisi ve Küba halkı, tüm zorluklara rağmen direnmeye devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’nin kuklası Batista’yı ülkeden kovan, bununla da yetinmeyip sosyalist bir ülke kuran; dünyanın dört bir yanında, kısıtlı kaynaklarına rağmen devrimcilere ve halklara her zaman destek olan, ABD’nin tüm zorbalığına karşı direnen Küba’ya selam olsun!</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Özel Okul Öğretmenlerinin Talepleri Karşılanmalıdır! </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel sektör öğretmenlerinin en öncelikli talebi, 2014 yılında yürürlükten kaldırılan taban maaş uygulamasının tekrar yasal bir güvenceye kavuşturulmasıdır. Bu sektörde emek veren eğitimciler, kamuda görev yapan meslektaşlarıyla eşit haklara sahip olmayı ve insanca yaşayabilecekleri güvenceli bir gelir elde etmeyi talep etmektedir. Günümüzde pek çok öğretmenin asgari ücretin bile altında, hiçbir güvencesi olmadan çalıştırıldığı bilinmektedir. Yaşanan bu derin ücret adaletsizliğinin ötesinde; bitmek bilmeyen mesai saatleri, görev tanımı dışındaki angarya işler, kurumsal mobbing ve belirli süreli sözleşmelerin dayattığı belirsizlik ortamına karşı öğretmenler, sadece insan onuruna yaraşır çalışma koşulları istemektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biriken bu sorunların çözüme kavuşması adına öğretmenler, uzun bir süre Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi merciler tarafından muhatap alınmayı ve sorunlarını doğrudan aktarabilecekleri bir diyalog zemini kurmayı bekledi. Seslerini kamuoyuna duyurmak amacıyla 14 Haziran&#8217;da Ankara&#8217;da MEB binası önünde buluşarak Meclis&#8217;e yürümek isteyen eğitimcilere yönelik sert polis müdahalesi ve ardından gelen gözaltılar, hak arayışı sürecinin en kritik kırılma noktalarından biri oldu. Bu müdahalenin bastıramadığı öğretmenler, haklı taleplerinden vazgeçmeyerek günlerce süren kesintisiz protestolara ve oturma eylemlerine imza attı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sergilenen bu kararlı ve ısrarlı mücadelenin sonucunda, geçtiğimiz günlerde ilk somut kazanımlar elde edildi ve yetkililerle bir çözüm masası etrafında bir araya gelineceği kamuoyuna duyuruldu. Ne var ki, sendikanın bu gelişmeyi paylaştığı gün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, resmi verilere dayanarak özel okullardaki öğretmenlerin ortalama 40 bin lira civarında maaş aldığını öne sürdü. Mevcut ekonomik koşullarda özel okul öğretmenlerinin ortalama 40 bin Türk lirası kazandığını iddia etmek, aslında on binlerce öğretmenin fiilen açlık sınırında (35-38 bin TL)  ya da bunun da altında ücretlerle çalıştırıldığının devletin en üst kademesince açıkça itiraf ve kabul edilmesi anlamına gelmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitimin  piyasalaştırıldığı ve öğretmenlerin güvencesiz, sömürü koşullarında çalışmaya mahkum edildiği bu düzen değişmelidir. Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş hakkı başta olmak üzere tüm insani ve mesleki talepleri, hiçbir bahaneye sığınılmadan derhal karşılanmalıdır.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Siyasi Tercih: Emeklilikte Sefalet</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emeklilik, yıllarca toplumsal üretime katkıda bulunan emekçinin, yaşamın son dönemini hak ettiği iyi koşullarda geçirmesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de emeklilik, geçim zorluğu nedeni ile ikinci işte çalışmak, iş cinayetinde yaşamının sonlanması, en temel ihtiyaçların karşılanmadığı koşullar, sosyalleşme araçlarının lüks olmasıdır. Son 20 yılda iş arayan emeklilerin sayısı 1,5 milyondan 8 milyona yükseldi. Barınma sorununun emeklilerde sonucu otogarlardaki banklarda yaşamak, dünyanın en yüksek gıda enflasyonunun sonucu ise açlıkla boğuşmak oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emekli olan yurttaşları korumak, temel ihtiyaçlarını karşılamak, insan onuruna yakışır şekilde yaşatmak için yeterli kaynak var. Ancak bugünkü iktidar emeklileri “yük” olarak görmekte, sağlık, barınma, ulaşım gibi alanlarda piyasanın insafına bırakmak için adımlar atmaktadır. Sosyal yardımlar ise düzensiz ve keyfidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emeklilik kazanılmış bir haktır. Sefalet ücretine, açlık sınırının altındaki yaşama, ucuz ve güvencesiz ikinci işlere mahkum edilmemelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emekli maaşına yüzde kaç artış yapılacak tartışmalarına sıkışılmamalı; nitelikli, kolay ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık, barınma ve temel hizmetleri sağlanmalı; sosyalleşmek için toplum yaşamına katılım için koşullar yaratılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu haklar lütuf veya yardım değil, toplumsal üretime yapılan katkının geri dönüşüdür.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu haklar örgütlenerek, birlik ve dayanışmayı yükselterek kazanılabilir.</span></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><b>BirGün Susturulamaz!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecilik, iktidarı da muhalefeti de kamu adına denetleme sorumluluğunu taşıyan bir kamusal faaliyettir. Bu nedenle haberin konusu olan kişi ya da kurumun siyasi kimliği değil, haberin doğruluğu ve kamu yararı taşıyıp taşımadığı önemlidir. BirGün muhabiri Ebru Çelik ile gazetenin yöneticileri Uğur Koç ve Berkant Gültekin&#8217;in, Sözcü TV muhabiri Nedim Bayhan&#8217;la birlikte ifadeye çağrılması toplumun haber alma hakkını hedef alan bir gelişmedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">CHP&#8217;nin Sarıyer&#8217;deki etkinliğine cast ajansları aracılığıyla ücret karşılığında figüran götürüldüğüne ilişkin haberler yayımlandıktan sonra, haberde adı geçen ajans sahibinin organizasyona figüran sağladığını doğrulaması ve etkinliğe katılan kişilerin yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşması, gazeteciliğin araştırma ve doğrulama işlevini ortaya koymuştur. Buna rağmen gazetecilerin soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılması, gerçeği yargı sopasıyla bastırma girişimidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecileri savcılık kapılarında hizaya çekmeye çalışanlar, gerçeği susturabileceklerini sanıyor. Oysa soruşturmalar, suç duyuruları ve baskılar ne yaşanan gerçekleri değiştirebilir ne de halkın haber alma hakkını ortadan kaldırabilir. Gazetecilik, siyasal iktidarların ya da düzen siyasetinin hoşuna giden haberleri yayımlamak değil, saklanmak isteneni açığa çıkarmaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BirGün gazetecileri görevlerini yerine getirdikleri için yargılanamaz. Gazetecilik suç değildir. Gerçeğin peşinde koşanları susturmaya yönelik her girişim, toplumun gerçekleri öğrenme hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Çünkü susturulmak istenen yalnızca bir gazete değil, halkın haber alma özgürlüğüdür. Bu nedenle bugün verilecek en güçlü mesaj açıktır: BirGün susturulamaz, gazetecilik susturulamaz!</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-23-temmuz-29-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 23 Temmuz – 29 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 16 Temmuz – 22 Temmuz 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-16-temmuz-22-temmuz-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 14:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4413</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emperyalizm ve Siyonist İsrail Rejimine Geçit Verilmemelidir! NATO Zirvesi öncesinde ABD-İran arasında imzalanan mutabakat, ABD&#8217;nin saldırıları ve tehditleriyle birlikte bozuldu ve emperyalizmin İran&#8217;a yönelik çok boyutlu saldırıları hız kazandı. İran&#8217;ın Hürmüz Boğazı&#8217;nı gemi trafiğine kapatması, ABD ve İsrail&#8217;in saldırılarına misliyle yanıt vermesiyle savaşın etkileri uluslararası alanda kendini hissettirmeye başlamış; ABD-İsrail-AB açısından yapısal anlamda olmasa da yöntemsel açıdan farklı söylemler ve tutumlar gelişmeye başlamıştı. NATO Zirvesi&#8217;nde alınan kararlarla emperyalist saldırganlığın artacağı, Ortadoğu&#8217;da İran&#8217;a yönelen savaş politikalarının...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-16-temmuz-22-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 16 Temmuz – 22 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Emperyalizm ve Siyonist İsrail Rejimine Geçit Verilmemelidir!</strong></p>
<p>NATO Zirvesi öncesinde ABD-İran arasında imzalanan mutabakat, ABD&#8217;nin saldırıları ve tehditleriyle birlikte bozuldu ve emperyalizmin İran&#8217;a yönelik çok boyutlu saldırıları hız kazandı. İran&#8217;ın Hürmüz Boğazı&#8217;nı gemi trafiğine kapatması, ABD ve İsrail&#8217;in saldırılarına misliyle yanıt vermesiyle savaşın etkileri uluslararası alanda kendini hissettirmeye başlamış; ABD-İsrail-AB açısından yapısal anlamda olmasa da yöntemsel açıdan farklı söylemler ve tutumlar gelişmeye başlamıştı.</p>
<p>NATO Zirvesi&#8217;nde alınan kararlarla emperyalist saldırganlığın artacağı, Ortadoğu&#8217;da İran&#8217;a yönelen savaş politikalarının yükselerek devam edeceği, silahlanma ve NATO&#8217;nun bütçesini artırma noktasında yeni adımların atılacağı da tescillenmiş oldu. ABD ve İsrail saldırganlığı ise NATO Zirvesi sonrasında çok boyutlu bir içerikle devam ediyor.</p>
<p>Bir taraftan İran&#8217;ın lojistik ve askeri tesisleri hedef alınırken diğer taraftan da Körfez ülkeleri İran karşısında emperyalizm tarafından donatılmaya devam ediliyor. Trump&#8217;ın, Suudi Arabistan&#8217;ın uranyum zenginleştirmesine imkân sağlayacak bir nükleer anlaşmaya imza attığına dair iddialar ise emperyalizmin İran&#8217;ın kuşatılmasına yönelik yeni adımlar atmaya hazırlandığı anlamına geliyor.</p>
<p>İran&#8217;a yönelik saldırganlığı İsrail&#8217;le sınırlı tutan ve Netanyahu&#8217;nun barbarlığıyla açıklayan yaklaşımların tutarsızlığı ise vurgulanmalıdır. ABD emperyalizminin ve AB ülkelerinin savaş yanlısı olmadığı ve İsrail tarafından zorlandıklarına dair tezler, emperyalist saldırganlığı meşrulaştırmak ve yumuşatmak dışında bir şeye hizmet etmemektedir.</p>
<p>NATO Zirvesi&#8217;nde Trump&#8217;ın sarf ettiği &#8220;Türkiye, İran konusunda bizimle aynı düşünüyor&#8221; sözleri ise AKP&#8217;nin ikiyüzlü siyasetini gözler önüne sermektedir. İran&#8217;a yönelik emperyalist saldırganlığı, İsrail&#8217;e alan açılıp açılmayacağı üzerinden değerlendiren sermaye devleti ve AKP iktidarı özünde ABD ve İsrail&#8217;in çıkarlarına hizmet etmektedir.</p>
<p>Emperyalist saldırganlığın Suriye&#8217;de, Filistin&#8217;de ve Venezuela&#8217;da yarattığı sonuç ortadadır. İran&#8217;a yönelik emperyalist işgal girişimlerinin karşısında yer alınmalı, ABD ve İsrail&#8217;in bölgemiz ve ülkemiz üzerinde yaptığı kirli hesaplar boşa düşürülmelidir.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Karadeniz’de Barış Masalları, Kiev’de Savaş Mesaisi</strong></p>
<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kiev ziyaretinde Volodimir Zelenskiy’den aldığı &#8220;İkinci Derece Liyakat Nişanı&#8221;, AKP iktidarının dış siyasetteki ikiyüzlü ve taşeron çizgisini bir kez daha kanıtlamıştır. NATO Zirvesi kararları doğrultusunda Ukrayna’ya verilen askerî desteğin süreceğini ilan eden ve olası güvenlik garantilerinde &#8220;deniz unsuruna liderlik&#8221; etmeye soyunan iktidar, emperyalist savaş örgütünün sadık bir neferi olduğunu tescil ettirmiştir.</p>
<p>Bir yandan &#8220;Savaş Karadeniz’e yayılmasın&#8221; söylemiyle barış havariliğine soyunup iç kamuoyuna &#8220;arabulucu liderlik&#8221; masalları anlatanlar, diğer yandan Kiev koridorlarında nişan toplayıp emperyalist savaş makinesine benzin taşımaktadır. Bölgesel ticari çıkarları ve sermaye bağlarını &#8220;stratejik derinlik&#8221; ambalajıyla sunan AKP iktidarı, ABD ve NATO’nun Karadeniz ve Doğu Avrupa’daki yayılmacı emellerine kapı aralamaktadır.</p>
<p>Halka sunulan &#8220;tarafsız dış politika&#8221; söylemi koskoca bir yalandan ibarettir. Türkiye’nin ve bölge halklarının güvenliği; emperyalizmin bölgedeki ileri karakolu hâline gelen, NATO kararlarına sadakatle bağlanan ve Kiev’den nişan toplayan bu işbirlikçi siyasetle değil, emperyalist üslerin kapatıldığı, NATO’dan çıkıldığı ve tam bağımsız politikanın kurulduğu Sosyalist Türkiye mücadelesiyle sağlanacaktır.</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Emperyalizmin Yeni Rotası: Irak-Suriye-Akdeniz Boru Hattı</strong></p>
<p data-path-to-node="4">ABD&#8217;nin İran&#8217;a yönelik saldırıları yeniden başlarken Hürmüz Boğazı bir kez daha kapatıldı. Emperyalizmin saldırılarına boyun eğmeyen İran, Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini hedef alarak emperyalist saldırılara karşılık verdi. Böylece bölgede uzun süredir devam eden gerilim yeni bir tırmanış evresine girdi. Hürmüz Boğazı&#8217;nın kapanmasıyla birlikte petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti. ABD ise boğazı askerî güç kullanarak açmanın çok zor olacağını görmüş olmalı ki enerji arzını güvence altına alacak alternatif planları devreye sokmaya başladı.</p>
<p data-path-to-node="5">Petrol tedarikinde Hürmüz Boğazı&#8217;nın etkisini azaltmak için alternatif rotalar ön plana çıkıyor. Bu rotaların en önemlilerinden biri Irak-Suriye-Akdeniz Boru Hattı&#8217;dır. Irak&#8217;ın Basra ve Kerkük bölgelerinde üretilen petrolün Türkiye&#8217;de Ceyhan&#8217;a, Suriye&#8217;de ise Tartus ve Lazkiye limanlarına ulaştırılması planlanıyor. Projenin ileri aşamalarında hattın Ürdün&#8217;ün Akabe Limanı&#8217;na ulaşması da hedefleniyor.</p>
<p data-path-to-node="6">Yeni boru hattı için imzaların Iraklı ve Suriyeli yetkililer tarafından ABD&#8217;nin başkenti Washington&#8217;da atılması trajikomiktir. Irak-Suriye arasında zaten mevcut olan boru hattını ABD, Irak işgali sırasında harap etmişti. İmza törenine ABD Enerji Bakanı da katıldı. Törende bulunan Tom Barrack, bu yeni boru hattıyla Hürmüz Boğazı&#8217;nın &#8220;ikincil konuma düşürüleceğini&#8221; ifade etti. ABD&#8217;li enerji şirketi Chevron bu projeyi gerçekleştirecek.</p>
<p data-path-to-node="7">Irak&#8217;ı iki kez işgal eden, Suriye&#8217;de Esad&#8217;ı devirerek ülkeyi HTŞ&#8217;ye emanet eden ABD, bölgede kendisine karşı direnen İran&#8217;ı etkisiz kılmak için her yola başvurmaya niyetli. Bölge halklarının baş düşmanı ABD emperyalizmi Orta Doğu&#8217;da yenilmek zorunda. Antiemperyalist mücadele, ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı yükseltilmelidir!</p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>BKP: Suruç Katliamı’nı Unutmadık! </strong><strong>Kahrolsun Emperyalizm, Kahrolsun Gericilik!</strong></p>
<p>20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde IŞİD tarafından gerçekleştirilen katliamda 33 devrimci genç hayatını kaybetti. Emperyalizmin, AKP iktidarının ve gericiliğin kol kola gerçekleştirdiği bu katliamın ardından Türkiye’de bombalı saldırılar dönemi açıldı ve sermaye düzeni siyasal ve toplumsal alanı gericilik, baskı ve zorbalıkla dizayn etmeyi hedefledi.</p>
<p>Bugün, ülkemizin ve bölgemizin içinden geçtiği süreç ele alındığında, Suruç Katliamı’nın yalnızca IŞİD tarafından planlanan sıradan bir saldırı olmadığı görülmektedir. Emperyalizm, gericilik ve sermaye düzeni el ele vererek ülkemizi ve Ortadoğu’yu katliamlar, savaşlar ve yıkıma sürüklemiştir.</p>
<p>Emperyalizmin başta Suriye’ye yönelik işgal saldırılarına ortak olan AKP iktidarı, IŞİD’i beslemiş, ülkemizi cihatçı örgütlerin cirit attığı bir konuma sürüklemiştir. Suruç Katliamı’nı gerçekleştirenler gücünü AKP iktidarının işbirliğinden almıştır. Bugün Suriye’de iktidara getirilen HTŞ de, IŞİD kalıntısı bir örgüt olarak yine emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmekte ve bölge halklarına benzer acıları yaşatmaktadır.</p>
<p>Suruç Katliamı’nın hesabının sorulması, bölgemizin ve ülkemizin karanlığa hapsolmaması, emperyalizme, gericiliğe ve sermaye düzenine karşı mücadeleden geçmektedir.</p>
<p><strong>Suruç Katliamı’nı unutmadık! Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun gericilik!</strong></p>
<p><strong>Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi<br />
20.07.2026</strong></p>
<hr />
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Türkiye İşçi Sınıfının Unutulmaz Önderi Kemal Türkler </strong></p>
<p>1926 yılında Denizli’de doğan ve İstanbul Hukuk Fakültesi&#8217;ndeki eğitimini yarıda bırakarak fabrikalarda çalışmaya başlayan Kemal Türkler, sendikacılıkla Emayetaş&#8217;ta tanıştı. 1954 yılında Demir-İş&#8217;in (sonradan Türkiye Maden-İş) genel başkanı seçildi.</p>
<p>Sadece ekonomik haklar için değil, işçilerin siyasal temsili için de mücadele eden Türkler, 1961&#8217;de 12 sendikacı ile Türkiye İşçi Partisi&#8217;nin kuruluşunda yer aldı. Bu mücadele azmi, onu 1967 yılında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu&#8217;nun (DİSK) kurucuları arasına taşıdı ve konfederasyonun ilk genel başkanı yaptı.</p>
<p>Türkiye işçi sınıfı hareketinin dönüm noktalarından biri olan Saraçhane Mitingi’nde aktif görev aldı. Türkler, kendi önerdiği bu mitingin konuşmacıları arasındaydı. 1963 Kavel Grevi, sendikal hakları tırpanlamak isteyen yasaya karşı gerçekleştirilen şanlı 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi ve DGM direnişleri onun öncülüğünde gerçekleşti. 1976&#8217;da, yaklaşık yarım asır sonra 1 Mayıs&#8217;ın yasal ve kitlesel bir mitingle kutlanmasında DİSK’in ve Kemal Türkler’in payı büyüktür.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin 12 Eylül karanlığına sürüklendiği günlerde, 22 Temmuz 1980 sabahı İstanbul Merter&#8217;deki evinin önünde kurşunlanarak katledildi. Yüz binlerce işçinin katıldığı cenazesi, Türkiye tarihinin en büyük protestolarından birine dönüştü. Ne yazık ki uzun süren hukuk mücadelelerine rağmen azmettiriciler ve tetikçiler hak ettikleri cezayı almadı.</p>
<p>Kemal Türkler&#8217;in militan ve mücadeleci azmi ile sınıf sendikacılığındaki ısrarı, bugün sendikaların içinde bulunduğu duruma bakıldığında önemini bir kez daha gösteriyor.</p>
<p>Türkiye işçi sınıfının yiğit önderi Kemal Türkler’e saygıyla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-16-temmuz-22-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 16 Temmuz – 22 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 9 Temmuz – 15 Temmuz 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-9-temmuz-15-temmuz-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:51:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4402</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; NATO 3.0: Savaş, Silahlanma ve Emperyalist Saldırganlık 36.NATO Zirvesi, emperyalist-kapitalist sistemin çok kutuplu yapısının yarattığı bir dizi gerilim, kriz, bölgesel savaşlar ve entegrasyon arayışının bir arada geliştiği bir kesitte gerçekleşti. Çin, Rusya ve İran&#8217;ın sistem içerisindeki pozisyonlarının zayıflatılmasına yönelik hamleler; emperyalizmin Ortadoğu, Latin Amerika, Kafkasya ve Asya&#8217;da ekonomik, askeri ve siyasi bir dizi müdahalesini artırmasının ve emperyalist saldırganlığın yükselmesinin nedenleri olarak değerlendirilebilir. Emperyalist-kapitalist sistemin eşitsiz gelişiminin sonucu olan bu durum ve ne pahasına olursa...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-9-temmuz-15-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 9 Temmuz – 15 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NATO 3.0: Savaş, Silahlanma ve Emperyalist Saldırganlık</strong></p>
<p>36.NATO Zirvesi, emperyalist-kapitalist sistemin çok kutuplu yapısının yarattığı bir dizi gerilim, kriz, bölgesel savaşlar ve entegrasyon arayışının bir arada geliştiği bir kesitte gerçekleşti. Çin, Rusya ve İran&#8217;ın sistem içerisindeki pozisyonlarının zayıflatılmasına yönelik hamleler; emperyalizmin Ortadoğu, Latin Amerika, Kafkasya ve Asya&#8217;da ekonomik, askeri ve siyasi bir dizi müdahalesini artırmasının ve emperyalist saldırganlığın yükselmesinin nedenleri olarak değerlendirilebilir. Emperyalist-kapitalist sistemin eşitsiz gelişiminin sonucu olan bu durum ve ne pahasına olursa olsun sömürü sistemini ayakta tutmaya çalışan emperyalistlerin dünyayı sürüklediği geleceksizlik ve belirsizlik ise NATO Zirvesi&#8217;ne giden süreçte de kendini gösterdi.</p>
<p>Rusya&#8217;ya karşı Ukrayna&#8217;nın silahlandırılması, NATO bütçesinin artırılması, İran&#8217;a yönelik &#8220;nükleer silah&#8221; tehdidi üzerinden sürdürülen ambargo, savaş ve saldırganlığın devamı, teknoloji ve savaş sanayisi alanında atılacak yeni adımlar ve silahlanmayı merkeze koyan bir yaklaşım bu zirvenin de ana gündemlerini oluşturdu. NATO Zirvesi&#8217;nden çıkan sonuç, daha fazla silahlanma, kuşatma ve tehdit oldu.</p>
<p>NATO üyesi bazı ülkelerin başta İran&#8217;a yönelik müdahaleler noktasındaki &#8220;zıt&#8221; tutumunun ise NATO&#8217;nun ve emperyalizmin yönelimlerinde değişikliğe sebep olması bugün olası görünmüyor. Savaşın oluşturabileceği ekonomik ve siyasi sıkışmalardan kaynaklı &#8220;yumuşak geçiş&#8221; arayışında olan bu ülkelerin ise özünde NATO&#8217;ya ve ABD emperyalizmine karşıtlığı bulunmuyor.</p>
<p>NATO Zirvesi&#8217;nde Trump&#8217;ın tehditler yağdırmasıyla birlikte İran&#8217;a yönelik saldırıların gerçekleşmesi ise tesadüf değil, NATO ruhunun somutlanmış hali olarak görülmelidir. Her fırsatta &#8220;dünyanın güvenliğini sağlamak&#8221; kılıfına sığınan NATO&#8217;nun gerçekte emperyalizmin savaş ve yağma örgütü olduğu tekrardan açığa çıkmış durumda. Zirvenin üzerinden geçen bir haftalık süreçte emperyalizmin Hürmüz&#8217;e yönelik yığınağının artması ve İran&#8217;a yönelik yeni bir saldırı hamlesinin kapıda olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, NATO&#8217;yu kutsayan liberal yaklaşımların da bugün saldırganlığa güç kattığı ifade edilmek durumundadır.</p>
<p>NATO Zirvesi için ülkeyi &#8220;OHAL&#8221; kanunları ile yöneten AKP, İsrail&#8217;in attığı adımların karşısında yer aldığını söylese de NATO Zirvesi&#8217;nden çıkan sonuç; Ortadoğu&#8217;ya yönelik atılacak adımların İsrail&#8217;in çıkarına olduğunu ve İsrail&#8217;in bölgede güç kazanacağını şimdiden göstermektedir. Trump&#8217;ın &#8220;İran konusunda Türkiye bizimle aynı düşünüyor&#8221; sözü ise AKP&#8217;nin ikiyüzlü siyasetine örnek teşkil etmektedir.</p>
<p>Tüm bu tabloda, başta Türkiye işçi sınıfı olmak üzere bölge halklarının NATO&#8217;ya ve emperyalizmin saldırganlığına karşı bağımsızlık mücadelesini yükseltmesi gerekmektedir. Sömürüyü, yoksullaşmayı ve geleceksizliği her geçen gün derinleştiren sermaye düzenine, emperyalizme ve onun savaş örgütü NATO&#8217;ya karşı durabilecek tek güç, halkların örgütlü gücüdür.</p>
<hr />
<p><strong>Emperyalizmin Ukrayna Planı: Savaşa Devam!</strong></p>
<p>Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi&#8217;nin ardından açıklanan sonuç bildirisinde alınan sınırlı sayıda karardan biri Ukrayna’yla ilgiliydi. NATO üyelerinin 2026 yılı için Ukrayna’ya 70 milyar avro destek vereceği ve 2027 yılında da desteğin artarak devam edeceği taahhüt altına alındı. Ayrıca Rusya, Avrupa-Atlantik bölgesi için “uzun vadeli tehdit” olarak tanımlandı.</p>
<p>Emperyalistler, kuklaları hâline gelmiş Ukrayna’yı desteklemeye devam ediyor. Savaşın şiddetlenmesini istiyorlar ki bu bahaneyle daha fazla silahlansınlar ve NATO&#8217;nun genişlemesini sağlasınlar. Avrupa, Rusya bahanesiyle militarizasyona tam gaz devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, NATO üyelerinden savunma harcamalarını yüzde 5’e çıkarmalarını istemekte ısrarcı olması da tesadüf değil.</p>
<p>Neo-Nazi Zelenski iktidarıyla birlikte Ukrayna, emperyalizmin Rusya&#8217;yı sınırlandırma siyasetinin doğrudan parçası oldu ve bölge halkları büyük bir yıkıma sürüklendi. Ölen Ukraynalıların emperyalistler açısından hiçbir önem taşımadığı biliniyor. 2001 yılında yapılan son nüfus sayımında 41 milyon olan Ukrayna nüfusunun şu anda 22-25 milyona gerilediği tahmin ediliyor. Cephede savaşacak asker bulmakta sorun yaşayan Ukrayna için Avrupa Birliği, askerlik çağındaki Ukrayna vatandaşlarının Avrupa Birliği&#8217;ne girmesini veya kendilerine koruma statüsü verilmesini engelleyecek bir yasa çıkarmayı hedefliyor.</p>
<p>Emperyalistler dünyanın dört bir köşesinde egemenliklerinin devamı için savaşlar çıkarmaya devam edecekler. Halklara kan kusturmayı sürdürecekler. Emperyalizme karşı mücadelenin her alanda yükseltilmesi dünya halkları için büyük bir önem taşıyor. Emperyalist saldırganlığa karşı bağımsızlığın ve sosyalizmin sesi yükseltilmelidir.</p>
<hr />
<p><strong>Emperyalistlerin Tek Derdi Kendi Çıkarlarıdır!</strong></p>
<p>Emmanuel Macron&#8217;un Şam&#8217;da HTŞ lideri Colani ile verdiği poz, emperyalizmin &#8220;terör&#8221; söyleminde ne kadar ikiyüzlü olduğunu ortaya koymaktadır. Dün &#8220;terörist&#8221; ilan ettiklerini bugün masaya oturtanlar, Orta Doğu&#8217;daki nüfuzlarını ve sermayelerinin yeni pazar arayışını güvence altına almanın peşindedir. Atılan tek bir imzayla Suriye&#8217;nin petrolü ve doğal kaynakları uluslararası sermayenin paylaşım masasına sürülmektedir. Şunu net olarak söyleyebiliyoruz ki emperyalizm için değişmeyen tek ilke, kendi çıkarıdır.</p>
<p>Macron&#8217;un &#8220;istikrar&#8221;, &#8220;yeniden inşa&#8221; ve &#8220;iş birliği&#8221; söylemleri, yıkıma uğrattıkları coğrafyaları uluslararası tekellere açmanın kılıfından ibarettir. Suriye halkı ve Suriye&#8217;nin geleceği, emperyalizmin pazarlık masalarında ve sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmeye çalışılmaktadır. HTŞ&#8217;ye uzatılan el, bağımlılık ilişkilerinin ilanıdır.</p>
<p>Şam&#8217;da verilen bu fotoğraf, emperyalizmin sürekli yeni taşeronlar yaratma siyasetinin en net görüntüsüdür. Suriye halkının kurtuluşu, Macron&#8217;un diplomasi gösterilerinde ya da Colani&#8217;nin Batı&#8217;dan aldığı meşruiyette değildir. Aksine, emperyalizme, gericiliğe ve sömürü düzenine karşı kendi örgütlü mücadelesindedir.</p>
<hr />
<p><strong>Yeni Anayasa Yeni Osmanlıcılığın Belgesi Olacaktır!</strong></p>
<p>Sermaye düzeninin gerici, işbirlikçi ve emek düşmanı karakterinin emperyalizmin yönelimleriyle birlikte yeniden somutlanma ihtiyacı ve AKP iktidarının meşruiyetini tekrardan güçlendirme hedefi, yeni anayasa tartışmalarını beraberinde getirmiş durumda.</p>
<p>AKP iktidarı, sermaye sınıfının ve emperyalizmin çıkarları doğrultusunda düzeni dizayn ederken; bir yanıyla düzen muhalefetini çözüm ve baskı hamleleriyle şekillendirmeye, diğer yanıyla da AKP&#8217;nin karşısında oluşan toplumsal tepkiyi zorbalık ve baskı aygıtlarıyla sindirmeye çalışıyor.</p>
<p>Emperyalizmin Orta Doğu&#8217;ya yönelik saldırıları ve emperyalist entegrasyon süreciyle birlikte, iç siyasette yaşadığı sıkışmayı aşma ve kaybettiği etkiyi toparlama imkânı bulan AKP iktidarının, Yeni Osmanlıcı bir politik-ideolojik hattı &#8220;güçlü Türkiye&#8221; söylemiyle birlikte inşa etme arayışında olduğu görülmelidir.</p>
<p>&#8220;Demokrasi, özgürlük, tüm toplumsal kesimleri kucaklayan anayasa&#8221; vb. kavramlarla altı doldurulmaya ve toplumun karşısına çıkarılmaya hazırlanan yeni anayasa; özünde 25 yıllık AKP iktidarının ve kurduğu istibdat rejiminin güçlenmesine, işçi sınıfı üzerindeki tahakkümün daha da artırılmasına, gericiliğin önünün daha fazla açılmasına, emperyalist işbirlikçiliğin ve saldırganlığın daha da pekişmesine hizmet edecektir.</p>
<p>Sermaye düzeninin temsilcisi AKP iktidarından ve ortağı faşist MHP&#8217;den demokratik ve özgürlükçü bir anayasa beklemek, büyük bir yanılgıdan ibarettir. AKP&#8217;nin ülkeyi yönetme ve anayasa yapma ehliyeti bulunmamaktadır.</p>
<p>Emekçilere Şimşek programını reva görenlere, gençliği geleceksizlik ve borç batağına hapsedenlere, kadınları gericilik, şiddet ve sömürü eliyle yaşamdan koparanlara da istibdat rejiminin belgesi olacak yeni anayasaya da geçit verilmemeli; ülkemiz AKP&#8217;ye, emperyalistlere ve sermaye sınıfına teslim edilmemelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p><strong>Çankaya Belediyesi&#8217;ne Operasyon</strong></p>
<p>AKP, yıllardır sandıkta kazanamadığı kentleri yargı operasyonlarıyla teslim almaya çalışmaktadır. Çankaya&#8217;ya yönelik müdahale de yine bu operasyon halkalarından biridir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi kabul etmeyen iktidar, seçimlerde aşamadığı engelleri yargı operasyonları ve devletin zor aygıtlarıyla aşmaya çalışmaktadır. Bu durum, AKP iktidarının yıllardır sürdürdüğü siyasal bir yöntem haline gelmiştir.</p>
<p>Bu tablonun, yalnızca bir belediyeye yönelik müdahale olarak değerlendirilmemesi gerekir. Mesele, emekçi halkın iradesinin tanınmaması ve seçimlerin yalnızca iktidarın istediği sonucu verdiği ölçüde anlamlı görülmesidir. Bugün Çankaya&#8217;yı hedef alan anlayış, uzun süredir muhalefetin yönettiği belediyelere yönelik operasyonları bir yönetme pratiğine dönüştürmüştür. Halkın iradesini tanımayan bu siyaset; baskıyı kalıcılaştırarak, devletin tüm imkanlarıyla toplumu tahakküm altına almaya çalışmaktadır.</p>
<p>Günümüz sermaye düzeninde belediyeler; kamusal hizmet yerine rant, ihale ve yolsuzluk çarkları üzerinden sermayeye hizmet eden birer şirkete dönüşmüştür. Buna karşın komünistler, yerel yönetimleri; barınma, ulaşım, su ve enerji gibi temel ihtiyaçların ücretsiz sağlandığı, kültür-sanat faaliyetlerinin yaygınlaştırıldığı ve emekçilerin doğrudan karar alma süreçlerine katıldığı araçlar haline getirir. Dolayısıyla yerel yönetimlerin şirketleşmekten kurtulup gerçek anlamda halka hizmet edebilmesi, ancak işçi sınıfının siyasi iktidarında ve merkezi bir planlamayla mümkündür.</p>
<p>Emekçi halkın kurtuluşu ancak, düzen siyasetinin taraflarından kopuşla mümkündür. Esas olan; halkın seçme ve seçilme hakkını gasp eden her müdahalenin karşısında durmak, emekçilerin örgütlü gücünü büyütmek ve bu baskı düzenini kökten değiştirecek mücadeleyi yükseltmektir. Halkın iradesini yok sayanlar, er ya da geç örgütlü halkın iradesiyle karşılaşacaktır.</p>
<hr />
<p><strong>Ahmet Telli&#8217;ye Saygıyla</strong></p>
<p>10 Temmuz 2026 günü devrimci şair Ahmet Telli&#8217;yi kaybettik. Hasanoğlan Köy Enstitüsü mezunu Ahmet Telli; yaşamını önce öğretmenlik, daha sonra çeşitli edebiyat dergilerinde yazarlık, yayıncılık, editörlük yaparak ve 1978 yılından sonra kendi kitaplarını yayımlayarak mütevazı bir biçimde idame ettirdi. Şiir kitapları, eleştiri yazıları ve Kürt şair Cegerxwîn&#8217;in (Cigerhun) şiirleri üzerine yazdığı bir yazıdan ötürü 12 Eylül faşizmi tarafından öğretmenlik görevinden alındı ve tutuklu kaldığı sürede işkence gördü. İşte şiirlerinde tasvir ettiği &#8220;Serüvenciler&#8221;, Türkiye Devrimci Hareketi&#8217;nin siyasi mücadelesinde ve dönem dönem geri çekilip dönem dönem ayağa kalktığı tarih sahnesinde; sosyalist ve emekten yana bir Türkiye için canını, en güzel yıllarını, &#8220;güzelliğini&#8221; ödünsüz veren sosyalist devrimcilerin ve öz yaşamının anlatısıdır.</p>
<p>Ahmet Telli, mücadele ve üretimlerle doldurduğu bu mütevazı yaşamını yalnızca mensubu olduğu 68 kuşağıyla paylaşmadı. Aynı zamanda farklı zeminlerden yükselerek ve farklı toplumsal ihtiyaçlara yaslanarak bugüne kadar mücadeleye yüzünü dönen tüm kuşaklara şiirleriyle ve fiilî dayanışmasıyla eşlik etti. Öyle ki, DGM savcılarının karşısına çoğu kez üniversiteli devrimci gençliğin düzenlediği etkinliklere ve söyleşilere katılmak, konferans vermek suçlamasıyla çıkarıldı. 1985-1995 yılları arasında kendi deyimiyle hemen her yıl çıkarıldığı bu davalardan cezalar alan Ahmet Telli, en son 2018&#8217;de Hacettepe Kitap Topluluğu&#8217;nun davetiyle konuşmacı olarak katıldığı &#8220;Cumhuriyet Döneminde Edebiyat&#8221; konulu söyleşide 30 kişilik faşist grubun saldırısına uğramıştı. Yalnızca bu davaların ve olayların kronolojik sıralaması dahi, Ahmet Telli&#8217;nin şiirleriyle, sözüyle, dayanışmasıyla kimin safında olduğunu, kim için ve ne için ürettiğini gösteriyor.</p>
<p>Ahmet Telli’yi saygıyla anıyoruz.</p>
<p>“Ey şair<br />
Sen sus artık, bize bundan sonrasını<br />
dövüşen anlatsın<strong>”</strong></p>
<hr />
<p><strong>Gayrettepe Katliamı Aydınlatılmalı, Tüm Sorumlular Yargılanmalıdır</strong></p>
<p>2024 yılında Beşiktaş&#8217;taki bir gece kulübünün tadilatı esnasında çıkan yangında hayatını kaybeden 29 işçinin ardından başlayan adalet arayışı, 2 yıldır devam ediyor. Asıl sorumluların iş güvenliği tedbirlerini almayan mekân sahipleri olduğu gerçeği ve Çalışma Bakanlığı gibi denetleyici kurumların da bu tabloda hesap vermesi gerektiği ortadayken, 2 yıldır aileler mahkeme kapılarında hayatını kaybedenlerin hakkını arıyor.</p>
<p>Konu işçi ölümleri olunca adaletin işleyiş hızı yavaşlıyor. İhmali bulunan kamu görevlilerinin sorumluluklarının aydınlatılmaması, bilirkişi raporlarının aylardır tamamlanamaması ve olay yerinde yapılması gereken hayati keşiflerin sürekli ertelenmesi nedeniyle davalar uzuyor.</p>
<p>Gelinen noktada, tutuklu yargılanan bazı isimlerin cezaevi süreci devam etse de aydınlatılmayan karanlık noktalar ve tamamlanamayan evraklar yüzünden dava tıkanmış durumda. Gerekli raporların beklenmesi ve adaletin tecelli etmesi umudu ise bir sonraki duruşmanın yapılacağı sonbahar aylarına devredilerek geride kalanların omuzlarındaki ağır bekleyiş yükünü daha da artırıyor. Gayrettepe katliamı dâhil tüm iş cinayetleri aydınlatılmalı ve sorumluları yargılanmalıdır!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-9-temmuz-15-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 9 Temmuz – 15 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 29 Haziran –8 Temmuz 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-29-haziran-8-temmuz-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:30:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4396</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; NATO&#8217;ya Kırmızı Halı: Memleket Abluka Altında NATO Zirvesi için fiili bir OHAL kapsamına alınan başkent Ankara, hummalı bir çalışmanın ardından milyarlarca lira harcanarak dünyanın patronlarına hazırlandı. Asfaltlar yenilendi, yol güzergâhındaki evlerin ön cepheleri ücretsiz olarak boyatıldı, kenar mahalleler ahşap panolarla kapatıldı. NATO, kırmızı halılarla Türkiye&#8217;nin başkentinde misafir ediliyor. Kırmızı halıların kızıl rengi, emperyalist patronların Filistin&#8217;de, Suriye&#8217;de, Irak&#8217;ta, Afganistan&#8217;da ve İran&#8217;da döktüğü masumların kanından geliyor. Sadece onların değil, Türkiye&#8217;de yıllar boyunca NATO&#8217;nun planlayıp gerçekleştirdiği katliamlarda,...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-29-haziran-8-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 29 Haziran –8 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NATO&#8217;ya Kırmızı Halı: Memleket Abluka Altında</strong></p>
<p>NATO Zirvesi için fiili bir OHAL kapsamına alınan başkent Ankara, hummalı bir çalışmanın ardından milyarlarca lira harcanarak dünyanın patronlarına hazırlandı. Asfaltlar yenilendi, yol güzergâhındaki evlerin ön cepheleri ücretsiz olarak boyatıldı, kenar mahalleler ahşap panolarla kapatıldı. NATO, kırmızı halılarla Türkiye&#8217;nin başkentinde misafir ediliyor.</p>
<p>Kırmızı halıların kızıl rengi, emperyalist patronların Filistin&#8217;de, Suriye&#8217;de, Irak&#8217;ta, Afganistan&#8217;da ve İran&#8217;da döktüğü masumların kanından geliyor. Sadece onların değil, Türkiye&#8217;de yıllar boyunca NATO&#8217;nun planlayıp gerçekleştirdiği katliamlarda, suikastlarda ve darbelerde hayatını kaybeden yurttaşlarımızın da kanıdır. Kanlı ayak izleriyle ülkemize gelen NATO liderleri, dünyayı nasıl bir kan gölüne çevirmeye devam edeceklerini planlayacak, fikir alışverişinde bulunacaklar.</p>
<p>Emperyalist ABD&#8217;nin Başkanı Donald Trump&#8217;ın NATO Zirvesi kapsamında Türkiye&#8217;ye gelmesi ise Türkiye&#8217;deki tüm Amerika sevdalılarını ziyadesiyle heyecanlandırdı. Trump&#8217;ın gelişine hazırlandılar. Devlet yetkililerine, siyasetçilere ve yandaş gazetecilere baktığımızda, sağcılığın emperyalizmi kutsadığını görebiliyoruz.</p>
<p>Emperyalizme ve onların yerli ve yabancı tüm temsilcilerine karşı çıkan komünistler, sosyalistler, devrimciler ve yurtseverler günlerdir gözaltı ve tutuklama fırtınasına maruz kaldı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Ankara ve birçok kent OHAL benzeri tedbirlerle günlerdir kuşatıldı. NATO yetkililerinin &#8220;yerel halkı&#8221; ve halkın gerçek tepkisini görmemeleri için her türlü zorbalığa başvuruldu.</p>
<p>Türkiye’nin gerçekten bağımsız, gelişmiş, eşit ve özgür bir ülke olması için geçmişten günümüze mücadele etmeye devam ediyoruz. Emperyalizme, kapitalizme ve gericiliğe karşı mücadele yükseldikçe AKP iktidarı da emperyalistler de kaybedecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AKP&#8217;den Demokrasi, Barış ve Özgürlük Beklenemez!</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin içinden geçtiği dizayn sürecinin bir yanını &#8220;çözüm süreci&#8221;, diğer yanını ise muhalefete yönelik yıpratma girişimleri, toplumda korku iklimi yaratma çabaları oluşturuyor. AKP ve sermaye düzeni, emperyalist saldırganlıktan ve Ortadoğu&#8217;da oluşan yeni düzlemden yararlanmanın, bu vesileyle yaşadığı sıkışmayı aşmanın arayışında.</p>
<p>Devlet Bahçeli&#8217;nin DEM Parti&#8217;ye uzattığı elle başlayan süreç, bir yanıyla Kürt sorununun çözümü olarak lanse edilse de AKP ve MHP &#8220;terörsüz Türkiye&#8221; yaklaşımından geri adım atmış durumda değil. Bugün gelindiğimiz noktada ise çerçeve yasa tartışmalarında oluşan muğlaklık ve tarafların farklı değerlendirmeleri sürece dair yaklaşım farklarını da ortaya koyuyor.</p>
<p>AKP&#8217;nin sürece yaklaşımının Suriye&#8217;de HTŞ-SDG entegrasyonunun ardından iç siyasette de kendi zemini güçlendirmek, yeni anayasa ve seçimler başta olmak üzere ajandasını işletmek, Ortadoğu&#8217;da emperyalist entegrasyonun parçası olarak yeni Osmanlıcı bir politik hattı inşa etmek olduğu görülmelidir.</p>
<p>NATO zirvesinde ülkemizin yaşadıkları AKP&#8217;nin karakterini açıkça ortaya koymuştur. AKP baskı, tutuklama, en temel haklara dahi göz diken bir istibdat rejimi demektir. Komedyenlerin tutuklandığı, memleketin OHAL&#8217;le yönetildiği bir düzlemde AKP&#8217;den demokratik, barışçıl ve özgürlükçü adımlar beklemek büyük bir yanılgıdan ibarettir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Halkı Kin ve Düşmanlığa Asıl Sürükleyen AKP İktidarıdır!</strong></p>
<p>Deniz Göktaş&#8217;ın tutuklanması, AKP iktidarının yıllardır sürdürdüğü baskı siyasetinin devamı niteliğindedir. İktidar, kendisine yönelen her eleştiriyi soruşturma ve tutuklama tehdidiyle bastırmaya çalışırken, yargıyı da bu politikanın bir aracı olarak kullanmaktadır. Deniz Göktaş hakkında verilen karar da bu tablonun yeni bir örneğidir.</p>
<p>Kısa sürede milyonlarca kez izlenen Göktaş’ın stand-up gösterisi, iktidarın borazanlığını yapan yandaş medya tarafından hedef gösterilmiş; ardından yargı mekanizması hızla devreye sokulmuştur. Bir kez daha gördük ki bu ülkede suçun ne olduğu hukuka göre değil, AKP&#8217;nin siyasi ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir.</p>
<p>Deniz Göktaş&#8217;a &#8220;halkı kin ve düşmanlığa tahrik&#8221; suçlaması yöneltenler önce aynaya bakmalıdır. Keza yıllardır; grevdeki işçilerin karşısına kolluk kuvvetlerini diken, gençliği polis şiddetiyle susturmaya çalışan, kadınları, muhalifleri hedef gösteren, her seçim döneminde toplumu ayrıştırarak iktidarını koruyan AKP&#8217;nin ta kendisi bu suçu işlemektedir. Halkı birbirine düşman eden de farklı düşünen herkesi kriminalize eden de bu düzendir.</p>
<p>Deniz Göktaş&#8217;ın tutuklanması şaşırtıcı değildir. Gazetecilerin, öğrencilerin, sendikacıların ve sanatçıların yargı eliyle baskı altına alınmaya çalışıldığı bir ülkede, bir komedyenin de aynı yöntemlerle hedef alınması bu düzenin olağan pratiği haline gelmiştir. Siyasal iktidar, eleştiriyi suç haline getirmeye; yargıyı ise bunun aracı olarak kullanmaya devam etmektedir.</p>
<p>Ancak ne sanatçı ne gazeteci ne öğrenci ne de emekçi bu baskı düzenine boyun eğecek. Bu ülkenin geleceği; yasaklarla, tutuklamalarla ve hedef göstermelerle değil, örgütlü halkın mücadelesiyle kurulacaktır.</p>
<p>İfade özgürlüğünü suç haline getirenlere, yargıyı siyasal bir sopa olarak kullananlara ve toplumu nefret siyasetiyle yönetmeye çalışanlara karşı sözümüz nettir:</p>
<p>Halkı kin ve düşmanlığa asıl sürükleyen AKP iktidarıdır.</p>
<p>Deniz Göktaş&#8217;ın yanındayız. Baskıya, sansüre ve yargı sopasına karşı; eşit, özgür, bağımsız ve laik bir ülke mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Komünistler NATO&#8217;ya Karşı Bağımsızlık ve Sosyalizm İçin Yürüdü</strong></p>
<p>Birleşik Komünist Parti (BKP), 7-8 Temmuz&#8217;da Ankara&#8217;da toplanacak olan NATO zirvesine karşı İstanbul Kadıköy&#8217;de yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Eylemde söz alan BKP Merkez Komite Üyesi Ali Öztutan şu ifadelere yer verdi:</strong></p>
<p>Siyasi iktidar, haftalardır ülkenin başkentinde yapılacak toplantıya hazırlanıyor. Sıvasız evler boyanıyor, gecekondular görünmesin diye bariyerler kuruluyor.</p>
<p>Yüz yıl önce emperyalist işgale karşı direnişin merkezi, işbirlikçi saltanata karşı bağımsızlığın kalbi olan Ankara; yüz yıl sonra emperyalist temsilcilerin, katillerin kırmızı halıyla ağırlandığı bir şehir oluyor.</p>
<p>NATO zirvesine katılanlar; Gazze&#8217;de, Beyrut&#8217;ta, Suriye&#8217;de, İran&#8217;da, yani bölgemizde birçok katliama imza atanlardır. NATO, yalnızca bölgemizde değil, memleketimizde de katliamlar ve darbeler organize eden bir savaş örgütüdür.</p>
<p>Bugün bu savaş örgütünü ülkemizde kırmızı halıyla ağırlamaya çalışmak; bölgede ve ülkemizde öldürülen, sömürülen emekçilerin kanını sermektir.</p>
<p>Uluslararası savaş örgütüne ve onun işbirlikçisi AKP iktidarına geçmişte nasıl geçit vermediysek, yine vermeyeceğiz. İşgalciler mutlaka kaybedecek!</p>
<p>Ülkemizde emperyalizmin yalnızca iktidarın dostu olmadığını biliyoruz. Bugün siyasi iktidar kadar, başta ana muhalefet olmak üzere diğer muhalefet partileri de bu süreci sessizlikle geçiştirmek istemektedir. Emperyalizmin boyunduruğundan kurtulmadan, ülkemiz bağımsızlığa ve aydınlığa kavuşamayacaktır.</p>
<p>Ülkemizin devrimcileri, emekçileri, gençleri ve kadınları; bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesini yükseltmeye devam edecektir.</p>
<p><strong>Basın açıklamasının tamamı şu şekilde:</strong></p>
<p><strong><br />
Emperyalist Saldırganlığa ve NATO’ya Geçit Vermeyeceğiz!</strong></p>
<p><strong>Dünya Halklarının Düşmanı NATO Ülkemizden Defol!</strong></p>
<p>Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne ve sosyalizmin kazanımlarına karşı emperyalist sistemin çıkarlarını korumak için kurulan NATO; bir güvenlik örgütü olarak lanse edilmeye çalışılsa da, kurulduğu günden bugüne emperyalist yayılmacılığın aracı olmuş; bağımsızlık, aydınlanma, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin baskılanması noktasında görev üstlenmiştir.</p>
<p>Küba’dan Afrika’ya, Ortadoğu’dan Türkiye’ye kadar dünyanın pek çok yerinde ilerici, bağımsızlıkçı gelişmeleri işbirlikçi iktidarlar ve gladyo eliyle sermayenin ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda geriletmeye çalışan, NATO’nun ve emperyalizmin kendisidir. Ülkelerin kendilerine ait doğal kaynaklarını, enerji kaynaklarını ele geçirmek; ekonomik olarak tahakkümünü ve kendisine bağımlı haline gelmelerini sağlamak için emperyalizm tarafından yapılan müdahaleler; savaşla, yıkımla, yağmayla sonuçlanmıştır. Emperyalizmin ve sermayenin istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda müttefik olunamayan ülkelerin ise sonu, askeri, ekonomik, siyasi kuşatmadır. NATO ve emperyalizmin bu haydutça kuşatma taktiği, dünyaya ve hedef ülkelere kriz, yoksullaşma, yaptırım, ambargo, savaş ve sivil halkın katledilmesiyle sonuçlanmıştır.</p>
<p>Bugün emperyalizm ve onun savaş aygıtı NATO’nun Venezuela’da uyguladığı haydutluk, Küba’yı ambargolarla teslim alma hedefi, Filistin’de İsrail eliyle gerçekleştirilen katliam, Suriye’nin IŞİD kalıntısı HTŞ’ye teslim edilmesi, Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırıların artması, emperyalizmin ve NATO’nun saldırganlığını gözler önüne sermektedir. Libya’ya müdahale, Irak’a müdahale, Suriye’de savaş, Filistin’de işgal ve son olarak da İran’daki çatışmalar; ABD, emperyalizm ve NATO eliyle yürütülmüştür. NATO ve emperyalizm, bölgemizi, Yeşil Kuşak ekseninde şekillendirmek için kan gölüne çevirmiştir.</p>
<p>1952 yılında NATO üyesi olan Türkiye, Kore Savaşı’na asker göndererek emperyalizme ilk kez ortaklık etmiş ve artık NATO üyesi ve müttefiki bir ülke olarak, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda kimi adımları atmıştır. Yeşil Kuşak Projesi kapsamında dünyada ve ülkemizde gerici İslamcı tarikatlar ve çeteler ABD tarafından beslenmiştir. Gülen cemaati gibi tarikatlar emperyalizm ve özelde ABD tarafından ciddi bir destek bulmuş, ülkemiz gericiliğe ve karanlığa emperyalizm eliyle sürüklenmiştir. 2009 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın mecliste kendisini ‘Büyük Ortadoğu Eş başkanı’ olarak tanımlaması boşuna ve öylesine değildir. 2011 yılında Suriye’de iç savaşın ayak sesleri gelirken, işbirlikçi iktidar AKP; Suriye’de şeriatçı çeteleri desteklemiş, Suriye’nin yıkımına giden taşları döşeyen rolü bizzat üstlenmiştir. Savaşın sonucu, Suriye halkının katledilmesi; Suriye’nin IŞİD artığı şeriatçı Şara rejimine teslim edilmesidir. İsrail’in Gazze’ye dönük saldırıları bir kez daha artmış; Gazze Şeridi’nde işgal başlamış ve binlerce Filistinli soykırıma uğramıştır. Unutulmamalıdır ki; İsrail tek suçlu değildir. İsrail’le ticareti, anlaşmaları kesmeyen işbirlikçi iktidarlar, hamaset yapmaktadır. Güya İsrail’in Filistin soykırımına tepki gösteren AKP; kınamanın ötesine geçememiş; NATO ve emperyalizmin çıkarları belirleyici olmuştur.</p>
<p>Bu yıl itibariyle bölgemizde yeniden yükselen savaş iklimi İran’a dönük kaynakların yağmalanması, bağımsız ve egemen İran’ın zarar görmesi içindir. 175 kız çocuğunun okullarında gaddarca ölümüne sebep olan bu savaş; bir kez daha emperyalizmin vahşetini gözler önüne sermiştir. Ancak haydut İsrail’in ABD güdümlü saldırıları İran’ı yağmalamaya yetmemiştir.</p>
<p>Tam da böyle bir dönemde NATO Zirvesi’nin ülkemizde toplanması tesadüf değildir. AKP, emperyalizmden aldığı icazetle Türkiye’yi emperyalizmin ve NATO’nun çıkarlarına hizmet eder hale getirmiş, sömürüyü ve gericiliği her alanda artırmış ve ülkemizi büyük bir karanlığın içerisine çekmiştir.</p>
<p>Başı sıkıştığında yerli milli ve dış güçler edebiyatına sarılan AKP, emperyalizmin ve baş haydut Trump’ın sadık müttefiki olarak Ortadoğu’da gerçekleşen emperyalist entegrasyona dahil olmuş, siyonist İsrail rejiminin Filistin’de uyguladığı katliamı sözde lanetlerken özünde İsrail’in çıkarlarına hizmet ederek emperyalizme olan bağlılığını her fırsatta göstermiştir.</p>
<p>NATO’nun ülkemizin güvenliğini sağladığı büyük bir yalandan ibarettir. Türkiye’nin NATO üyeliği, bağımsızlığın karşısındaki en büyük engeldir ve ortadan kaldırılmak durumundadır.</p>
<p>Kaderini emperyalistlerin onayına bağlayan AKP’nin NATO Zirvesi için başkent Ankara başta olmak üzere tüm memleketi yasaklarla, OHAL uygulamalarıyla, tutuklama ve gözaltılarla yönetmesi ise büyük bir korkunun ürünüdür. Trump ve NATO için dikensiz gül bahçesi yaratmak isteyen AKP iktidarı, uyguladığı adımlar ve aldığı kararlarla emperyalistlerin bekçiliğini yaptığını bir kere göstermiştir.</p>
<p>Savaş, yoksulluk, yıkım ve kaosun kaynağı emperyalizme ve NATO’ya göz kırpan düzen muhalefetinin ülkemizin çıkarını, yoksulluğu, gericiliği, geleceksizliği ve hukuksuzluğu dert etmediği ise bir diğer gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Her fırsatta NATO’ya akıl veren, NATO’nun ve emperyalizmin çıkarlarını AKP’den daha iyi savunacağını ifade eden, emperyalizmi ittifak unsuru olarak gören düzen partilerinin Türkiye’nin sorunlarını çözebilecek programdan yoksun oldukları açığa çıkmış durumdadır.</p>
<p>Bu memleket ise emekçilerin, kadınların, gençlerin, alın teriyle geçinenlerindir.</p>
<p>Türkiye, NATO’dan da, AKP zorbalığından da büyüktür.</p>
<p>Unutmamalıdır ki, emperyalist kapitalist sistemin en büyük korkusu emekçilerin elleriyle şekillenecek eşit, aydınlık yarınlardır. Dünyayı savaşlara, yoksulluğa, geleceksizliğe sürükleyen emperyalizmden ve onun savaş örgütü NATO’dan kurtaracak tek güç emekçilerdir. Emekçilerin bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin karşısında ne emperyalistler ne de onların işbirlikçi iktidarları durabilir. Ülkemizin yurtsever ve devrimci birikimi bu topraklarda güçlüdür. Ülkemizin her karış toprağında NATO’ya, ABD’ye ve emperyalizme geçit vermeyeceğiz diyenlerin mirası vardır. Deniz’lerin 6. Filo’ya karşı başlattıkları yürüyüş bugün ülkemiz devrimcileri tarafından yükseltilmektedir. Bu miras; eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin, bağımsızlığın ülkesini; Sosyalist Türkiye’yi kurmak için yürüyor. Kana susamış bu düzen ve işbirlikçi AKP ancak sosyalist devrimle yenilebilir.</p>
<p>Dünya halklarının katili NATO’dan çıkılmalı, emperyalist üsler kapatılmalıdır!</p>
<p>NATO Zirvesi’nin ülkemizde toplanmasına karşı çıktığı ve ülkemizin bağımsızlığı savunduğu için gözaltına alınan ve tutuklanan tüm devrimciler ve yurtseverler derhal serbest bırakılmalıdır!</p>
<p>Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun NATO!</p>
<p>Yaşasın bağımsızlık, laiklik, sosyalizm!<br />
<strong><br />
Birleşik Komünist Parti<br />
05.07.2026</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>BKP: Deniz Göktaş Serbest Bırakılmalıdır!</strong></p>
<p><strong>AKP Zorbalığına Geçit Vermeyeceğiz!</strong></p>
<p>Gerçekleştirdiği gösteri sonrasında iktidar yandaşları tarafından hedef gösterilen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması kabul edilemez. Deniz Göktaş hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulması, AKP iktidarının zorbalığını ve hukuksuzluğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir.</p>
<p>Yargıyı bir aparat olarak kullanan AKP, karşı her sesi sindirmeye çalışmakta, emek düşmanı, gerici ve işbirlikçi politikaların karşısında duran aydınları, gazetecileri ve sanatçıları susturmayı, milyonlara gözdağı vermeyi hedeflemektedir.</p>
<p>NATO zirvesi için başkent Ankara’da “OHAL” ilan edilmesi, yüzlerce devrimci ve yurtseverin gözaltına alınıp tutuklanması, seçme ve seçilme, eylem ve yürüyüş, ifade özgürlüğü gibi en temel yurttaşlık haklarının dâhi görmezden gelinmesinin altında yatan neden, AKP’nin düzeninin ilericiler, emekçiler, aydınlar, gençler eliyle bozulma tehlikesidir.</p>
<p>Bu gerekçeler, tanıdığımız bir AKP hamasetidir. Gerçek ise, AKP’nin kendi gericiliğini, zorbalığını ve emperyalist işbirlikçiliğini gizlemek; baskıcı ve karanlık düzeninin devamını sağlamaktır. Halkı kin ve düşmanlığa iten de AKP’nin ta kendisidir.</p>
<p>Açıktır ki, yaratılmaya çalışılan bu zorbalık ve baskı iklimi, başarıya ulaşamamıştır. Savaş örgütü NATO’ya karşı yükselen ses susturulamamış, emekçilerin eşitlik ve özgürlük mücadelesi, gençliğin gelecek kavgası sindirilememiştir.</p>
<p>AKP, Türkiye’yi teslim alamamıştır.</p>
<p>AKP, NATO, sermaye ve gericilik eleştirilemez değildir!</p>
<p>Zorbalığa geçit verilmemeli, AKP’nin istibdat rejimine karşı her alanda mücadele yükseltilmelidir.</p>
<p>Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır!</p>
<p><strong>Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi<br />
03.07.2026</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yaşamı ve Doğayı Savunanlar Yargılanamaz! Esra Işık Yalnız Değildir!</strong></p>
<p>Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı’nın, YK Enerji termik santraline kömür sağlamak amacıyla 2023 yılında ülke çapından gelen yurttaşların tepkilerine ve jandarmanın sert müdahalelerine rağmen kesilmesinin ardından başlayan mücadele, bugün tartışmalı yargı kararlarıyla sürmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>42 gün cezaevinde kalan</strong> Esra Işık, tutukluluğu sürerken <strong>Danıştay 6. Dairesi’nin 7 Mayıs’ta acele kamulaştırma kararına &#8220;dur&#8221; demesinin</strong> ardından 11 Mayıs&#8217;ta tahliye edildi. Danıştay kararında, acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, idarenin gerekçelerinin olağanüstü bir aciliyet barındırmadığı ve uygulandığı takdirde telafisi imkânsız zararlar doğuracağı açıkça belirtilmişti.</p>
<p>Danıştay&#8217;ın kamulaştırmayı durduran bu emsal kararına rağmen, keşif sırasındaki protestolar nedeniyle açılan davanın Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında Esra Işık cezalandırıldı. Mahkeme, Işık’a <strong>&#8220;hakaret&#8221; suçundan adli para cezası</strong>, <strong>&#8220;görevi yaptırmamak için direnme&#8221; suçundan ise 2 yıl 1 ay hapis cezası</strong> vererek hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.</p>
<p>Toprağımız, ormanlarımız sermayeye peşkeş çekiliyor. Toprağını, ormanını, yaşamı ve geçim kaynağını savunanlar ise cezalandırılıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılmalıdır! </strong></p>
<p>Sermaye düzeni ve iktidardaki temsilcisi AKP tarafından faaliyete geçirilen Kuyu Tipi Hapishaneler insanlık onuruna aykırıdır.</p>
<p>Gürkan Türkoğlu, kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk talebi ile başlattığı açlık grevini 266 gün boyunca sürdürmüş, Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk edilmiş ve burada da zorla müdahaleye maruz bırakılmıştır.</p>
<p>Zorla müdahale ile birlikte durumu kötüleşen ve 3 aydır yoğun bakımda olan Gürkan Türkoğlu 6 Temmuz günü yaşamdan koparılmıştır.</p>
<p>İnsan onuruna aykırı bu uygulamaya son verilmelidir.</p>
<p>Kuyu Tipi Hapishaneler kapatılmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-29-haziran-8-temmuz-2026/">Komünist Birlik Haftalık 29 Haziran –8 Temmuz 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komünist Birlik Haftalık 16 Haziran – 22 Haziran 2026</title>
		<link>https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-16-haziran-22-haziran-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Komünist Birlik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 17:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Komünist Birlik Haftalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://komunistbirlik.org/?p=4394</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; G7 Zirvesi Eylemlerle Karşılandı G7 Zirvesi, Fransa’nın Evian-les-Bains kentinde 15-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirildi. Bu zirveye G7 ülkeleri dışında Katar, BAE, Mısır, Güney Kore, Kenya, Hindistan ve Ukrayna liderleri de katıldı. Batılı emperyalist güçlerin ABD öncülüğünde mevcut durumu tartıştığı ve önümüzdeki süreçler için yön tarif ettiği bu tür toplantılar önem arz ediyor. Bu sene de yine G7 ülkeleri, Ukrayna’yı daha fazla destekleme ve Rusya’yı daha fazla sıkıştırma konusunda anlaştı. Kaleme aldıkları ortak açıklamada, Ukrayna’ya hava...</p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-16-haziran-22-haziran-2026/">Komünist Birlik Haftalık 16 Haziran – 22 Haziran 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>G7 Zirvesi Eylemlerle Karşılandı </strong></p>
<p>G7 Zirvesi, Fransa’nın Evian-les-Bains kentinde 15-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirildi. Bu zirveye G7 ülkeleri dışında Katar, BAE, Mısır, Güney Kore, Kenya, Hindistan ve Ukrayna liderleri de katıldı. Batılı emperyalist güçlerin ABD öncülüğünde mevcut durumu tartıştığı ve önümüzdeki süreçler için yön tarif ettiği bu tür toplantılar önem arz ediyor.</p>
<p>Bu sene de yine G7 ülkeleri, Ukrayna’yı daha fazla destekleme ve Rusya’yı daha fazla sıkıştırma konusunda anlaştı. Kaleme aldıkları ortak açıklamada, Ukrayna’ya hava savunma sistemleriyle uzun menzilli silah sevkiyatının daha hızlı bir şekilde sağlanacağı ve Rusya üzerindeki yaptırım baskısının arttırılacağı ifade edildi. Emperyalistler kuklaları haline gelen Ukrayna’nın savaşı kaybetmemesi için her türlü desteği vermekten geri durmayacaklar.</p>
<p>Bu zirvede ABD Başkanı Donald Trump’ın bir toplantıya girerken “Merhaba, patron benim” demesi, Trump ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasındaki laf dalaşı gibi skandalları bir kenara bırakıp daha mühim bir noktaya odaklanmamız gerekiyor: OpenAI, Anthropic, Meta gibi yapay zekâ şirketlerinin yetkilileri zirveye katılan liderlerle bir toplantı gerçekleştirdi.</p>
<p>Toplantıda YZ modellerinin geliştirilmesinde ABD öncülüğünde işbirliğinin sağlanması gerektiğinin altı çizildi. Bu, küresel güç mücadelesinde YZ’nin de artık önem arz ettiğinin bir göstergesi sayılabilir.</p>
<p>G7 Zirvesi öncesi binlerce kişi Cenevre’de zirveye karşı eylem gerçekleştirdi. Yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı eylemlerde G7 karşıtı söylemler ön plandaydı.</p>
<p>Emperyalizme ve kapitalizme karşı öfke, yer yer göstericilere yönelik polis saldırısına dönüştü. 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesinde de halkımız benzer bir tepkiyi dünyanın en büyük terör örgütü NATO’ya göstermek zorundadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Emperyalizmden ve Siyonist İsrail Rejiminden Barış Beklenemez!</strong></p>
<p>Emperyalizmin ve Siyonist İsrail rejiminin Ortadoğu&#8217;ya yönelik saldırıları ve emperyalist dizayn hamlesi uzun yıllardır bölgeyi büyük bir kaosa, yıkıma ve belirsizliğe sürüklemiş durumda. Suriye&#8217;de HTŞ&#8217;nin iktidara getirilmesi ve HTŞ-SDG entegrasyonu, Lübnan&#8217;a yönelik saldırılar, Filistin&#8217;de gerçekleştirilen katliam, ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırıları son dönemde Ortadoğu&#8217;daki emperyalist saldırganlığa örnek nitelikte.</p>
<p>İran&#8217;ın Hürmüz Boğazı ve Lübnan&#8217;a yönelik İsrail saldırganlığına karşı tutumu emperyalizmin İran&#8217;a yönelik hamlesini de farklılaştırmış durumda. Emperyalist sistem içerisindeki gerilimleri de tetikleyen bu durum ABD-İsrail ve İran arasındaki süreci, savaş, ambargo, mutabakat ve anlaşmalar arasında gidip gelen bir düzleme evriltmiş vaziyette. ABD ve İran arasında imzalanan son anlaşmanın ardından savaşın bittiği algısı oluşturulmaya çalışılsa da emperyalizmin ve Siyonist İsrail rejiminin karakteri ve attıkları adımlar gerçeğin bu olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Bugün ABD ve İsrail arasında kimi dönem diplomatik anlamda karşıtlık görüntüsü açığa çıksa da özünde İsrail&#8217;in Ortadoğu&#8217;daki adım larının emperyalizmin tam desteğiyle atıldığı görülmek durumundadır. İbrahim anlaşması başta olmak üzere, ABD emperyalizminin İsrail&#8217;e verdiği ekonomik, askeri ve siyasi destek yadsınamaz bir gerçek. Bugün ABD&#8217;nin barıştan yana olduğu İsrail&#8217;in ise savaşı zorladığı tezleri bu açıdan gerçekliği tam olarak yansıtmamaktadır. Yaşanan durum, İran&#8217;a yönelik emperyalist müdahalenin içeriği ve biçimi noktasındaki tartışmalar ve farklılaşmalarda aranmak durumundadır.</p>
<p>Kimi dönem ABD&#8217;nin NATO karşıtı söylemleri, AB ülkeleriyle &#8220;gerilimleri&#8221; artsa da özünde emperyalist-kapitalist sistemin çıkarlarında ortaklaşıldığı görülmelidir. Bugün aynı durum ABD ve İsrail ilişkisi açısından da yaşanmaktadır. Ortadoğu halkları ABD&#8217;den de İsrail&#8217;den de medet umamaz ve emperyalizme güvenemez. Emperyalizmden ve siyonist İsrail rejiminden barış beklenemez!</p>
<p><strong>NATO’ya Karşı Ülkeyi Savunmak Suç Değildir!</strong></p>
<p>Ankara’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi yaklaşırken, egemenlerin ve işbirlikçi sermaye iktidarının her büyük emperyalist buluşma öncesinde devreye soktuğu tanıdık senaryolar yeniden sahnede. Gözaltılardan, ev baskınlarıyla onlarca devrimci ve öğrencinin tutuklanmasına varan bu operasyon dalgası, iktidarın emperyalizme sunduğu bir &#8220;temizlik&#8221; güvencesinden başka bir şey değildir. Sokakları ve meydanları halka kapatmak, savaş aygıtına karşı çıkan sesleri gözaltılarla, tutuklamalarla susturmak istemektedirler.</p>
<p>Bu gözaltılar ve tutuklamalar, AKP&#8217;nin emperyalistlere ne pahasına olursa olsun sadık kalacağının taahhüdüdür. İktidar, ülkenin limanlarını, topraklarını ve askeri imkanlarını NATO’nun Ortadoğu’dan Doğu Avrupa’ya uzanan kanlı planlarına peşkeş çekerken; bu barbarlığa &#8220;Dur!&#8221; diyen yurtseverleri, sosyalistleri ve gençleri susturmaya çalışmaktadır. NATO’ya karşı çıkmak, emperyalizmin işgal ve sömürü politikalarına karşı durmak, bu toprakların en meşru hakkı ve onurlu geleneğidir. Bugün bu hakkı kullanan 21 devrimcinin ve öğrencinin tutuklanması, bu meşruiyeti gölgeleyemez.</p>
<p>Net olarak görülmektedir ki: NATO, iddia edildiği gibi bir &#8220;savunma örgütü&#8221; değil; dünya halklarının kanı, gözyaşı ve sömürüsü üzerine kurulmuş küresel bir terör örgütüdür. Ankara’da yapılacak olan zirve ise, yeni savaş planlarının, silahlanma bütçelerinin ve halklara yönelik yeni saldırı paketlerinin onaylanacağı bir pazar yeridir. İşbirlikçi iktidar, bu pazar yerinin huzurunu kaçıracak yegâne güç olan devrimci iradeden korkmaktadır. Gençliğin ve işçi sınıfının NATO karşıtı öfkesinin sokaklara taşmasından duyulan bu korku, baskının boyutunu da gözler önüne sermektedir. Sosyalist hareketin sorumluluğu ve görevi emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı anti-emperyalist mücadeleyi büyütmektir. Ülkeyi yabancı postallara ve savaş çetelerine teslim etmek isteyenlere karşı; bağımsız, eşit ve özgür bir Türkiye mücadelesi kararlılıkla sürdürülecektir. NATO’ya karşı ülkesini savunanlar yalnız değildir; suçlu olanlar halkı ezen ve emperyalizmin uşaklığını yapanlardır!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Zorbalığı Bırakın, Eğitim Emekçilerinin Taleplerini Kabul Edin! </strong></p>
<p>Eğitim emekçilerinin başladığı açlık grevi 7. gününü de güvenlik güçlerinin baskı ve şiddetiyle geçirdi.</p>
<p>Öğretmenler, güvenceli iş istiyorlar. Her yıl yenilenip yenilenmeyeceği belirsiz sözleşmeler, yaz aylarında fiilen işsiz bırakılmaları, saatlik ücretlendirme sistemi ve ek derslerin belirsizliği özel sektör öğretmenlerinin sorunlarının başında geliyor.</p>
<p>Öğretmenler, taban maaş hakkının geri getirilmesini talep ediyor. 2014 yılında Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda yapılan değişiklikle kaldırılan düzenleme, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin kamudaki meslektaşlarından daha düşük ücret almasını engelliyordu. Bu yasa geri getirilmeli ve böylece gelir adaletsizliği son bulmalı.</p>
<p>Öğretmenler, büyük haksızlık yaratan mülakat sisteminin kaldırılmasını istiyorlar.</p>
<p>Bu talepler de meşrudur, eğitim emekçilerinin eylemleri de. AKP iktidarı “kamu düzenini bozmak” gerekçesi ile haklarını arayan, sesini duyurmak isteyen emekçileri baskılamak ve sindirmek istemektedir.</p>
<p>Bu baskı ve şiddetin arkasında korku olduğunu biliyoruz. Patronların hakkını korumak için uygulanan bu adımlar derhal son bulmalı, eğitim emekçilerinin talepleri kabul edilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Birlik ve Dayanışma Hareketi’nden İstanbul ve İzmir’de NATO Karşıtı Toplantılar </strong></p>
<p>Temmuz ayında ülkemizde toplanmaya hazırlanan emperyalizmin kanlı savaş aygıtı NATO’ya; Filistin’de, İran’da ve Suriye’de halkların kanını döken kasaplara karşı omuz omuza veriyoruz!</p>
<p>Çözüm ne yirmi beş yıldır NATO’nun en sadık bekçiliğini yapan AKP’nin sahte hamasetinde ne de yüzünü emperyalist barbarlara dönüp NATO’dan “güvenlik ve demokrasi” bekleyen muhalefetin işbirlikçiliğindedir!</p>
<p>Ülkemizi kan gölüne çeviren darbelerin, fâili meçhullerin ve katliamların mimarı olan bir savaş örgütünden; barış, demokrasi ve güvenlik beklenemez.</p>
<p>Sermaye sınıfının bekası için bağımsızlığımızı peşkeş çekenlere ve dünyayı emperyalist barbarlığın karanlığına sürükleyenlere karşı işçi sınıfının eşitlik, özgürlük ve kardeşlik bayrağını dalgalandırıyoruz.</p>
<p>Birlik ve Dayanışma Hareketi; emperyalist saldırganlığa, uluslararası sermayenin koçbaşı savaş örgütü NATO’ya ve ülkemizi bu kanlı projelerin bir parçası haline getirenlere karşı tüm emekçileri, gençleri ve yurtseverleri mücadeleyi yükseltmeye çağırıyor!</p>
<p>Birlik ve Dayanışma Hareketi İstanbul Bağcılar, Esenyurt, Şişli, Gazi Mahallesi, Kadıköy, Avcılar ve Bakırköy’de; İzmir Karşıyaka, Buca ve Bornova’da NATO karşıtı toplantılarını gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>NATO&#8217;ya Karşı Bağımsızlık ve Sosyalizm Yürüyüşü İçin Çağrı </strong></p>
<p>Emperyalistler ve onların savaş örgütü NATO 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara&#8217;da toplanmaya hazırlanıyor. Dünyayı kana bulayan, Gladio örgütlenmeleri ile işçi sınıfının ve halkların mücadelesini boğmaya çalışan, Ortadoğu&#8217;dan Latin Amerika&#8217;ya savaş, işgal ve ambargolarla halkları teslim almaya çalışan emperyalistlere ve onun savaş örgütü NATO&#8217;ya güçlü bir yanıt verilmelidir.</p>
<p>NATO ülkemizin, halkımızın güvenliğine tehdit, emperyalizm ülkemizdeki karanlığın ve zorbalığın arkasındaki en temel güçtür.</p>
<p>AKP iktidarı, emekçilere yönelik saldırılarını emperyalistlerden aldığı güçle gerçekleştirmekte, ülkemizi emperyalizmin ve NATO&#8217;nun çıkarlarına ortak kılmakta, Suriye&#8217;de gerçekleşen emperyalist müdahaleye, Filistin&#8217;de uygulanan katliama, Venezuela&#8217;da ABD&#8217;nin haydutluğuna, İran&#8217;a dönük saldırılara sesini çıkarmamakta, göstermelik açıklamalarla emperyalizmin adımlarını meşrulaştırmaktadır.</p>
<p>Benzer bir durum bugün düzen siyasetinde de hâkimdir. AKP&#8217;nin zorbalığına karşı çıkıp emperyalizmi, sermaye düzenini ve NATO&#8217;yu görmezden gelen her türlü yaklaşım gerçek bir kurtuluş mücadelesinden uzaklaşmak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Bugün emperyalistlere, baş haydut Trump&#8217;a ve Siyonist Netanyahu&#8217;ya dur demek, yalnızca Ortadoğu halkları için değil, tüm dünya halkları adına hayati bir önem taşımaktadır. Savaşın ve sömürünün bedeli emekçilere ödetilirken, emperyalistlerin kâr hırsı başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyayı derin bir belirsizliğe sürüklemektedir.</p>
<p>Bu tablodan çıkış emperyalizme ve uluslararası tekellerin savaş örgütü NATO&#8217;ya karşı bağımsızlık bayrağının yükseltilmesi ve bu mücadelenin sosyalist Türkiye hedefiyle birleştirilmesinden geçmektedir.</p>
<p>Birleşik Komünist Parti, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilmesi hedeflenen NATO zirvesine karşı tüm emekçileri, yurtseverleri, kadınları ve gençleri bağımsızlık ve sosyalizmin sesini yükseltmeye, 5 Temmuz&#8217;da İstanbul Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Parkı&#8217;nda başlatacağı yürüyüşe çağırmaktadır.</p>
<p>Emperyalistleri, savaş örgütü NATO&#8217;yu ve işbirlikçilerini ülkemizden kovacağız!</p>
<p>NATO&#8217;dan çıkılmalı, üsler kapatılmalıdır!</p>
<p><strong>Birleşik Komünist Parti Merkez Komitesi </strong></p>
<p><strong>21.06.2026</strong></p>
<p>The post <a href="https://komunistbirlik.org/komunist-birlik-haftalik-16-haziran-22-haziran-2026/">Komünist Birlik Haftalık 16 Haziran – 22 Haziran 2026</a> appeared first on <a href="https://komunistbirlik.org">Komünist Birlik</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
