GençlikKomünist Birlik 2.SayıGelecek Bizim Ellerimizde, Kapitalizm Tarihin Çöplüğüne!

Mart 16, 20251 min

Üstüne uzun uzun yazıp çizilen, kuşaklara bölünen, bu kadar üstünde durulmasına rağmen türlü krizlerden, işsizlikten, gelecek kaygısından, gericilikten, hayat pahalılığından kurtulamayan gençlik için bizimde söyleyeceğimiz bazı sözler var; fakat bu söyleyeceklerimiz ne bir vaadi ne de bir kuşak analizini kapsıyor. Çünkü bugün zaten düzenin aktörleri tarafından gençlik, memlekette bir laboratuvardaymış  gibi üstüne her türlü deneyin yapıldığı bir toplumsal dinamik hâline geldi. Nelerden mi bahsediyoruz? Elbette faşistlerin, gericilerin, sermayedarların, liberallerin kıskacına aldığı ve üstünde tepindiği bir nesne haline geldiğinden bahsediyoruz.

Yanı başımızda savaşlar yaşanırken ve bu savaşların acı sonuçlarıyla karşılaşırken, faşistler bu durumu fırsat bilip gençlikte ırkçı, mezhepçi yaklaşımlar yaratmaya çalışıyor. Özellikle bazı aktörlerin öne sürüldüğü sosyal medya mecralarının bu yaklaşımların ortaya çıkmasında büyük bir payı var. Türkçü-İslamcı olarak tarifleyebileceğimiz bu kesimler ya gerici hezeyanlarla kadınlara, Alevilere; ya da ırkçı hezeyanlarla Kürtlere, Araplara saldırıyorlar ve gençlikte de bu yaklaşımı artırmak için her yola başvuruyorlar. Gerek yayınların konusunu belirlerken gerekse dezenformasyon açıklarından faydalanarak haberleri palazlandırırken yapıyorlar. Tabii bunları belli bir siyasi motivasyonla yapıyorlar. Gençliği sarmalayan olumsuz maddi koşulların, işsizliğin, geleceksizliğin, umutsuzluk çemberinin üstünü örtmek için yapıyorlar.

Yalnızca faşistler değil, gericiler de ellerinde olan iktidardan yararlanarak üniversitelere AKP’li rektörleri atıyor, tacizci hocaları koruyup kolluyor, eğitimi gericilik-sermaye iş birliğiyle tasarlayarak özel üniversitelerin, bilim-dışı projelerin sayısını artırıyor. Hatta kendi anlayışına uygun yeni bir devlet üniversitesi dahi kurabiliyor, çağ-dışı düşüncelere sahip kulüplere öncelik veriyor. Liberallerse bu sermaye düzeni devam etsin diye özgürlükçü anlayış kılıfı altında birçok sorunu hasıraltı ederek, kariyer kulüpleriyle gençliğe umut satarak, akademide sunulan metinlerle ve derslerle anti-Marksist ve liberal soslu gerici-milliyetçi düşünceleri gençliğe takdim ederek bu çarkı döndürmeye devam ediyor. 

Üniversitelerdeki durumu, eskisi gibi liselerden keskin bir şekilde ayırmak pek mümkün değil. Liseler, üniversitelere göre müdahale etmesi daha kolay olan bir alan olarak görülse de artık herhangi bir nüans kaldığını söyleyemeyiz. MESEM’lerle, okulun içine sokulan dernek ve vakıflarla, tarikat yurtlarıyla, sayısı artan özel okullarla, ücretli eğitimin her alanda yaygınlaştırılmasıyla gericiliğin ve sermayenin etkisi gençliğin her kesiminde aynı şekilde hissediliyor.

Gençliğin türlü kılıflar altında dönüştürülmeye çalışıldığına şahit oluyoruz, müdahale etmedikçe de bu örnekleri daha çok göreceğimiz dönemler devam edecek. Bu yüzden gençliğin uğradığı mağduriyetlerden, yapılan haksızlıklardan, üniversitelerde ve liselerde dönen liyakatsiz atamalardan bahsetmenin ötesinde bir emeli öne koymakta fayda var. 

Her şeyden önce şunu sormak gerek: Gericilerden, sermayedarlardan, faşistlerden, liberalizmin tahakkümünden kurtulmak istiyorsak ana amacımız ne olmalı? Çünkü kapitalizmin ideolojileri olarak tanımlayabileceğimiz düşüncelerden kurtulmak, sandığımız gibi verilen oylarla, geçici yapılandırmalarla, revizyonlarla ya da asgari ücretin “şu kadar” olmasıyla ilgili bir durum değil. Dolayısıyla ilk olarak ana hedefimizi tekrar düşünmek gerekir. Memlekete karşı duyulan sorumluluk ancak bizi mücadeleyle buluşturabilir. Bu sorumluluk,önce memlekette koltuğunu sağlamlaştırmış olan sermaye düzenini ve kapitalizmi karşımıza alarak duyulabilir hale gelir. Saydığımız ideolojilerle herhangi bir derdi olmayan tüm siyasi aktörlerin bu düzenle de derdi yoktur. Bu ülkede düzenle derdi olan ve bu sorumluluğu duyan yalnızca komünistlerdir. Hiçbir ideolojik örtüye, yaldızlı kapılara, küçük seçim hesaplarına kanmayan komünistlerdir. Dolayısıyla gençlik, her şeyden önce kaderinin bu düzenin yıkımında olacağını bilmelidir. Bu düzen yıkılmadan, kapitalizm tarihin tozlu sayfalarında yerini almadan, biz yeni bir geleceğe, yeni bir ülkeye ve yeni bir üniversiteye sahip olamayacağız. 

Düzen tüm ideolojik araçlarıyla; eğitimle, hukukla, medyayla, kolluk kuvvetleriyle saldırırken karşısında bir özne olduğunun bilinciyle saldırır. Bugün gençlik olarak bizim de bunu hatırlamamız önemlidir. Komünist bir kuşak yetişmeden, örgütlü bir kuşak yetişmeden bir özneden bahsetmemiz mümkün değildir. O yüzden en öncelikli amacımız bu bilinç ve sorumlulukla bir kuşağın sorumluluğunu da taşıyacak örgütlülüğe sahip olmaktır. Nâzım Hikmet’in de dediği gibi: “Gelecek günler için ayet inmedi bize/O’nu biz kendimiz vadettik kendimize!”

Komünist Birlik | 2025