Komünist Birlik HaftalıkKomünist Birlik Haftalık 12 Ağustos – 17 Ağustos 2026

Ağustos 17, 20262 min

 

AKP’nin 25 Yılı: Karanlık, Zorbalık ve İşbirlikçilik

Emperyalizmin, sermaye düzeninin ve gericiliğin ittifakıyla iktidara gelen AKP’nin 25. yıl etkinliğinde konuşan Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye’den terörsüz bölgeye geçiş yapıyoruz” diyerek AKP’nin Kürt sorununu çözdüğünü, Orta Doğu’da barışın tesis edilmesi noktasında AKP’nin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

Türkiye AKP iktidarıyla birlikte emperyalizmin ve siyonizmin çıkarlarına hizmet eden, emek sömürüsünün derinleştiği, patronlar zenginleşirken emekçilerin her geçen gün yoksullaştığı, gençliğin işsizlik ve geleceksizlik kıskacında yaşamaya çalıştığı, gericiliğin ve şiddetin kadınları yaşamdan kopardığı bir ülke konumuna geldi.
Bugün, emperyalizmin planları doğrultusunda Orta Doğu’da atılan adımların ve onun Türkiye’deki yansıması olan “Çözüm Sürecinin” Türk ve Kürt emekçilere barış, kardeşlik ve özgürlük getireceği söylemi büyük bir yalandan ibarettir.

Terör, savaş, yoksullaşma, eşitsizlikler emperyalizmden, sermaye düzeninden ve gericilikten beslenmektedir. Bugün AKP iktidarı uluslararası terör örgütü NATO, emperyalizm ve siyonizmin çıkarlarını uygulamakta ve bunu emekçilere bir zafer olarak yutturmaya çalışmaktadır.

AKP’nin 25 yılı göstermektedir ki Türkiye karanlığa, zorbalığa, yeni Osmanlıcılığa teslim olmayacaktır.

Barış, kardeşlik, eşitlik ve özgürlük için ülkemizin AKP’den ve onun temsil ettiği sermaye düzeninden kurtulması gerekmektedir!

 


 

Gerici Tarikatları Besleyen AKP’nin Kendisidir!

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir operasyonla yöneticileri tutuklanan Süleymancılar tarikatı, hafızalarımıza 29 Kasım 2016 tarihinde Adana’nın Aladağ ilçesinde 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği yurt yangınıyla kazınmıştı. Facianın ardından bir tarikat yöneticisinin yaşanan durumu “Allah’ın takdiri” olarak nitelendirmesi ve ortadaki ağır ihmal iddialarına rağmen yargılamanın aylarca başlamaması kamuoyunda büyük tepki çekmişti.

Fethullahçı yapılanmaya benzer bir strateji izleyen Süleymancılar; eğitim kurumları, Kuran kursları ve açtıkları binlerce öğrenci yurdu üzerinden çocukları ve gençleri kendi etrafında toplayarak etki alanını giderek genişletti. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da güçlü bir ağa sahip olan tarikatın nüfuzu sivil alanla da sınırlı kalmadı. Yapının, zaman içinde emniyet ve yargı gibi devletin kritik kurumlarında da dikkate değer bir güce ulaştığı bilinmekteydi. İşin ekonomik boyutunda ise birçok cemaatte görülen holdingleşme süreci Süleymancılarda da karşılık bulmuş; tarikat çeşitli ticari sektörlere girerek ciddi bir sermaye gücü elde etmiştir.

Öte yandan, tarikatın mevcut liderine atıfla kayıtlara “Alihan Kuriş Suç Örgütü” olarak geçen bu son operasyon, iktidar ile cemaatler arasındaki ilişki dinamiğini de gösteriyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, “AK Parti iktidarı döneminde hiçbir dindar insanımıza, hiçbir cemaate, hiçbir muhafazakâr kesime kesinlikle operasyon yapılmamıştır” şeklindeki açıklaması, AKP’nin cemaat ve tarikatlarla ancak kendisiyle uyumlu oldukları sürece bir kavga yaşamadığı; bu uyumun bozulduğu noktalarda ise bu yapıların suç örgütüne, terör örgütüne dönüştüğünü gösteriyor.

Bugün operasyonun hedefi Süleymancılar, dün Fethullahçılardı, yarın belki Menzilciler olacak; biz ise şunu söylüyoruz: Adları ne olursa olsun tüm tarikatlar kapatılmalıdır.

AKP’nin ise bu tarikatlarla temelde bir fikir ayrılığı bulunmamaktadır. Geçmişte “okyanus ötesine” selam yollayan da, “bu hasret bitsin” çağrıları yapan da AKP’nin ta kendisidir. AKP, gerici tarikatlar eliyle devlet kademelerini dönüştürmüş, toplumsal hayatı gericilikle baskı altına almaya çalışmıştır. Bugün ise çıkar çatışması sonucu açığa çıkan operasyonlar AKP’nin bu tarikatların önünün açılması ve güçlenmesindeki rolünü gizleyemez!

Bugüne kadar gerici tarikatlar ve cemaatlerin laikliği ayaklar altına alan adımları ve siyasal alana yönelik müdahalelerine karşı yükselen seslerin AKP eliyle bastırıldığı unutulmamalıdır!


 

Trump’ın Yalanları, İran’ın Direnişi

ABD Başkanı Donald Trump, İran konusunda yalanlar söylemeye ve tehditler savurmaya devam ediyor. Katıldığı bir etkinlikte Trump, Hürmüz Boğazı’nda tam bir abluka uyguladıklarını ve istemedikleri hiçbir geminin boğazdan geçemediğini iddia etti. Bu altı boş iddialardan sonra İran’ı tehdit etmeyi de unutmayarak, “İran’ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı ilan edeceğim” dedi.

Trump’ın yalanlarına ve tehditlerine İran’dan sert cevaplar geldi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, “Hürmüz Boğazı, ne tweetle ele geçirilebilir ne uçak gemisiyle ne emir çıkararak ne de seçim konuşmasıyla… İran ne tehditten korkar ne de güç gösterisiyle sindirilebilir!” diye açıkladı.

Donald Trump’ın yalanlarını, abartılı iddialarını ve tehditlerini duymaya alıştık. Ancak ABD emperyalizmine alışmayacağız. Emperyalizmle mücadelede geri adım atmayacağız. Amerikan emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı İran ve bölge halklarının yanındayız.


 

Sömürü Düzeni Ölüm Saçıyor

Daha fazla kâr için daha uzun çalışma saatleri, güvencesiz çalıştırma, iş güvenliğinin uygulanmaması iş cinayetlerine neden oluyor. İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) Temmuz 2026 verilerine göre 214 işçi, çalışırken yaşamını kaybetti. 2026’nın ilk 7 ayında yaşamını kaybeden işçi sayısı ise 1279 oldu. Hayatını kaybedenler arasında 14 yaş altında çalıştırılan çocuklar da var, 65 yaş üstünde çalışmak zorunda olanlar da.

İş Sağlığı Yasasının kapsamı geniş olmasına rağmen uygulamaların denetlenmemesi, denetleme sonucu verilen cezaların caydırıcı olmaması yasanın eksik yanlarından sadece biri.

Devlet denetleme görevini yapmamak ile birlikte işçilerin sağlık ve güvenliğini patronların insafına bırakmakta. Çalışma alanlarında güvenlik için gerekli ekipmanlar genel olarak eksik ve standartlara uygun değil. Güvencesiz, kayıtsız çalışan işçiler için İş Sağlığı Yasası görünürde bile uygulanmamakta. Uzun çalışma saatleri, işçilere iş ve güvenlik ile ilgili eğitimin verilmemesi iş cinayetlerinin diğer önemli bir nedeni.

Yaşamlarımızı, patronların kâr hırsı ve ihmali sonucu kaybediyoruz. AKP iktidarı da denetlemeyerek, çözüm yollarını kapayarak bu ihmale ortak olmaktadır. Denetimler artırılmalı, cezalar artırılmalı ve ötelenmemeli, işçiler yasanın uygulanmasında söz sahibi olmalıdır. Bugün iş cinayetlerinin engellenmesi de, işçi sınıfının sermaye düzeni tarafından göz dikilen haklarını tekrardan kazanması da örgütlü bir sınıf hareketiyle mümkündür. Türkiye işçi sınıfı birliğini ve dayanışmasını büyütmeli; yoksulluğa, iş cinayetlerine, hak gasplarına ve sömürüye karşı ayağa kalkmalıdır!


 

Okumuş İnsan Emekçi Halka Karşı Sorumludur… Harun Karadeniz’i Saygıyla Anıyoruz!

15 Ağustos 1975’te, henüz 33 yaşındayken aramızdan ayrılan Harun Karadeniz’i ölümünün yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

Harun Karadeniz, 68 gençliğinin yalnızca öncü isimlerinden biri değil; gençliğin mücadelesinin işçi sınıfının mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini savunan, anti-emperyalist ve sosyalist bir devrimciydi.

“Okumuş insan emekçi halka karşı sorumludur” diyerek gençliğin kavgasını halkın ve emekçilerin mücadelesine taşımaya çalıştı. 6. Filo’ya karşı eylemlerden üniversite işgallerine, Derby Fabrikası işgalinden Kartal İşçi Birliği’nin örgütlenmesine kadar mücadelenin her alanında yer aldı.

Harun Karadeniz, baskılara, tutuklamalara ve ağırlaşan hastalığına rağmen mücadelesinden vazgeçmedi. 33 yıllık ömrüne sığdırdığı mücadele bugün de bizlere önemli bir sorumluluk bırakıyor: Gençliğin öfkesini ve arayışını örgütlü işçi sınıfının mücadelesiyle buluşturmak; eşit, bağımsız, özgür ve sömürüsüz bir ülke için mücadeleyi büyütmek.

Harun Karadeniz’i unutmadık, unutmayacağız!


 

Maden İşçisi Yalnız Değildir!

Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Eskişehir Mihalıççık’taki Doruk Madencilik ve Elazığ’daki Eti Gümüş madenlerinde çalışan işçiler aylardır hakları için mücadele ediyor.

25 Temmuz’da holding yönetimi ve sendika masaya oturmuş, bir mutabakata varılmıştı. Verilen sözlere göre birikmiş ücretler 6 Ağustos’ta, tazminatlar ise 17 Ağustos’ta taksitler halinde ödenecekti. Ancak sözler tutulmadı.

Ankara’nın Ulus meydanında başlayan, ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne taşınan eylemlerde haklarını arayan işçiler muhatap bulmak yerine defalarca polis müdahalesi ile karşılaştı ve gözaltına alındı.

Maden işçileri, alın terlerinin karşılığını alana kadar geri adım atmamaya ve direnişlerini devam ettirmeye kararlı.
Maden işçilerinin hak arama eylemlerine karşı yapılan baskı ve gözaltılara son verilmelidir.

Geçmiş tüm alacaklar verilmeli, tazminatlar ödenmelidir. Direnen maden işçileri kazanacak!

 

Komünist Birlik | 2025