Komünist Birlik HaftalıkKomünist Birlik Haftalık 6 Ekim – 12 Ekim 2026

Ekim 12, 20263 min

 

Mekke Anlaşmasından Çıkılmalıdır!

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki savaşın tırmanmasıyla birlikte giderek daha ciddi bir tehlike hâline geliyor. ABD’nin kuklası Suudi Arabistan rejiminin yıllardır zulmüne uğrayan Yemen halkı, bizim düşmanımız değildir.

Amerikan emperyalizmine, İsrail siyonizmine ve Suudi rejiminin Vahhabi gericiliğine karşı direnen Yemen halkının ve Ensarullah Hareketi’nin onurlu ve direngen duruşu tüm halklara örnek olmalıdır. Filistin ve İran’ı emperyalizmin ve siyonizmin saldırıları karşısında yalnız bırakmayan Yemen, işte tam da bu yüzden hedef tahtasındadır.

Mekke Anlaşması, TBMM’de henüz onaylanmamış olmasına rağmen çoktan yürürlüğe girmiş gibi adımlar atılıyor. “Savunma ittifakı”, “barış ittifakı” ya da “İsrail’e karşı Sünni ittifakı” olarak pazarlanan bu ittifak aslında ne savunma ne barış ittifakıdır, ne de İsrail’e karşıdır.

Geçen hafta Pakistan jetlerinin Yemen’e saldırması ve Türkiye üretimi bir dronun Yemen güçlerince düşürülmesi, gelişmelerin giderek kontrolden çıkabileceğini gösteriyor.

Mekke Anlaşması önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulup onaylansa bile meşruiyet kazanmayacaktır. Yüreğinin Filistin’de, Gazze’de attığını söyleyen siyasal İslamcılar, İsrail’e karşı mücadele eden Yemenlilere saldırmak için saf tutuyor. “Kâbe’yi yüz yıl sonra yine biz koruyacağız” diyen yandaş medya, aslında İsrail’i korudukları gerçeğini hasıraltı etmeye çalışıyor.

Sözümüz nettir: Türkiye emperyalizmin çıkarları için savaşa sokulamaz. Yeni Osmanlıcı hayallere hayır. Mekke Anlaşmasından acilen çıkılmalıdır!

 

Fon Soruşturmasını Haberleştirmek Suç Değildir!

SPK’nın 7 şirkete ait 131 fonu tasfiye etmesiyle patlak veren krizde oklar asıl sorumlulara değil, bu vurgunu halka duyuran gazetecilere yöneltilmiştir.

Soruşturmanın asıl muhatapları olan sermaye piyasasında işlem yapan isimler ve iddiaların odağındakiler tartışılmasın diye, süreci haberleştiren gazeteciler hedef alınmıştır. Ticaret Bakanı Ömer Bolat yatırım yaptığını doğrulayıp şikâyetçi olmuş; savcılık ise iddiaların üzerine gitmek yerine, haberi yapan gazetecilere dönük soruşturma açmıştır.

Yolsuzluk ve rant ilişkilerinin üzerini örtmek için “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” gibi esnek ve keyfi suçlamalar devreye sokulmuş; bu kapsamda gazeteciler Şaban Sevinç ve Sözcü editörü Mustafa Balcı tutuklanmış, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında ise önce adli kontrol kararı verilmiş, daha sonra ev hapsine çevrilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “gerçeği yansıtmayan bilgiler” uyarısı, hangi bilginin gerçek olduğuna karar verme yetkisini elinde tutan iktidarın sansür kılıfından başka bir şey değildir.

Emekçiler yoksullaşırken patronların fonlar üzerinden kazandığı bu soygun düzenini haberleştirmek suç değildir. Haber alma hakkı, halkın gerçeği öğrenme hakkıdır ve bugün doğrudan hedef alınmaktadır.

AKP, bu soygunun hesabını halka vermelidir! Gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır!

 

10 Ekim Katliamı’nı Unutmadık, Unutmayacağız!

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti. Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde savaşa, sömürüye ve gericiliğe karşı yan yana gelen yüzlerce insan, IŞİD’in düzenlediği bombalı saldırıya uğradı. 104 insanın yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı bu katliam, yalnızca barış talep eden insanlara değil; emekçilerin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik temelinde kurabileceği bir geleceğe yönelmiş kanlı bir saldırıydı.

10 Ekim, ülkemizin yakın tarihindeki en ağır suçlardan biri olmanın ötesinde, emperyalist müdahalelerin, gerici örgütlerin ve savaş politikalarının halklara ödettiği bedelin açık bir göstergesidir. Orta Doğu’yu emperyalist çıkarlar uğruna istikrarsızlığa sürükleyen, cihatçı örgütlerin güç kazanmasına zemin hazırlayan düzen; bugün hâlâ halkların yaşamını, emeğini ve geleceğini tehdit etmektedir. Emekçilerin ortak mücadele iradesini hedef alan bu katliamın siyasal ve toplumsal koşulları, sermaye düzeninden ve onun savaş politikalarından bağımsız değerlendirilemez.

Katliamın önlenebileceğine ilişkin istihbarat bilgilerinin ve saldırganların takip edildiğine dair açıklamaların kamuoyuna yansımasına rağmen saldırının engellenememesi, bu katliamın hesabını yalnızca bombaları patlatan İŞİD cellâtlarına indirgeyemeyeceğimizi açıkça göstermektedir. Saldırı öncesindeki uyarılara rağmen gerekli önlemleri almayanlar, cihatçı çetelerin ülke içinde örgütlenmesine göz yumanlar ve katliamın ardından siyasi sorumluluklarını gizlemeye çalışanlar da hesap vermek zorundadır. Emekçi halkın barış iradesini kana bulayan bu düzenin sorumluları, istihbarat raporlarının, mahkeme dosyalarının ve tarihin önünde aklanamayacaktır.

Bizler, 10 Ekim’de yitirdiğimiz canlarımızı yalnızca yasla değil, onların uğruna bir araya geldiği mücadeleyi büyüterek anıyoruz. Çünkü barış, emekçilerin sömürülmediği; halkların birbirine düşman edilmediği; gericiliğin, eşitsizliğin ve savaşın hüküm sürmediği bir ülke mücadelesinden ayrı düşünülemez. Bu karanlığa karşı gerçek bir çıkış, emekçi halkın örgütlü mücadelesinden, dayanışmasından ve ortak iradesinden geçmektedir.

Yitirdiğimiz yurttaşlarımızı unutmadık, unutmayacağız. Katliamın hesabı sorulacak, sorumlular açığa çıkarılacak. Emperyalizme, sömürüye, faşizme ve gericiliğe karşı emekçi halkın mücadelesi sürecek!

 

Smart Solar İşçilerinin Yanındayız!

Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Smart Solar 83 işçiyi işten atarken, sendikal hakları tanımamaya, alacakları ödememeye devam ediyor.

Patronlar, ücret baskısı kurabilmek, TİS görüşmelerinde sosyal hakları en aza indirmek, işçilerin diğer tüm taleplerini bastırabilmek, keyfi işten çıkarmalarda sorunla karşılaşmamak, işçi sağlığındaki denetimlerden kaçabilmek, iş durdurma, grev kararlarından kaçınmak için kendi istedikleri sendikanın örgütlenmesine izin verdikleri gibi, bunu da işçilere dayatıyorlar.

Smart Solar işçileri uzun zamandır Enerji-Sen sendikasına üye olup sendikanın yetki alması için örgütleniyordu. Bu süreçte işten atılmalara karşı direndiler ve yakın zamanda kazanım sağladılar. Patronun yanıtı ise 83 işçiyi daha işten atmak oldu.

İşçiler sendika iradelerinin tanınmasını, işten atılan arkadaşlarının işe dönmesini, alacaklarının ödenmesini istiyor ve direnmeye devam ediyor.

Sermayenin kâr hırsı, sendika seçme hakkına yapılan müdahaleye dönüşmektedir ve bu yalnızca Smart Solar çalışanlarına değil, tüm işçi sınıfının kazanımlarına ve örgütlenme özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır.

Biz bu saldırıya karşı Smart Solar işçilerinin yanındayız, Smart Solar işçileri yalnız değildir!

 

Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri Hakları İçin Direniyor!

Boğaziçi Üniversitesinde öğrencilerin kazanılmış haklarına yönelik saldırılar, son olarak yemekhane ücretlerine yapılan zamlarla yeni bir boyut kazandı. Yapılan son zamla birlikte yemek fiyatı 80 TL’ye çıkarıldı. Derinleşen ekonomik krizin faturasının her fırsatta öğrencilere kesilmesine itiraz eden Boğaziçi öğrencileri, günlerdir bu haksız zamma karşı kampüste haklı ve meşru bir direniş sergiliyor.

Öğrencilerin bir araya gelmesinden, dayanışmasından ve seslerini yükseltmesinden korkan atanmış rektör Naci İnci yönetimi ise çözümü yine baskı ve kolluk kuvvetlerinde buldu. Öğrencilerin temel taleplerine kulak vermek yerine, üniversite kampüsü kolluk kuvvetleriyle doldurularak adeta bir açık hava hapishanesine çevrildi. Günler boyunca yemekhanenin etrafı abluka altına alındı; öğrencilerin toplanma, ifade ve protesto özgürlükleri gasp edilmeye çalışıldı.

Yaşanan bu baskı süreci yalnızca bir yemekhane zammı meselesi değil; Türkiye genelinde üniversiteleri sessizleştirme ve biat ettirme politikasının doğrudan bir yansımasıdır.

Kazanılmış haklarımızın her geçen gün tek tek elimizden alındığı bu dönemde, AKP iktidarının üniversitelere yönelik yayınladığı genelgeler ve talimatlarla kampüs içindeki sesler tamamen yok edilmek isteniyor. Ekonomik krizle yoksullaştırılan, barınma ve beslenme sorunlarıyla boğuşan gençliğin, tüm bunlara ses çıkarması ise baskı yoluyla engellenmeye çalışılıyor.

Kampüsleri genelgelerle, polis ablukalarıyla susturmaya çalışanlara karşı verilecek en net cevap ise omuz omuza vererek mücadeleyi büyütmektir.

 

Birlik ve Dayanışma Hareketi: İzmir Halkının İradesi AKP’ye Teslim Edilemez! Cemil Tugay İstifa Etmelidir!

2023 yerel seçimlerinde İzmir halkının oylarıyla seçilen ve CHP’ye yönelik AKP’nin butlan darbesinden sonra bağımsız hareket edeceğini açıklayan Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesi İzmir halkının oylarının ve iradelerinin AKP’ye teslim edilmesi anlamına gelmektedir.

Foça ve Çiğli’nin ardından şimdi de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin AKP’ye teslim edilmesi düzen siyasetinin ve siyasetçilerinin iki yüzlülüğünü göstermesi açısından ayrıca önemlidir. Her seçim öncesinde “nabza göre şerbet veren”, halkın talepleriyle uyumlu söylemleri kürsülerden yükselten düzen siyasetçileri göreve başladıktan sonra sırtını halka dönmekte, koltuk ve makam sevdasına sıkı sıkıya sarılmaktadır.

AKP bugün seçme ve seçilme hakkı dâhil olmak üzere en temel yurttaşlık haklarını dahi ayaklar altına almakta, düzen muhalefetinin halka seçenek olarak sunduğu ilkesiz programsız adayları da  “belediyecilik ve hizmet için” diyerek AKP’nin bu adımlarına ortak olmaktadır.

İzmir halkının iradesi AKP’ye teslim edilemez!

Gömlek değiştirir gibi parti değiştiren, halkın taleplerini ve kararını önemsemeyen bu siyaset anlayışıyla hesaplaşılması gerekmektedir.

Halkı göz göre göre kandırmaktan, aldatmaktan geri durmayan düzen muhalefeti AKP iktidarının halka karşı işledikleri suçlara da ortak olmuştur. Bu suç ortaklığına emekçileri ikna edemezsiniz. İzmirliler halk düşmanlarına yanıtı; eşitlik, laiklik, bağımsızlık mücadelesini yükselterek verecek.

Birlik ve Dayanışma Hareketi olarak tüm İzmirlileri kentine sahip çıkmaya, İzmir’i AKP’ye de halkın iradesini yok sayan düzen siyasetçilerine de teslim etmemeye çağırıyoruz!

Mahalle mahalle, ilçe ilçe yan yana gelelim, birlik ve dayanışmayı yükseltelim!

Kentimizi, memleketimizi ve geleceğimizi karanlığa ve sahte umutlara teslim etmeyelim!

 

Sosyalist Liseliler’den Fransız Konsolosluğu Önünde Eylem: Direnişi Selamlıyoruz!

Sosyalist Liseliler İzmir Konak’ta bulunan Fransız Konsolosluğu önünde Fransa gençliğinin günlerdir süren mücadelesini selamlamak ve Fransız hükümetinin baskı politikalarına karşı protesto eylemi gerçekleştirmek için buluştu.

Eylemde okunan basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Fransa’da Direnen Liseli Gençliğin Yanındayız

29 Eylül’de Fransa’da lise öğrencileri ülkenin dört bir yanında harekete geçti. Eğitim ve yaşam koşullarını tehdit eden politikalara karşı okulları, sokakları ve meydanları terk etmeyen Fransa’daki sıra arkadaşlarımızı; eylemlere destek veren üniversitelileri ve öğrencilerinin yanında olan öğretmenleri dayanışmayla selamlıyoruz!

Yetersiz ve niteliksiz okullar, eğitimi kötü etkileyecek kadar kalabalık sınıflar, hukuksuz şekilde fazla çalışmaya zorlanan öğretmenler; eğitim ücretlerinin 16 kat kadar artması, lisansa geçiş sınavlarındaki liyakatsiz ve ırkçı- ayrımcı sağ politikalar gibi nedenler başta olmak üzere hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı’na karşı protestolar düzenleyen sıra arkadaşlarımıza yalnız olmadıklarını; mücadelemizin ve sorunlarımızın ortak olduğunu söylemek için Fransız Konsolosluğu’ndan sesleniyoruz:

Türkiye’de de dinci-gerici, ayrımcı ve sermaye yanlısı piyasacı politikalarla şekillendirilmeye çalışılan eğitim sistemi; bizleri geleceksizliğe ve karanlığa mahkûm etmek istiyor. Ezberci ve sınava odaklı eğitim sistemi, her gün daha fazla bilimsellikten uzaklaşan gerici müfredat, her yıl onlarca sıra arkadaşımızı kaybettiğimiz meslek liselerinde uygulanan MESEM projesi biz liselilerin yaşamına ve geleceğine kast ediyor.

MESEM’lerle ölümlere, ÇEDES projesiyle gericileşmeye sebep olan iktidar; her gün gençliği daha fazla kuşatmak için elinden geleni ardına koymuyor! Ekonomik krizin sonuçlarıyla karşılaşan sıra arkadaşlarımızın pek çoğu yarı zamanlı işlerde güvencesiz ve sigortasız çalıştırılıyor. Çocuk işçiliği ülkemizde meşru hale getiren bu iktidar, açıkça geleceğimizi çalıyor. Sosyal aktivitelerden uzak, ilgi ve yeteneklerini gerçekleştiremeyen, geçim sıkıntısıyla boğuşurken bir de dershanelere ve özel derslere mecbur bırakılan bir sömürü sistemi inşa ettiler. Hem okullarda derslerin niteliği düşük, hem de hayat pahalılığı yüzünden milyonlarca genç aileleri tarafından ek derslere, dershanelere, özel okullara gönderilemiyor. Yarattıkları bu eşitsiz-piyasacı düzenin yükü ise biz gençlerin omuzlarında!

Çok iyi biliyoruz ki onlar susan, biat eden, düşünmeyen ve sorgulamayan bir gençlik istiyor ancak görülüyor ki ne dünyada ne de ülkemizde gençlik onların çizdiği sınırlara sığmıyor! Sosyalist Liseliler olarak; eşit ve parasız eğitimi, sömürüsüz bir yaşamı, aydınlık bir geleceği istiyoruz. İktidarın, kapitalist düzenin gençliğe dönük saldırılarını kabul etmiyoruz! Geçen yıl ülkemizde başlayan ve günlerce süren 19 Mart eylemlerinde tüm saldırılara rağmen bizler sokakları, meydanları terk etmemiştik. Biliyoruz ki Fransa’da direnen sıra arkadaşlarımız da bugün aydınlık bir gelecek, eşit ve kardeşçe bir yaşam için mücadele ediyorlar. Coğrafi konumumuz farklı ancak bizi sömüren sistem aynı; ülkelerimiz farklı ancak iktidardaki sağcı-gerici karanlık aynı. Bu karanlık ve çürümüş düzenden tek çıkış yolunun sosyalizm olduğunu çok iyi biliyoruz. Çünkü iki seçeneğimiz var: Ya barbarlık ya sosyalizm!

Türkiye’den Fransa’daki eylemleri selamlarken; oradaki arkadaşlarımızın taleplerini de söylemek istiyoruz: Eğitime daha fazla bütçe ve kaynağın ayırılması, öğretmen açığının giderilmesi, kalabalık sınıfların azaltılması, bakımsız ve sağlıksız fiziki koşullara sahip okulların yenilenmesi, Parcoursup ve MonMaster gibi yükseköğrenim yerleştirme programlarındaki ayrımcılığın yok edilmesi için bu iki programa son verilmesi, eğitim harçlarının hızlı artışının durdurulması, yerleştirme sisteminde ırkçılığa ve ayrımcılığa son verilmesi, gözaltındaki öğrencilerin serbest bırakılması ve baskıların sona erdirilmesi direnişlerinin başlıca taleplerini oluşturuyor.

Gericilere-sağcı iktidarlara-patronlara karşı Fransa’daki gençliğin yürüttüğü bu direniş, dünyanın neresinde olursa olsun aydınlığın, eşitliğin ve özgürlüğün safında olan herkesi gururlandırdı. Türkiye’den sıra arkadaşlarınız olarak bizler, sizinle aynı heyecanı ve mücadeleyi paylaşıyoruz. Fransa’da ilan edilen genel eylem çağrısının olduğu 6 Ekim gününde, bizler de Fransız Konsolosluğu önünden sesleniyoruz. Kemer sıkma politikalarıyla faturayı ödemeyi reddediyoruz diyen Fransa’daki arkadaşlarımıza dayanışmamızı bir kez daha iletiyoruz! Şimdiye kadar beş bin olduğu tahmin edilen gözaltıların derhal son bulmasını, hâlâ gözaltında olan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz.

Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik İçin: Ya Barbarlık Ya Sosyalizm!

Sosyalist Liseliler

06.10.2026

 

Birlik ve Dayanışma Buluşmalarına Çağrı: Yeni Osmanlıcı Karanlığa Karşı Emekçilerin Cumhuriyeti İçin Buluşuyoruz!

ABD’sinden AKP’sine, Tom Barrack’ından düzenin sahte umutlarına kadar herkes Yeni Osmanlıcılıkta birleşmiş durumda. Bölgemizi ve ülkemizi emperyalizmin at koşturduğu, gericiliğin palazlandığı, sömürünün derinleştiği bir karanlığa sürüklemek istiyorlar.

Yeni Osmanlıcılık, emperyalizmin ve siyonist İsrail rejiminin adımlarına ortak olmak demektir.

Yeni Osmanlıcılık, yurttaşlık haklarının ortadan kaldırıldığı bir istibdat rejiminin tescillenmesi anlamına gelmektedir.

Yeni Osmanlıcılık, patronların kar hırsı için emekçilerin yoksullaşması, emekçi çocuklarının Mesem’lerde öldürülmesi, emeklilerin yaşamdan koparılması demektir.

Yeni Osmanlıcılık, kadınların gericilik ve şiddet sarmalıyla kuşatılması demektir.

Bize emekçilerin Cumhuriyeti gerek!

Ülkemize, geleceğimize, haklarımıza sahip çıkmak için emekçilerin birlik ve dayanışmasının yükseltilmesi gerek!

Yeni Osmanlıcı karanlığa karşı memleketimiz ve geleceğimiz için buluşuyoruz. Birlik ve Dayanışma Buluşmaları’na tüm emekçileri davet ediyoruz!

İstanbul

Avcılar 18 Ekim Pazar 15.00

Gazi Mahallesi 18 Ekim Pazar 14.00

Kadıköy 18 Ekim Pazar 14.00

Bağcılar 25 Ekim Pazar 15.00

Esenyurt 25 Ekim Pazar 15.00

 

İzmir

Buca

18 Ekim Pazar 15.00

Vesta Cafe

Karşıyaka

25 Ekim Pazar 16.00

BKP Karşıyaka İlçe Örgütü

 

Aydınlanma Okulları Başlıyor!

Sosyalist Liseliler tarafından liseli gençliğin katılımıyla düzenlenen Aydınlanma Okulları ilk oturumlarını gerçekleştirmek için kolları sıvadı. İstanbul ve Bursa’da düzenlenmeye başlanan Aydınlanma Okulları, önümüzdeki günlerde diğer illerde de liseli gençlikle buluşmaya başlayacak.

 

Sosyalist Düşünce Toplulukları Söyleşisine Çağrı

Sosyalist Düşünce Toplulukları İstanbul’da “AKP’nin Yeni Osmanlıcı Düzeni Dikiş Tutar Mı?” başlıklı bir söyleşi geçekleştireceğini duyurdu ve çalışmalarına başladı. SDT, 24 Ekim Cumartesi günü 15.00’de Tatavla Sahne’de gerçekleştirilecek söyleşiye tüm üniversiteli gençliği davet ediyor.

Komünist Birlik | 2025