Komünist Birlik HaftalıkKomünist Birlik Haftalık 10 Kasım-16 Kasım 2025

Kasım 17, 20252 min

 

İşte “Özgür Suriye”: Rant, Talan, Yağma

Şam’ın HTŞ kontrolüne geçmesiyle birlikte Suriye, emperyalizmin projeleri doğrultusunda bir inşa sürecine girmiş durumda. HTŞ ve SDG’nin “Rejim kalıntılarıyla mücadele” ekseninde kurduğu ortaklık bugün SDG’nin Suriye Ordusu’na katılması tartışmaları, Rojava’da ABD danışmanlık şirketlerinin açılması gibi somut adımlarla emperyalizmin yönelimleri doğrultusunda devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Şara’nın gerçekleştirdiği ABD ziyareti ve Trump’la yaptığı görüşme Suriye’ye ve Ortadoğu’ya yönelik projenin de içeriğine ışık tutmuş oldu. Trump’la yapılan görüşmede Suriye’de emperyalist şirketlerin enerji kaynaklarına yönelik yürüteceği çalışmalardan, sermayenin Suriye’de atacağı adımlara kadar birçok başlık masaya yatırılmış durumda.

Trump, Şara’yı “bizim çocuk” diye tanıtırken, Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’nin parçalanmasında ve emperyalizmin yönelimleri noktasında koyduğu katkıyı da unutmuyor ve teşekkürlerini sunuyor.

Suriye’nin emperyalistler tarafından ve HTŞ eliyle yeniden kuruluşunun Ortadoğu açısından önemine işaret eden Trump, İran’a karşı kazanılacak mevzilerin de önemine değiniyor ve emperyalizmin bölge politikalarının yeni savaş, yıkım ve işgallere dönüşeceğini farklı bir şekilde ifade etmiş oluyor.

Yıllardır, emperyalizm destekli IŞİD’in yürüttüğü savaş bölge halklarını büyük bir yıkıma, açlığa, sefalete sürüklemişti. Şimdi ise El-Kaide uzantısı HTŞ’nin Suriye’ye “özgürlük ve demokrasi” getireceği yalanı dünya halklarıyla dalga geçercesine ifade ediliyor.

Ortadoğu halklarının baş düşmanı emperyalizm ve radikal islamcı örgütlenmeler bugün emperyalistler tarafından kutsanarak, bölge yağmaya, talana ve ranta açılmaya çalışılıyor. Bunun tek sorumlusu ise emperyalizm değil. Yıllardır, gerici, dinci, cihatçı örgütlenmeleri “direnişçiler” olarak tanıtanlar, Suriye’de ve Ortadoğu’da gerçekleşen yıkımın sorumluluğunu taşıyor.

Bu süreçten nemalanmaya çalışan AKP iktidarı ve sermaye düzeni ise Türkiye’yi emperyalizmin projelerinin güdümüne sokmuş vaziyette. Türkiye halkının çıkarına olmayan bu sürecin karşısında durulması, emperyalizme, gericiliğe ve sermaye düzenize karşı mücadelenin yükseltilmesi gerekiyor.

 

Emperyalizm Ortadoğu’yu Yağmaya Açıyor

Emperyalizmin Ortadoğu’ya yönelik müdahalesi yeni değil. Ortadoğu’daki kaynakları ve enerji nakil hatlarını hedefleyen emperyalizm aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin çözülmesi sonrasında Ortadoğu’yu emperyalist sisteme entegre etme arayışında.

Suriye’nin işgali ve Şam’ın HTŞ kontrolüne bırakılması sonrasında ise hem Suriye’de hem de bölgede emperyalist yeniden yapılanma projesi devreye sokulmuş durumda. İsrail’in güvenliğinin sağlanması, Suriye’nin emperyalist yağmaya açılması ve yeniden inşası, İran’ın zayıflatılmasını ve kuşatılmasını amaçlayan bu proje ilerletilmeye çalışılıyor.

HTŞ ve SDG’nin yaptığı mutabakat sonrasında ise Rojava’da ilk ABD şirketinin açıldığı ve faaliyete başladığı duyuruldu.” IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon”un eski sözcüsü Myles Caggins’in yönettiği Amerikan danışmanlık şirketi olan “Words Warriors” Kamışlo’da ofisini açtı. Caggins aynı zamanda “Kürdistan Petrol Endüstrisi Birliği”nin de sözcüsü.

Amerikan şirketi “Words Warriors” eliyle petrol ve doğal gaz şirketlerinin Suriye’ye çekilmesi, bölgedeki enerji kaynaklarının yağmalanması hedefleniyor. Suriye’de gerçekleştirilmesi hedeflenen emperyalist yeniden yapılanma sürecinin ise karakteri ve amacı açığa çıkmış durumda.

Tüm bu tablonun Ortadoğu halklarının çıkarına olmadığı ifade edilmelidir. Emperyalizmin, onun savaş örgütü NATO’nun ve işbirlikçi güçlerin “özgürlük ve demokrasi” söylemlerinin arkasına saklanarak yürüttüğü işgal, yağma ve sömürü politikalarının karşısında durulmalı ve emperyalizme karşı mücadele yükseltilmelidir.

 

Futbol Borsada Değil Arsada Güzel

Bir süre önce TFF’nin başlattığı soruşturma, Türk futbolunun pis ve yozlaşmış yüzünü ortaya çıkarttı. Başlatılan soruşturma ile birlikte yüzlerce hakem ve futbolcu hakkında inceleme başlatıldı ve üst düzey yöneticiler gözaltına alındı. Neoliberalizmin etkisiyle futbolun insanları hem fiziksel hem ruhsal anlamda mutlu eden bir spor olmasından çıkıp, bir endüstriye dönüşmesinin bir sonucunu yaşıyoruz.

Kulüpler birer şirket gibi hareket ederler ve kâr etme hedefi güderler. Sponsorluklar, transferler, ürün satışı gibi birçok kalemde amaçları kâr etmek ve sportif başarı sağlamaktır. Sporun toplumsal işlevi olan kolektif eğlence ise, kulüplerin ve federasyonun spora olan ‘sömürü alanı’ bakış açısından ötürü sürekli yeniden biçimlendiriliyor ve sömürülüyor. Sporda yozlaşma ve spor etiği karşıtı bu skandal birkaç kişinin açgözlülüğünden veya hatasından doğan bir durum olarak okunamaz. Yönetimler ve devlet bağlantıları, kulüplerin ve sporcuların mafyayla ilişkisi, medya ve büyük sermaye gruplarının karşılıklı çıkar ilişkileri bütün bir sistemin yozlaşmasına sebep olmuş, bu skandallar ise bu yozlaşmanın bir ürünü haline gelmiştir.

Böylesi büyük bir endüstri haline getirilen futbolda, bahis oynanmasının da entegre edilmesi kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Milyarlarca dolarların döndüğü futbol bahisleri ve algoritmalar ile belirlenen bahis piyasaları, maçların sonucunu hak edenin kazandığı bir düzlemden çıkarmış ve tamamen manipülasyona devretmiştir. Kara paralar bu şekilde aklanmış, milyonlarca insan bu şekilde kandırılmış ve maçlara hile karıştırılmıştır.

Fakat futbol bu değildir. Futbol kamusal faydaya odaklı bir spordur. Kapitalizm futbolu kâr hırsıyla korkunç bir endüstriye çevirmiş durumda. Futbolun tekrar futbol olabilmesi için sadece bahis ve iddianın değil, aynı zamanda büyük sermaye gruplarının da futboldan ayrıştırılması gerekmektedir. Kulüplerin, sporcuların, hakemlerin ve federasyonun finansal akışları şeffaf bir şekilde açıklanmalıdır.

 

Madenlerimizde Süper Talan Hızlanacak

Muhalefetin, çevre örgütlerinin ve köylülerin itirazlarına rağmen “Süper Talan Yasası” olarak adlandırılan “7554 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 19 Temmuz 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanarak yasalaştı.

Sermayenin doymak bilmez iştahını kabartan madencilik ve enerji projelerinin “Çevresel Etki Değerlendirmesi” (ÇED) süreçlerine takılmaması ve gerektiği yerlerde kamulaştırmaların yapılabilmesi için atılan bu adımla ülkemizin doğası, ormanları, zeytinlikleri, yer altı zenginlikleri tamamen yerli ve yabancı sermayenin talanına açılmış oldu. Çevreye, ormanlara, tarım alanlarına tahribatı engellemesi gereken kamu, rant uğruna sermayenin önünü tamamen açtı.Ancak bu da yetmemiş olmalı ki, geçen günlerde konuya ilişkin yeni bir yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı: “Maden İzinleri Kurulunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”.

Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı gibi bakanlardan oluşan bir kurul oluşturulacak. Bu kurul stratejik veya kritik madenlere izin verilmeyen hallerde, sahanın rezerv potansiyeli, yeri, cinsi ve ekonomiye katkısı gibi hususlar dikkate alınarak üstün kamu yararı çerçevesinde izin hakkında nihai kararı verecek.

Uzun lafın kısası, “üstün kamu yararı” yani yerli ve yabancı sermayenin kârı için bütün hukuki engeller kamunun gözetiminde kaldırılacak. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde Trump ve Erdoğan arasında gerçekleştirilen toplantıda, ABD’nin Türkiye’deki nadir toprak elementlerine talip olduğu hatırlanırsa neden AKP’nin bu konuda bu kadar ısrarcı ve gözü kara olduğu anlaşılabilir.

Bütünlüklü ve kapsamlı bir saldırının altındayız. Emeğimiz, haklarımız, gençlerimiz, çocuklarımız, sağlığımız, ağaçlarımız, geleceğimiz sürekli dört bir taraftan saldırı altında. Mücadele dışında başka bir yolumuz yok!

 

Emeğimiz, Haklarımız ve Geleceğimiz İçin Her Alanda Mücadeleyi Yükseltelim

Sermaye düzeni emeğimize göz koymuş durumda, emekçiler açlık ve yoksullukla terbiye edilmek isteniyor. Sefalet ücreti karşısında daha çok çalışmamız, baskı ve sindirme politikaları ile işçi sınıfın hak mücadelesi kırılmak isteniyor.

İş cinayetleri normalleşmiş durumda. Daha çok kar için çocuklarımız eğitimden koparılıp ucuz iş gücü olarak piyasanın acımasız koşullarına teslim ediliyor.

Tüm bunlara rağmen emekçiler yurdun dört bir yanında direniyor.

Tokat’ta Şık Makas işçileri gasp edilen haklarını kazanmak için gerçekleştirdikleri  örgütlenme  mücadelelerinin baskı ve sindirme ile engellemesine karşı direniyor. Amasya Merzifon’da GM Teknik Çam İşçileri toplu iş sözleşmelerindeki tıkanıklığı aşmak için grevdeler. Tekirdağ Submed işçileri sendikayı kabul etmeyen patronun attığı işçi arkadaşları için direnişteler. Hatay’da Akyol İnşaat’tan alacaklarını alamayan  inşaat işçileri eylemde. Ücretlerini alamayan Özel Okmeydanı Hastanesi işçileri emeğine sahip çıkıyor ve mücadeleyi yükseltiyor. Van’da kayyım tarafından işten çıkarılan belediye işçileri mücadelelerine devam ediyor. İşten atılan Şişli Belediye işçileri de mücadele ediyor. Kocaeli Gübretaş fabrikasında grev 138. gününde. Buraya sığdıramadığımız onlarca daha direniş var.

Direnen işçi sınıfını selamlıyoruz!

Emekçilerin birliği ve dayanışmasıyla sömürü politikalarının karşısına güçlü bir set çekilmesi gerekmektedir. Emekçiler, kadınlar, gençler yoksulluğa, geleceksizliğe, sefalet ücretine karşı eşitlik ve özgürlüğün mücadelesini her alanda yükseltmeli, sesini örgütlü olarak çıkarmalıdır.

Türkiye, para babalarının, gerici tarikatların, emperyalizme hizmet eden işbirlikçilerin değil, emekçilerin, kadınların, gençlerindir. Yeni bir ülkenin mücadelesini her alanda yükseltelim, sömürü politikaların karşısında birlik ve dayanışmayı örgütleyelim.

 

BKP: Mustafa Hayrullahoğlu’na ve Talip Öztürk’e Sözümüz Sosyalist Türkiye!

Bugün, 43 yıl önce darbeciler tarafından gözaltına alınıp işkenceyle katledilen Tarihsel TKP Merkez Komitesi üyesi ve İstanbul İl Sekreteri Mustafa Hayrullahoğlu (Deniz Yoldaş) ile 46 yıl önce öğretmenlik yaptığı okul çıkışında faşistler tarafından katledilen Birlik Dayanışma’nın kurucusu ve Tarihsel TKP üyesi Talip Öztürk’ü, mezarları başında andık.

 

Sosyalist Liseliler: Aydınlanma Okulları 2. Oturumuyla Devam Ediyor

Sosyalist Liseliler, düzenin karanlığına, geleceksizliğe, gericiliğe ve sömürüye karşı Aydınlanma Okulları’nda buluşmaya çağırıyor. İstanbul’un altı noktasında “Nedir Bu Dünyanın Düzeni?” başlığında kapitalizmi tartışmak için yan yana geliyor.

ESENYURT  16 Kasım Pazar 14.30

KÜÇÜKÇEKMECE 18 Kasım Salı 16.00

BAKIRKÖY 22 Kasım Cumartesi 15.00

BEYOĞLU 29 Kasım Cumartesi 15.00

ESENLER 27 Kasım Perşembe 13.30

KADIKÖY 30 Kasım Pazar 15.00

 

Üniversiteli Gençlik, Sosyalist Düşünce Toplulukları Etkinliğinde Buluştu

“Bizleri geleceksizliğe mahkum eden bu düzene mecbur değiliz! Sen de gel, konuşalım tartışalım, birlikte çıkış yolunu arayalım!” diyerek çağrı yapan üniversiteliler, İstanbul’ da  Barış Zeren’in katılımıyla “Kapitalizmin Krizi: Geleceksizlik ve Çıkış Reçetesi” başlığı ile yapılan etkinlikte bir araya geldi.

Sosyalist Düşünce Toplulukları’nın toplantıları İzmir’de “Geleceksiz Kapitalizme Karşı Yeni Bir Dünya İçin! ” etkinliği ile devam ediyor. Sosyalist Düşünce Toplulukları, İzmir’deki tüm üniversiteli gençliği toplantılarda bir araya gelmeye çağırıyor.

Etkinlik 22 Kasım saat 15.00’te BKP Karşıyaka İlçe Binası’nda Haluk Yurtsever’in katılımıyla gerçekleştirilecek.

 

Birlik ve Dayanışma Buluşmaları Devam Ediyor

Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin, “Emeğimizin her gün en ağır şartlarda sömürüldüğü, değersizleştirildiği, artık en temel ihtiyaçlarımız için bile direndiğimiz bu çürümüş düzene karşı bir araya geliyoruz.” diyerek duyurduğu “Birlik ve Dayanışma Buluşmaları”, ilk toplantılarını 9 Kasım’da Bağcılar ve Esenyurt’ta gerçekleştirerek başladı.

15-16 Kasım’da Edirne, İstanbul ve İzmir’de emekçiler, Sultangazi, Avcılar, Buca ve Karşıyaka’da Birlik ve Dayanışma Buluşmaları’nda yan yana geldiler.

Önümüzdeki haftalarda İstanbul, İzmir, Ankara ve Tekirdağ’da Birlik ve Buluşmaları’nda emekçiler yan yana gelmeye devam edecekler.

İstanbul

Kadıköy 23 Kasım Pazar 15.00
Kod1 Kolektif

Esenler 23 Kasım Pazar 15.00

Şişli 23 Kasım Pazar 18.00
Nostalji Kitap Cafe

Küçükçekmece Cennet Mahallesi 23 Kasım Pazar 15.00
Cafe Hira

Bakırköy 30 Kasım Pazar 15.00
BKP İstanbul il Binası

Beyoğlu 30 Kasım Pazar 15.00
Beirut Cafe

Küçükçekmece Ikitelli 30 Kasım Pazar 18.00

Eyüpsultan 30 Kasım Pazar 18.00

 

İzmir

Bornova 30 Kasım Pazar 16.00
Eğitim Sen Izmir 4 No’lu Şube

Ankara

23 Kasım Pazar 16.00
BKP Ankara İl Binası

Tekirdağ
4 Aralık Cumartesi

 

Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 4.sayısı Alanlarda

Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin, iki haftalık halk gazetesinin 4.sayısı çıktı. Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin “Birlik ve Dayanışma Hareketi’ne Katıl!” manşetiyle çıkan 4. sayısında, Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin kasım ayı içerisinde yapılacak olan ilk buluşmalarına, emekçilerden gelen çağrılara yer verildi.

 

Komünist Birlik | 2025