Komünist Birlik HaftalıkKomünist Birlik Haftalık 24 Mart – 31 Mart 2026

Mart 31, 20261 min

 

Savaş Örgütü NATO’ya En Güçlü Yanıtlardan Birini Türkiye İşçi Sınıfı Vermelidir!

4 Nisan 1949 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 12 ülkenin katılımıyla kuruldu. NATO Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin karşısında, sınıf hareketinin ve sosyalist hareketin yükseldiği ülkelerde açığa çıkan tepkileri Gladio ve kontrgerilla hareketleriyle bastırmak amacıyla hareket etti.

Latin Amerika’dan, Ortadoğu’ya uzanan bir coğrafyada emperyalist planların hayata geçirilmesinde rol üstlenen NATO “barış ve özgürlük örgütü” olarak tanıtılmaya çalışılsa da dünya halkları açısından büyük bir savaş örgütü olarak biliniyor.

Sovyetler Birliği’nin çözülmesinin ardından ise NATO yayılmacılığı durmamış ve emperyalist projelerin koçbaşı görevini görmüştür. Yugoslavya’dan Irak’a, Ukrayna’dan, Suriye’ye ve bugün İran’a uzanan süreçte emperyalist yayılmacılığın sonuçlarını emekçiler ağır bir şekilde ödemekte, yoksulluk, geleceksizlik, gericilik, doğal kaynakların yağmalanması gibi olgular NATO’nun ve emperyalizmin gerçek yüzünü bir kere daha açığa çıkarmaktadır.

Temmuz ayında NATO zirvesinin Türkiye’de yapılması planlanmaktadır. Suriye’nin yıkımının, Gazze’de gerçekleştirilen katliamın, Küba’nın ablukaya alınmasının, İran’a yönelik emperyalist ve siyonist saldırganlığın sorumlusu ve Türkiye’nin bağımsızlığının karşısındaki en büyük tehdit olan NATO’nun kirli planları bozulmak durumundadır.

Sermaye düzeni memleketi NATO’nun ve emperyalistlerin karakolu haline getirmiş vaziyette. AKP iktidarı emperyalizmin ve siyonist saldırganlığın karşısında timsah gözyaşları dökmekte, işbirlikçiliği ise hakkıyla yerine getirmektedir. Türkiye NATO’dan çıkmalıdır. Ülkemizdeki tüm emperyalist üsler kapatılmalıdır.

Savaş örgütü NATO’ya en güçlü yanıtlardan birini Türkiye işçi sınıfı vermelidir.

Kızıldere’yi Unutmayacağız

Kızıldere, bu toprakların en ağır bedellerinden biri olarak tarihe kazınmıştır.

Denizlerin idamına karşı yola çıkan, Mahir Çayan ve yoldaşları; Kendi hayatlarını ortaya koyarak yalnızca bir kuşağa değil, gelecek kuşaklara dair de söz söylediler. Kızıldere, teslim olmayanların, boyun eğmeyenlerin ve yoldaşlığın adı olmuştur.

Ama aradan geçen yıllar bizlere gösteriyor ki, korku hâlâ aynı yerde diri duruyor. Dün Kızıldere’ye gitmek, anmak isteyenlerin yolu kesildi. Yol ablukaya alındı, gözaltılarla hafızalar bastırılmak istendi. Ve bir jandarma komutanı çıkıp “Sovyetler Birliği dağıldı arkadaşlar” diyerek, bu anmayı umutsuzlaştırmaya ve değersizleştirmeye kalktı.

“Sovyetler Birliği dağıldı” diyenlere sormak gerekir: Dağıldı da ne oldu? Yurdumuzda ve dünyamızda emek sömürüsü mü ortadan kalktı, yoksa daha da mı derinleşti derinleşiyor? Kadınların sorunları sona mı erdi, yoksa her gün yeniden mi büyüyor? Gençliğin geleceksizliği çözüldü mü, yoksa daha da mı ağırlaştı? Savaşlar bitti mi, yoksa dünyanın dört bir yanında daha pervasız, daha yıkıcı bir hâl mi aldı?

Gerçek şu ki, Sovyetler’in dağılmasının ardından kapitalist-emperyalist düzen dünyada daha da saldırganlaştı. Eşitsizlik büyüdü, emek daha fazla sömürüldü, halkların üzerine daha fazla savaş ve yoksulluk dayatıldı. Ve tam da bu yüzden Kızıldere hâlâ daha hedefte. Çünkü Kızıldere, bütün bunlara karşı “başka bir hayat mümkün” diyenlerin hafızasıdır. Çünkü Kızıldere, korkuya karşı cesareti, yalnızlığa karşı yoldaşlığı ve mücadeledeyi büyütmeye devam ediyor.

Onları anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Bugün o mücadelenin nerede durduğunu bilmektir. Gözaltılarla, ablukalarla susturulmak istenen de tam olarak budur: Hatırlayan, sorgulayan ve mücadele eden bir halk.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, durduramayacaklar…

On’lara sözümüz Sosyalist Türkiye!

 

Gazetecilik Susturulamaz: İsmail Arı Tutuklandı

BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı. Gazeteci İsmail Arı, bayram ziyareti için gittiği memleketi Tokat’ın Turhal ilçesinde gözaltına alınıp Ankara’ya getirildi. Özellikle yolsuzluk ve rant haberleriyle iktidarı rahatsız eden genç gazeteci, bir süredir ölüm tehditlerine de maruz kalıyordu.

BirGün Gazetesi Yayın Koordinatörü İbrahim Varlı, İsmail Arı’nın uzun süredir yargı kıskacında olduğunu ve haber yapmaması için tutuklandığının altını çizdi. Hapishaneden gönderdiği yazıda İsmail Arı, “Çok önce kurt kuzuyu yemeye karar vermişti” diyerek bu siyasi davanın tamamen planlı olduğunu ifade etti. Tutuklu gazeteci yazının sonunda kararlılığını şu sözlerle beyan ediyor: “Beni bir beton yığınına da hapsetseler ben yazmaya, konuşmaya devam edeceğim. Çünkü ben gazeteciyim!”

Sözde muhalif bazı gazetecilerin en küçük yargı tehdidinde geri adım attığı ve iktidara, mafya liderlerine güzellemeler yapmaya başladığı şu günlerde, İsmail Arı gibi onurlu gazetecileri savunmak zorundayız. İster içeride ister dışarıda, İsmail Arı yazmaya devam edecek. Bu karanlığın dağıtılacağı, özgür günlerde yazması dileğiyle; susmayacağız, geri adım atmayacağız.

 

İş Cinayetleri ve Cezasızlık

Patronların ve iktidarın kurduğu vahşi sömürü düzeninin sonuçlarından biri Ravive Kozmetikte yaşanan iş cinayeti/ katliamıdır. Denetimsizlik, kuralsızlık nedeni ile Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik’te meydana gelen ve 3’ü çocuk, 6’sı kadın olmak üzere 7 kişinin yaşamını yitirdiği patlamaya ilişkin 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması 4 gün sürdü. 7 tutuklunun tutukluluk hali devam ederken 1 kişi ise tahliye edildi. Asıl sorumlu olarak görülen Ali Osman Akat için öldürmek suçu istenilen ek savunma talebi ise mahkeme tarafından reddedildi.

İddianamede bazı sanıklar için “olası kast” istenirken, bilirkişi raporlarının işaret ettiği ihmaller zinciri, bunun bir “ihmal” değil, kâr uğruna alınan bilinçli bir risk (yani cinayet) olduğunu ortaya koymaktadır.

Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Eynez ocağında 13 Mayıs 2014’te meydana gelen ve 301 işçinin öldüğü, 162 işçinin yaralandığı iş cinayeti davası da istinaf mahkemesinde görüldü. Sanıklar hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan açılan davaların zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşmesine hükmetti böylece çok sayıda kamu görevlisi hakkındaki dava kapatılmış oldu.

İşçi sağlığı tüm patronlar için ek maliyettir. Bu nedenle iş yeri güvenliğini önemsemezler; denetim yapması gereken kurumlarla kurdukları ilişki yüzünden de herhangi bir sorun yaşamazlar.

Sigortasız, güvencesiz ve çocuk işçi çalıştırarak bir maliyet kalemini daha minimumda tutmaya çalışırlar.
İşçi sağlığı ve güvenliği kurallarını ihlal eden patronlar ile kuralsız ve ağır çalışma koşullarını denetlemeyen kamu görevlileri için caydırıcı cezalar uygulanması gerekirken cezasızlık ile düzenin aynen devamına onay verilmektedir.

Bu düzen emeğin ucuzlatılması ve işçi canının hiçe sayılması üzerine kurulmuştur. Davalar kaçırılmaya, unutturulmaya, kapatılmaya çalışılsa da takipçisi olacak, kaybettiğimiz işçileri unutmayacak, hesabını soracağız.

 

 “Her Şey Emeğin Olacak!” Diyenler Ankara’da Buluştu.

Sermaye düzenine, gericiliğe, emperyalist saldırganlığa karşı insanca bir yaşam ve eşitlikçi bir düzen mücadelesini yükseltme, sınıfın bölünmüşlüğü, emekçilerin düzen içi çözümlere mahkûm edilmesi karşısında birliğin ve dayanışmanın örgütlenmesi hedefiyle yola çıkan Birlik ve Dayanışma Hareketi İstanbul ve İzmir’den sonra Ankara’daki buluşmasını gerçekleştirdi. “Her Şey Emeğin Olacak!” buluşmalarında emekçiler, kadınlar ve gençler söz aldı, mücadelenin ihtiyaçlarını ve önümüzdeki dönem emekçilerin görevlerini değerlendirdi.

Komünist Birlik | 2025